|
Bu broşür, 25 Ocak 1985'te Leon Troçki Çevresi tarafından düzenlen "Küba:
|
|
Kastro ve Kasroculuk" başlıklı toplantıya sunulan metnin çevirisidir.
|
|
***
|
|
Karayip adalarının en büyüğü olan Küba, ABD sahillerine 180 km. Uzak-
|
|
lıktadır. Fransa'nın beşte biri büyüklükte ve 10 milyon nüfusa sahip
|
|
Küba, 25 yıl önce (35'inci yıl, çev.) Latin Amerika'nın sömürülen
|
|
halklarına, hatta tüm dünyaya büyük bir süpriz yaptı. Çünkü bir yıl önce
|
|
gerilla ordusu sayesinde iktidara gelen Kastro ABD'nin yatırımlarının
|
|
büyük bir kısmını devletleştirerek bu dev komşusuna açıkca meydan
|
|
okumuştu.
|
|
Bugün (Ocak 1985) bu karardan 25 yıl, Kastro'nun iktidara gelmesin-
|
|
den 26 yıl sonra Küba rejimi ABD emperyalizmine karşı meydan okuyarak
|
|
ayakta kalabilmiştir. Fakat Latin Amerika halkları arasında uyandırdığı
|
|
umutlardan geriye ne kalmıştır? Geriye fazla birşey kalmamıştır. Çünkü
|
|
Fidel Kastro Küba'ya ne bir refah ne de bir özgürlük getirebilmiştir.
|
|
Kastro dış siyasetinde SSCB'nin bir müttefikidir ve şeker satıp Küba
|
|
ekonomisinin ayakta kalmasını sağlayan mamül ürünleri almaktadır. Fakat
|
|
artık Fidel Kastro, Latin Amerika halklarının kurtuluş ümidi olmaktan
|
|
çıkmıştır.
|
|
1959 yılında Küba, Latin Amerika'da ABD çıkarları açısından Venez-
|
|
üella'dan sonra ikinci ülke konumundaydı. ABD sermayesi demiryolu
|
|
taşımacılığının, elektrik ve telefon şirketlerinin yüzde 50 ile yüzde
|
|
90'ına sahipti. Tüm maden kaynakları ABD şirketlerinin denetimi altın-
|
|
daydı. Genellikle bu şirketler bu madenlerin çoğunu da çalıştırmıyordu.
|
|
Küba adasının en temel gelir kaynağı şeker kamışıydı. En iyi toprakların
|
|
yüzde 25'i ABD sermayesine aitti. 115 şeker rafinerisinden 41'i ABD
|
|
şirketlerinindi. İhracat ürünlerinin yüzde 80'ini oluşturan şekerin yüzde
|
|
40'ını ABD sermayesi denetliyordu.
|
|
Bu durumda Küba ile ABD arasındaki 1934'ten beri yüyürlükte olan
|
|
şeker anlaşmasına göre ABD her yıl belirli bir miktar şekeri dünya
|
|
fiyatlarından daha pahalıya satın almayı kabul etmesi büyük ölçüde ABD
|
|
sermayesine yarıyordu. Çünkü söz konusu miktarın yarısı ABD sermayesi
|
|
tarafından üretiliyordu. Fakat bu anlaşmanın karşılığı ise, Küba'nın ABD
|
|
ürünlerine kapılarını sonuna kadar açması ve ayrıcalıklı düşük vergi
|
|
uygulamaları olmuştur.
|
|
1959 yılında Kastro iktidara geldi. Fakat Küba tarihi önceleri de
|
|
çok çalkantılı olmuştur. Küba Kristof Kolomb'un adayı'yı keşfettiği 27
|
|
Ekim 1492 yılı ile adanın bağımsızlığa kavuştuğu 25 Ekim 1898 yılı
|
|
arasındaki 406 yıl boyunca İspanyol sömürgesiydi. Bu süre içinde Küba da
|
|
diğer Latin Amerika ülkeleri gibi İspanyol işgalcilerinin (Konkistador)
|
|
yağmalarını ve yerli kızılderili halkın soy kırımlarını yaşamıştı. Daha
|
|
sonra şeker kamışı üretimi için Afrika'dan yüzbinlerce siyah köle
|
|
getirilmişti. Bu süre içinde Kübaya yerleşen İspanyol halkı da İspanyol
|
|
boyunduruğuna karşı defalarca isyan etmişlerdi. Bu isyanlar çok kan
|
|
akıtılarak bastırıldı.
|
|
1898 yılında ise iki kurtuluş savaşı yaşandı. ABD'nin askeri
|
|
müdahalesi sonucu olarak Küba İspanyol sömürgesi olmaktan kurtuldu. Fakat
|
|
bu defa da 1960 yılına kadar ABD emperyalizminin yarı sömürgesi olmuştu.
|
|
ABD, 1920 yılına kadar bir kaç defa adaya askeri müdahalede bulunmuştur.
|
|
Bugün bile adanın Guantanamo bölgesinde bir ABD askeri üssü bulunmak-
|
|
tadır.
|
|
1900 yılından sonra Küba'da genellikle demokratik olmayan bir kaç
|
|
seçim ve bir kaç da askeri darbe yaşanmıştır. Bu dönemde işçi mücadele-
|
|
leri ve bazı büyük grevler yaşanmıştır (EK'e bakınız). Latin Amerika'da
|
|
istisna bir olay Küba'da yaşanmıştır. 1942-1944 yılları arasında
|
|
hükümette komünist bakanların görev almıştır. ABD bu işte hiç bir
|
|
sakınca görmemiştir.
|
|
O zamanlar ülkeyi yöneten Batista isimli bir askerdi. Fidel Kastro
|
|
iktidarı bu kişinin elinden almıştır. Bu Batista isimli şahıs Küba'nın
|
|
siyasi hayatında yeni birisi değildi. 1933'de basit bir çavuştu. O yıl
|
|
"öğrencilerin ve alt rütbeli subayların yaptığı bir darbe sonucu ordu
|
|
başkanlığına yükseldi. Bu yeni görevi nedeniyle de işçi grevlerini
|
|
bastırdı ve 1940'a kadar perde arkasından iktidarı yönetti. 1940 yılında
|
|
başkan seçildi. 1940'ta hükümette komünist bakan atayan ve Küba'nın en
|
|
demokratik anayasası gerçekleştiren de o olmuştur (kadınlara oy hakkı
|
|
tanındı, halbuki Fransa'da kadınlara oy hakkı 1945 yılında tanınmıştı).
|
|
Fakat bu anayasa kısmen uygulandı.
|
|
Batista 1944'de seçimlerden sonra iktidarı terk etti, fakat yine de
|
|
ordu yöneticileriyle yakın ilişkilerini sürdürdü. 1952'de askeri darbe
|
|
sonucu iktidara yeniden geldi.
|
|
İşte Fidel Kastro'nun yıktığı rejim, bu Batista rejimi idi. O
|
|
zamanlar Batista bir diktatördü. Ve tüm diğer diktatörler gibi çok zengin
|
|
olmayı başarmıştı. Devlet, kamu sermayesi, yolsuzluklar, hatta fuhuş ve
|
|
kumar Batista'nın kişisel servet edinmesine yaradı. Tabii şunu da eklemek
|
|
gerekir ki, Batista'dan önceki yöneticiler de ondan farksız davranmadı-
|
|
lar. Batista'nın hakim sınıf üyeleri arasında bir çok siyasi düşmanı
|
|
vardı. Fakat bu düşmanlık demokrasi dürtüsüyle değil, kişisel rekabet
|
|
sebebiyle idi.
|
|
Diktatörlüğe karşı muhalefetin başlangıcı
|
|
10 Mart 1952'de Batista öncülüğünde gerçekleştirilen askeri darbe,
|
|
darbeden beş yıl önce kurulan muhalefetteki Ortodoks Partisi'nin tüm
|
|
ümitlerini yıkmıştı. Ortodoks Parti rejimin ve devletin yolsuzluklarını
|
|
teşhir ettiği için çok sevilen bir parti durumuna gelmişti.
|
|
Ortodoks Parti kurucusu Eduardo Chibas çok ateşli konuşmaları ve
|
|
sonuçta televizyon önünde bir protesto şekli olarak intihar etmesi
|
|
gençliği alevlendirmişti. Eğer Batista öncülüğünde darbe olmasaydı 1952
|
|
Haziran'ında yapılması kararlaştırılan seçimlerde Ortodoks Parti'nin
|
|
iktidara gelmesine kesin gözüyle bakılıyordu.
|
|
Ortodoks Parti'nin gençleri, parti yöneticilerinin eylemsizliğinden
|
|
bıkıp eylem kararı aldılar. Bu gençlerden biri de Fidel Kastro idi. Eğer
|
|
kararlaştırılan seçimler zamanında yapılsaydı, Kastro Ortodoks Parti
|
|
adayı olarak seçimlere katılacaktı.
|
|
1952'de Kastro 26 yaşında bir avukattı ve mesleğinden kazandığı para
|
|
yetersiz olduğu için kötü şartlarda yaşıyordu. Kendi kuşağı muhalif
|
|
aydınlarının iyi bir temsilcisiydi. Zengin bir ailenin çocuğu idi.
|
|
Babası yolsuzluklarla zengin olmayı başarmış ve Oriente eyaletinde çoğunu
|
|
şekerden kazandığı gelirle satın aldığı bir çiftliğe sahipti.
|
|
Fidel Kastro ilk öğrenimini kiliseye ait bir kolejde yaptı.
|
|
Havana'da hukuk fakültesini okudu. Çok canlı ve heyecanlı olan Kastro,
|
|
bazı yönleriyle gangasterliği andıran üniversitedeki siyasi hayata aktif
|
|
olarak katılmıştı.
|
|
Ortodoks Parti önderleri Chibas'ın intikamını alma hevesiyle
|
|
büyümeye başladığında Fidel Kastro partiye üye olup, partinin gençlik
|
|
kollarında faaliyet sürdürdü.
|
|
Ocak 1953'te Ortodoks Parti'nin gençlik kollarından bir grup rejime
|
|
muhalif öğrenciyle eylemler başlattı.
|
|
Aynı yılın Pak tatilinde (hiristiyan dini bayramı) bir darbe
|
|
girişimi olmuştu. Kastro, Harp Okulu profesörü Dr. Rafael Garcia
|
|
Barcena'nın, kurucusu olduğu Milli Devrimci Hareket Partisi üyeleri,
|
|
liberal aydınlar ve ögrencilerle birlikte Batista'yı iktidardan indirmek
|
|
için Havana yakınlarındaki Kolombiya kışlasına doğru harekete geçtiler.
|
|
Profesörün planı orduyu ayaklandırmaktı. Fakat bu girişim başarısızlıkla
|
|
sonuçlandı. Darbe girişimine katılanların hepsi tutuklandı ve Milli
|
|
Devrimci Hareket dağıldı.
|
|
Klasik partilerin eylemsizliğine alternatif olmak amacıyla bir çok
|
|
örgüt ortaya çıktı.
|
|
Kastro ise, Havana'da küçük eylem gruplarından oluşan bir kaç yüz
|
|
genci bir araya getirdi. 26 Temmuz 1953'te bu gençlerden oluşan 160
|
|
kişilik bir silahlı güçle adanın diğer ucunda yer alan Oriente eyaletinde
|
|
bulunan Büyük Santiago Kışlasının bine yakın asker barınan Moncada
|
|
bölümüne saldırıya geçti.
|
|
Amaçlanan beklenmedik bir şekilde kışlaya saldırıp mevcut silahlara
|
|
el koymaktı. Daha sonra radyo ile halkı ayaklanmaya çağırarak Oriente
|
|
eyaletini isyana teşvik etmekti.
|
|
Kışlaya yapılan baskın başarısız oldu. Kastro'nun saldırı planı daha
|
|
önce kışlaya ulaşmıştı. Yine de saldırıdan vazgeçilmedi. Çatışma
|
|
sonucunda 3 subay ve 16 asker öldürüldü.
|
|
Buna tepki olarak vahşice baskılar arttı. Santiago şehri kuşatıldı.
|
|
Havana'ya kaçmak isteyenler dahil bir çok militan tutuklandı; işkence
|
|
gördü; öldürüldü. Hatta esir alınan 68 kişi vahşice katledildi.
|
|
Batista bu vahşi cinayetler yoluyla intikam alıyordu. Çünkü Kastro
|
|
ordunun 160 üniformasını ele geçirmişti ve gizli servislerin haberi
|
|
olmadan 160 kişiyle Havana'dan silahlı olarak adanın en önemli kışlasına
|
|
saldırı gerçekleştirmişti.
|
|
Uygulanan baskıların vahşeti karşısında Santiago şehri ileri
|
|
gelenleri, başta arşevek (dini önder) ve baş savcı olmak üzere baskıları
|
|
protesto ettiler ve kimi tutsakların hayatlarını kurtardılar. 20 kadar
|
|
taraftarıyla Sierra bölgesine kaçan Kastro, bir kaç gün sonra ihbar
|
|
edilmesi sebebiyle tutuklandı. Moncada Kışlasına saldıranların yargılan-
|
|
ması Ekim ayında yapıldı. Kastro'nun kendini savunduğu bu davada, adeta
|
|
rejimi yargıladı: "Avukatların yaptığı gibi suçlunun serbest bırakıl-
|
|
masını talep etmeyeceğim. (...) Başkanın bir katil ve hırsız olduğu bir
|
|
ülkede onurlu insanların öldürülmesi ya da cezaevlerine konulması
|
|
normaldir. Beni mahkum edebilirsiniz, bunun önemi yoktur; çünkü tarih
|
|
beni beraat ettirecektir". Sonuç olarak Kastro 15 hapise mahkum oldu.
|
|
Fidel Kastro cezaevinde savunmasını yazı haline getirdi. Rejimi
|
|
teşhir ederek programını 5 temel maddede belirtti:
|
|
1. 1940 Anayasasının yeniden yürürlüğe girmesi; geçici bir hükümetin
|
|
kurulması; adalet sisteminin temizlenmesi;
|
|
2. Tüm çiftçiler, ortaklıkla toprağı ekenler ve toprak kiracılarına
|
|
işledikleri toprakların 70 hektarını ya da daha azsa tümü mülk olarak
|
|
verilecektir; toprak sahipleri devletten tazminat alacaklardır;
|
|
3. Ticaret, sanayi ve maden işletmelerinde çalışan memur ve işçilere
|
|
kârların yüzde 30'u dağıtılacaktır;
|
|
4. Çiftlik sahipleri elde edilen şekerin yüzde 55'i üzerinde hak
|
|
iddia edebilecklerdir;
|
|
5. Yolsuzlukla elde edilen tüm zengilikler, işçi emekçi kasalarına,
|
|
hastanelere, sığınma evlerine ve fakirhanelere verilecektir.
|
|
Kastro bir de şunu ekliyordu: "Mücadele biter bitmez bu kanunlar
|
|
resmileşecektir ve (...) ardından bir çok temel kanun gelecektir. Örneğin
|
|
tarım reformu, eğitim sisteminin tamamen değiştirilmesi, elektrik ve
|
|
telefon tröstünün devletleştirilmesi. Bu şirketlerin halktan fazlasıyla
|
|
topladıkları paraların iade edilmesi, maliyeden kaçırılan vergilerin
|
|
toplanması..."
|
|
Aslında bu program 1940 Anayasasının bir özeti idi. Ne daha azı ne
|
|
de daha fazlası. Zaten Batista'ya karşı tüm muhalefetin programı da
|
|
buydu.
|
|
1940 Anayasası'nın metni bazı yönleriyle esnek olduğu için farklı
|
|
yorumlara da yol açabiliyordu (özellikle toplumsal kararlarla ilgili
|
|
bölümü). Bu nedenle herkes kendi çıkarına göre yorum yapıyordu.
|
|
Kastro böyle bir programı somut ve bağlayıcı bir programa tercih
|
|
etti. Çünkü somut bir program farklı ittifakları sınırlayabilirdi.
|
|
Sonuçta Kastro'nun savunması en geniş programı oluşturmuş oldu.
|
|
1954 ve 1955 yıllarında ekonomik iyileşme Batista rejimini
|
|
sağlamlaştırır gibi oldu. Ekim 1953'ten beri diktatörlük olağanüstü hali
|
|
ve sansürü kaldırdı. 1 Kasım 1954'te seçim yapmayı kararlaştırdı ve bu
|
|
seçimleri kazandı. Mayıs 1955'te iktidarını o kadar sağlam görüyordu ki,
|
|
tüm siyasi suçluları serbest bıraktı.
|
|
Serbest bırakılanlardan ve başarısız 1953 darbesi lideri Garcia
|
|
Barcena silahlı mücadeleden vazgeçti. Diğer bazı gruplar da kendiliğinden
|
|
silahlı mücadeleyi terk ettiler. Muhalefet dağılacak gibi gözüküyordu.
|
|
Fidel Kastro da serbest bırakılmıştı. 1955 Mayıs'ında cezaevinden
|
|
çıktığında, Barcena'nın eski taraftarlarından bazıları, örneğin Frank
|
|
Pais, Kastro'yu destekledi. Fakat genel siyasi hava legal imkânlara bel
|
|
bağlamak yönündeydi. Kastro yalnız kaldığı için ve Batista'nın katilleri
|
|
tarafından öldürülmekten korktuğu için Temmuz 1955'te ülke dışına çıkmayı
|
|
tercih etti.Fakat ayrılmadan önce eylem gruplarını oluşturan Hareketin
|
|
başına Frank Pais'i atadı. Bu Haraket, Kastro'nun Moncado kışlasını ele
|
|
geçirme girişim tarihi olan 26 Temmuz nedeniyle 26 Temmuz Hareketi olarak
|
|
adlandırıldı.
|
|
Küba'da Komünist Parti ve 26 Temmuz Hareketi dışındaki tüm
|
|
muhalefet, yeni bir seçim yapılmasını isteyip Batista ile diyalog kurmaya
|
|
çalıştı.
|
|
Kastro'nun dönüşü
|
|
Batista'dan hiçbir taviz elde edilemediği için Aralık 1955'ten itibaren
|
|
öğrenciler, şeker işkolunda çalışan işçiler ve askerler arasında yeniden
|
|
kıpırdamalar başladı.
|
|
Santiago ve Havana Üniversitelerinde yeniden yürüyüşler düzenledi
|
|
ve öğrenci hareketi lideri Echevarria, Batista'ya karşı Devrimci Önderlik
|
|
adıyla yeni bir silahlı örgüt kurdu.
|
|
Aynı zamanda 500 bin şeker işçisi hakları olan ikramiyelerini
|
|
alabilmek ve iktidar yanlısı sendikacıları sendika yönetimden uza-
|
|
klaştırmak için bir grev başlattılar. Sonuçta grev bastırılacaktır.
|
|
Orduda komplolar yeniden başladı. Nisan 1956'da Barcena taraftarı
|
|
liberal subaylar, Albay Roman Barquin önderliğinde Colombia askeri
|
|
kampını ayaklandırmaya çalıştılar. Fakat ihbar edilip tutuklandılar.
|
|
Mayıs 1956'da 100 civarında silahlı adamdan oluşan bir grup
|
|
Mantanzas kışlasını ele geçirmeye çalıştı. Bu girişim de başarısızlıkla
|
|
sonuçlandı. Sonuç olarak tüm anayasal özgürlükler yeniden askıya alındı.
|
|
Bu arada Fidel Kastro, sığındığı Meksika'da, tüm enerjisini birkaç
|
|
düzine militandan oluşacak bir grup oluşturmaya harcıyordu.
|
|
İmkânlarını kullanıp para ve silah biriktirmeye ve Batista'ya karşı
|
|
olan gruplarla ilişkilerini sürdürmeye çalışıyorlardu.
|
|
Kastro Eylül 1956'da Mexico şehrinde Devrimci Önderlik grubu lideri
|
|
Echevarria ile görüştü ve bir işbirliği anlaşması imzaladı. Eski Başkan
|
|
(1948'de seçilmişti) Prio Socarras ile görüştü ve ondan bir kaç onbin
|
|
dolar elde etti.
|
|
Kastro Küba'daki taraftarı Frank Pais önderliğindeki 26 Temmuz
|
|
Hareketi silahlı gruplarıyla ilişki kurdu. -bu sırada sayıları bir kaç
|
|
yüzü buluyordu, ve daha çok Santiago bölgesinde konumlanıyorlardı-, ve
|
|
Küba'ya bir çıkarma planı yaptı.
|
|
Bu çıkarma 30 Kasım 1956'da gerçekleştirilecekti. O gün Frank Pais
|
|
ve eylem grupları Santiago şehrini ele geçirip tüm Oriente eyaletini
|
|
ayaklandıracaklardı. Mexico'dan gelecek olan Kastro ve taraftarları da
|
|
bu ayaklanmayı destekleyeceklerdi.
|
|
30 Kasım günü Frank Pais ve askeri üniforma giymiş silahlı 300
|
|
taraftarı Santiago şehri genel polis merkezine ve cezaevine saldırıp
|
|
siyasi tutukluları serbest bıraktılar. Saldırılarını bir sonraki gün de
|
|
devam ettirdiler. Başka bazı resmi binaları, merkezleri ele geçirdiler.
|
|
Aynı gün 24 saatlik bir genel grev Santiago şehrinde hayatı durdurdu.
|
|
Batista olağanüstü hal ilan edip askeri takviye göndererek şehri yeniden
|
|
ele geçirdi. Kastro, Che Guevera ve 82 arkadaşı Granma isimli gemiyle
|
|
adaya olaylardan sonra ulaştılar.
|
|
Ordu ayaklanmaya katılanların çoğunu katletti. Kastro sağ kalan 15
|
|
silahlı taraftarıyla Sierra Maestra bölgesine çekildi.
|
|
Gerilla hareketinin başlangıcı
|
|
Sierra Maestra bölgesi Küba'nın güneyinde ve en yüksek noktası 2 bin
|
|
metre olan sarp ve ıssız dağlarla çevrili bir bölgeydi. Bölge bir kaç
|
|
büyük toprak sahibine aitti. Topraklar verimsiz olduğu için tarım
|
|
yapılamıyordu. Arada bir yoksul köylüler gelerek izinsiz olarak
|
|
yerleşiyorlardı ve sonra da zorla bölge dışına çıkartılıyorlardı. Birde
|
|
bölgede dolaşan eşkiyalar vardı. Hatta bunlardan bazıları Kastro'ya
|
|
yardım etmiştir.
|
|
1956 yılı sonunda ve 1957 yılı başında Batista rejimi daha da
|
|
canileşti. Polisin ve ordunun uyguladığı vahşet, özellikle şehirlerde
|
|
yaşayan orta tabakalarda diktatörlüğe karşı olan nefreti artırdı. Örneğin
|
|
Oriente bölgesinde farklı muhalif gruplara ait 22 genç Noel tatili içinde
|
|
polis tarafından katledildiler.
|
|
26 Temmuz Hareketi Halk arasında rejimin cinayetlerine karşı
|
|
uyanan kin duygularını değerlendirip, Batista rejime karşı olan liberal
|
|
burjuva çevrelerini, onların hiç bir siyasetine bağlı olmadan, bir sivil
|
|
muhalefet hareketi etrafında toplamaya çalıştı. 26 Temmuz Hareketi işte
|
|
bu oluşum yoluyla para ve silah elde etti.
|
|
Sierra bölgesinde köylülere karşı uygulanan korkunç baskılar,
|
|
köylüleri yavaş yavaş gerilla hareketine doğru itmeye başladı. İlk
|
|
başlarda gerilla hareketi müthiş zorluklarla karşılaştı. İhbar edilme
|
|
korkusu, tek başına kalma, açlık, susuzluk bir de hiç tanımadıkları bir
|
|
bölgede bulunmanın getirdiği zor yaşam koşulları söz konusuydu. Bazı
|
|
gerillalar yeniden şehre geri dönmek istediler. Kastro, bu gibi
|
|
girişimleri itaatsizlik, firar ve bozgunculuk olarak değerlendirip, ölüm
|
|
cezası uyguladı. Küçük silahlı gruplarda bir gelişme olmuyordu. Bazen
|
|
gerillaya bir kaç yeni katılım oluyordu. Fakat diğer yandan grubu terk
|
|
edenler oluyordu. Kastro ve arkadaşlarının gerilla hareketini baş-
|
|
lattıklarından iki ay sonra bile sayıları 20'ye çıkmamıştı.
|
|
İlk aylarda ülkenin, Kastro'nun küçük silahlı grubundan haberi bile
|
|
yoktu. Hatta Batista, bu silahlı grubu tamamen yok edip, şefini bile
|
|
öldürdüğünü iddia ediyordu.
|
|
Kastro, sessizliği bozmak için değişik bir yönteme başvurdu.
|
|
Sierra'ya Herbert Mathius isimli Amerikan gazetecisini davet etti. 17
|
|
Şubat 1957 günü kurnazca bir mizansenle gazeteciye çok büyük silahlı
|
|
güçlere sahip olduğu izlenimini verdi ve onunla bir söyleşi yaptı.
|
|
New York Times gazetesinde fotoğraflarla birlikte Mathius'un haberi
|
|
yayınlanınca büyük etki yarattı. Bu olay Fidel Kastro'yu hem dünyaya
|
|
tanıttı hem de Küba'da reklamını yapmış oldu. Bu ise, 26 Temmuz Hareke-
|
|
tinin şehirlerdeki gençler arasında taraftar bulmasına yardımcı oldu.
|
|
Böylece Kastro'ya ilk destekler gelmeye başladı.
|
|
Bundan böyle Kastro gazetecilerle olan ilişkilerini iyi kullandı.
|
|
Küba'dan bahsetmek isteyen gazeteciler Sierra Maestra bölgesine uğramaya
|
|
başladılar.
|
|
Gazetecilerin yaptığı bu tanıtma Kastro için çok önemliydi. Çünkü
|
|
Kastro'nun grubu Batista'ya karşı mücadele eden bir çok gruptan sadece
|
|
bir tanesiydi. Hatta en küçüklerinden biriydi.
|
|
Fidel Kastro Sierra Maestra bölgesine yakın kışlalara bir kaç
|
|
başarılı saldırı düzenledi. Fakat 1957 yılında en büyük ve başarılı
|
|
saldırıları gerçekleştiren hala, diğer silahlı gruplar idi.
|
|
Örneğin Echevarria Devrimci Önderlik grubu ve eski başkan Prio'ya
|
|
bağlı bir grup 13 Şubat 1957'de Başkanlık Sarayına karşı silahlı saldırı
|
|
düzenlemişlerdi.
|
|
50'ye yakın silahlı adamdan oluşan silahlı grupu, beklenmedik bir
|
|
şekilde Saraya girdi, fakat diktatörü öldürmeyi başaramadı. Aynı anda
|
|
Echevarria önderliğinde bir komando grubu ise bir radyo istaysonunu ele
|
|
geçirip Batista'nın öldürüldüğü haberini duyurdu. Bu eylem Echevarria
|
|
dahil 50 silahlı militanın öldürülmesiyle sonuçlandı. Fakat yine de
|
|
Havana şehrdinde güçlü olan Devrimci Önderlik faaliyetlerine devam etti.
|
|
Bir kaç ay sonra, Eylül 1957'de Cienfuegos Deniz Üssündeki bir grup
|
|
subay ayaklandı. Aslında plan çok daha büyüktü ve Havana'daki bütün
|
|
kışlaları ele geçirmeyi amaçlıyordu. Havana'dakiler hazır olmadıkları
|
|
için son anda ayaklanmayı iptal ettiler. Fakat bundan haberdar olmayan
|
|
Cienfuegos'daki subaylar ayaklandılar. Sonuçta 300 kişi öldü.
|
|
Tüm bu anlatılanlar Kastro'nun Batista'ya karşı mücadele eden tek
|
|
önder ve tek güç olduğunu kabul ettirmenin ne kadar zor olduğunu
|
|
gösteriyor. Üstelik Kastro'ya bağlı 26 Temmuz Hareketi ses getiren
|
|
eylemleri Sierra'da değil "ovalarda" gerçekleştirilmiştir.
|
|
Bu durum 30 Temmuz 1957 tarihinde Santiago şehrinin sokak ortasında
|
|
Frank Pais'in öldürülmesiyle daha da gelişti. Bu cinayet şehirde müthiş
|
|
bir öfke yarattı. Cenaze törenine onbinlerce kişi katıldı. Bu vesileyle
|
|
yapılan greve Santiago şehrinde ki patronlar, işçiler ve esnaf yoğun bir
|
|
şekilde katıldı.
|
|
Grev tüm ülkeye yayıldı ve bir hafta devam etti. Bu ise rejime karşı
|
|
hoşnutsuzluğun ne kadar köklü olduğunu ortaya koyuyordu.
|
|
Bu durum 26 Temmuz Hareketinin önderlerini, şehirlerde yapılan
|
|
eylemlerin en az Sierra'da yapılan eylemler kadar etkili olduğuna ikna
|
|
etti.
|
|
Zor olan bir büyüme
|
|
Fidel Kastro şehirlerdeki 26 Temmuz Hareketini, ona yeteri kadar takviye
|
|
göndermediği için suçluyordu. O zamanlar Hareket üzerinde tartışmasız bir
|
|
otoritesi yoktu.
|
|
Öyleki, Ekim 1957'de Komünist Parti dışındaki Batista karşıtı tüm
|
|
güçler Miami şehrinde ortak bir anlaşma imzaladıklarında, 26 Temmuz
|
|
Hareketi bu anlaşmayı Kastro'ya danışmadan imzaladı. Hatta onu haberdar
|
|
bile etmedi.
|
|
Aralık 1957'de Kastro kendini yeterince güçlü hissettiği bir sırada,
|
|
bu anlaşmadan çekildi.
|
|
Çünkü Aralık 1957'de kendisine karşı gönderilen 300 Batista askerine
|
|
önemli kayıplar verdirmişti. Bunu takip eden haftalarda Barbudos
|
|
(ispanyolca sakallı anlamına geliyordu) grubunda önemli büyüme oldu.
|
|
Disiplinli, rütbelere sahip, iyi eğitilmiş, terfi düzeni olan 300 kişilik
|
|
küçük bir ordu oluşturulmuştu. Bu ordu, Sierra'da 5 bin kilometre karelik
|
|
bir alanı denetleyebiliyordu. Che Guevera sonraları şunu açıklamıştı: "Bu
|
|
kırsal alanlarda ileride oluşacak olan devlet aygıtının temelleri
|
|
atılmıştır. şimdiden gerillanın örgütlülüğü, yeni bir düzeni ... yani
|
|
minyatür bir hükümetin tüm özelliklerini yaşatıyordu.
|
|
Düzeni koruma ve disiplini sağlama çabaları oldukça arttı. Che
|
|
cezaevleri olmadığı için onlara ihanet eden köylüleri ve eşkiyaları nasıl
|
|
kurşuna dizmek zorunda kaldıklarını açıklamıştır. 1957 yılının sonuna
|
|
doğru Batista rejimi tamamen sallantıdaydı. 1 Haziran 1958 yılında yeni
|
|
seçimlerin yapılacağı kararı alınmıştı ve Batista seçimlere katılmaya-
|
|
cağını, yerini yakınlarına bırakacağını ve kendisinin sadece ordu
|
|
yönetimiyle ilgileneceğini açıklamıştı.
|
|
1958 yılı rejime karşı bir çok eylemlerle başlamıştı. Sabotajlar,
|
|
şeker kamışı tarlalırının yakılması ve ihbarcıların infaz edilmesi
|
|
artmıştı.
|
|
26 Temmuz Hareketi ve Devrimci Önderlik en aktif iki örgüttü. Şubat
|
|
1958 başında Devrimci Önderlik üyesi 15'e yakın militan Miami'den gelerek
|
|
Orta Küba bölgesinde yeni bir gerilla hareketi başlattılar.
|
|
1958 Şubat'ında Komünist Parti silahlı mücadeleye taraftar olduğunu
|
|
ve Kastro'yu desteklediğini açıkladı. Müthiş baskılara hedef olan küçük
|
|
militan gruplar gerilla hareketine katılmaya başladılar.
|
|
12 Mart günü Batista yeniden sıkıyönetim ilan etti ve yeniden sansür
|
|
uygulamasına başladı. Ortaöğrenimde okuyan 75 bin öğrenci grevdeydi.
|
|
Öğrenciler ülkeye barış gelene kadar grev yapacaklarını açıkladılar.
|
|
1 Haziran'da yapılması kararlaştırılan seçimler Kasım ayına erte-
|
|
lendi. Mart 1958'de durum o kadar kötüye gitmişti ki, Katolik kilisesi
|
|
yöneticileri şiddete son verilerek bir ulusal birlik hükümetinin
|
|
kurulması için çağrıda bulundular. Gelişmelerden rahatsız olan ABD,
|
|
Batista'ya karşı silah ambargosu uygulamaya başladı.
|
|
Fidel Kastro artık Batista'ya karşı öldürücü bir darbe vurma
|
|
zamanının geldiğine karar verdi.
|
|
12 Mart günü Sierra'da bir manifesto yayınlayarak halkı genel greve
|
|
ve Batista'ya vergi vermemeye çağırdı. Tüm memurlara ve kamu hizmetle-
|
|
rinde çalışan kişilerden 5 Nisan'dan önce istifa etmelerini istedi. Görev
|
|
başında kalanların hain kabul edileceğini belirtti. Bu manifestonun fazla
|
|
bir etkisi olmadı. Fakat yine de 26 pilot ve 7 yüksek mahkeme savcısı
|
|
istifa etti.
|
|
9 Nisan için genel grev kararı alındı fakat sonuç başarısız oldu.
|
|
Aslında 26 Temmuz Hareketi, genel grevi, tarihini gizli tuttukları
|
|
silahlı eylemlerini desteklemek amacıyla planladılar. Öyleki, 9 Nisan
|
|
genel grev kararı aynı gün sadece saat 11:00'de duyuruldu. Oysa aynı
|
|
saatlerde insanlar işlerinin başında çalışıyorlardı. Üstelik Kastrocu
|
|
yöneticiler Komünist Partisi'ni genel greve katmak istemediler. Çünkü 26
|
|
Temmuz Hareketinin önderlerinin çoğu -özellikle Havana'dakiler- müthiş
|
|
komünizme karşıydı.
|
|
Şu açıktır ki, 26 Temmuz Hareketi hayatı durdurmak için işçi
|
|
sınıfından çok orta sınıflara bel bağlıyordu. Havana'da oluşturulan grev
|
|
komitesinin başında iki 26 Temmuz Hareketi önderinin dışında bir
|
|
mühendis, bir Sivil Mücadele Derneği şefi, bir Evangelik Kilisesi şefi,
|
|
bir Ortodoks hristiyan gazeteci ve bir de tanınmış doktor vardı.
|
|
9 Nisan günü gerçekten bazı suikastlar gerçekleştirildi fakat grev
|
|
fazla ilgi görmedi. Günün bilancosu onlarca kişinin ölümü oldu. Üstelik
|
|
26 Temmuz Hareketi itibar kaybetti. Fakat grevin başarısızlığı Kastro'nun
|
|
otoritesini artırdı. Kastro şehirdeki önderleri Sierra'ya çağırdı ve
|
|
onları şiddetli bir şekilde eleştirdi. Bu ortamdan yararlanarak hareketi
|
|
yeniden şekillendirdi. Fırsatını bulup kendisini Genel Sekreter ve
|
|
şehirler dahil tüm silahlı güçlerin kumandanı seçtirdi.
|
|
Batista'nın düşüşüne doğru
|
|
Batista Nisan grevinin başarısızlığını fırsat bilerek gerilla hareketini
|
|
ortadan kaldırmak için Sierra Maestra bölgesine büyük bir askeri harekât
|
|
düzenledi.
|
|
Mayıs ayı sonunda ordunun yarısıyla, yani 20 bin asker Hava Kuvve-
|
|
tleri ve Zırhlı Kuvvetler takviyesiyle Sierra bölgesini kuşatma altına
|
|
aldı. Kastro 200 kişiden az olan silahlı güçlerini geri çekti. Denetleye-
|
|
bildiği alan her geçen gün daralmaya başladı. Öyleki Haziran sonunda
|
|
sadece bir kaç kilometre karelik bölgeyi denetleyebiliyordu. Fakat,
|
|
Kastro'ya bağlı güçler 29 Haziran günü bin kişilik bir birliğin etrafını
|
|
çevirip, birliği tamamen yok ettiler. Bu şekilde ordunun ilerlemesini
|
|
durdurdular. Üstelik bir kaç karşı saldırı daha gerçekleştirerek ordunun
|
|
moralini tamamen bozdular.
|
|
Kastro radyo aracılığıyla askerlere ve subaylara seslendi. yolsuz-
|
|
lukları ve ordu genel kurmayının korkaklığını teşhir etti. Yolsuzluğa
|
|
bulaşmış subayların askeri darbesine karşı olduğunu açıkladı ve şunları
|
|
söyledi: "Eğer askeri darbe samimi olarak devrimci olan dürüst insanların
|
|
eseri olacaksa, adaletli ve yararlı bir barış yapmak mümkündür. Ordu ile
|
|
devrim arasında hiç bir çıkar çelişkisi olmamalıdır. Küba'nın sorunu
|
|
çözülebilir. Biz orduya değil, baskı rejimine karşıyız."
|
|
Ordu Sierra Maestra'da gerillayı yenemediği gibi Oriente eyaletinin
|
|
ucundaki Sierra Cristal bölgesinde de gerilla hareketi büyümeye başladı.
|
|
Mart ayından itibaren Fidel Kastro kardeşi Raul'u 50 silahlı adamıyla bu
|
|
bölgeye göndermişti. Raul bölgede kendinden önce varolan silahlı gruplara
|
|
karşı otoritesini kabul ettirdi. Bu bölgede komünist gruplardan
|
|
Batista'ya karşı ayaklanan askerlerden oluşan gruplara kadar 500 silahlı
|
|
kişi vardı. Böylece Raul Kastro önemli bir silahlı gücün önderliğini elde
|
|
ederek, bölgedeki kışlalara karşı saldırılar başlattı.
|
|
Öte yandan Fidel Kastro Haziran ayında Batista'nın saldırısıyla
|
|
önemli siyasi bir başarı da elde etti. Caracas şehrinde savcı Urrutia ile
|
|
bir anlaşma imzalayarak, savcıyı "silahlara sarılmış Küba'nın" Başkanı
|
|
olarak kabul etti. Bu savcı bir yıl önce Granma çıkarma hareketinden sağ
|
|
kalan tutsakların serbest bırakılmasını istedi ve Fidel Kastro'yu
|
|
devrimci güçlerin komutanı olarak kabul etmişti. Urrutia daha sonra da
|
|
bazı silahlı grupların Kastro önderliğini kabul etmesine katkıda bulundu.
|
|
1958 yazında Fidel Kastro, 1954'te Moncada'da mahkeme önünde yaptığı
|
|
siyasi savunmayı metin haline getirip, geniş bir şekilde dağıttı. 1954'te
|
|
hiçbir yankı yapmayan bu savunma, bu defa çok geniş yankı uyandırdı.
|
|
Kastro'nun tanınmış bir devrimci önder olmasına katkıda bulundu.
|
|
Kastro Ağustos 1958'den itibaren, bu sefer 800 silahlı taraftarıyla
|
|
tüm ülkede Batista rejimine karşı saldırıya geçti.
|
|
3 Kasım günü seçimler yapıldı. Batista'nın adayı kullanılan oyların
|
|
yüzde 30'uyla başkan seçildi.
|
|
Ordu içinde, Batista'nın yakında geri çekileceği bilindiği için,
|
|
moral bozukluğu daha çok artmıştı. Bazı subaylar kendiliklerinden
|
|
Kastro'ya sığındılar. Kasım 1958'de Batista'nın denetlediği bölgeler
|
|
arasında bağ yoktu. Orta Küba'da Escambray bölgesinde Guevara, Kastro'nun
|
|
Sierra'da belirlediği bir kanuna göre toprak reformunu başlatmıştı. Bölge
|
|
Valisinin toprakları köylüler arasında ve herkese 30 hektar olmak üzere
|
|
paylaştırılmıştı.
|
|
Oriente bölgesinin Santiago şehri dışında tümü ayaklananların
|
|
elindeydi. Vergileri toplayan, ticaret ve seyahat işlerini düzenleyen
|
|
onlardı. Bu konuyla ilgili olarak bir 26 Temmuz Hareketi yöneticisi olan
|
|
Karlos Franqui, mülk sahiplerinin tutumunu şöyle açıklıyordu: "Yerli ve
|
|
yabancı zenginlere yeni devrimci iktidarla ilişkiye geçmeleri halinde mal
|
|
ve can emniyeti, işlerine büyüme garantisi, huzurun sağlanması konusunda
|
|
güvence verildi".
|
|
Sözü edilen toplumsal ve siyasi gerginlik ortamında, tüm ülkedeki
|
|
ekonomik faaliyetlere darbe vurulmuştu. Şirket cirolarında müthiş bir
|
|
düşüş yaşanıyordu. Bu nedenle Havana'daki iş çevreleri bu durumun biran
|
|
önce son bulmasını istiyorlardı. İçlerinden bir tanesi duygularını şu
|
|
şekilde ifade etmiştir: "Batista'yı kimin devireceği önemli değildir;
|
|
yeterki birisi bunu yapsın".
|
|
ABD de biran önce Batista'nın gitmesinden yanaydı. CIA ise, hükümeti
|
|
devirebilecek bir askeri darbe düzenlemek peşindeydi. En sonunda CIA
|
|
albay Barquin'i desteklemeye karar verdi. (Barquin, 1956'da Colombia
|
|
askeri kampını ayaklandırma girişiminde bulunan ve orduda sevilen bir
|
|
subaydı).
|
|
Ordu içinde ve yüksek rütbeli subaylar arasında bir çok darbe
|
|
hazırlığı yapan kişi vardı. Öyle ki, bazen aynı generaller bir kaç
|
|
darbeci grup içinde bile yer alabiliyordu. Bazıları ise, Eylül ayından
|
|
itibaren Kastro ile ilişki halindeydiler.
|
|
Kastro, sonuna kadar ordunun parçalanmaması için çaba harcadı. 28
|
|
Aralık günü general Cantillo ile bir görüşme yaptı. General ordunun 31
|
|
Aralık günü ayaklanacağına ve Batista'nın kaçmasını engelleyeceğine dair
|
|
söz verdi. Kastro ise şu şartı ileri sürdü: Albay Barquin dahil olmak
|
|
üzere hiçbir askeri grup iktidara el koymamalıdır.
|
|
Bu arada gerilla hareketinin eylemleri devam ediyordu. Şehirler sıra
|
|
ile düşmeye başlamıştı. Batista, şehirlerdeki harekete karşı koyacak gücü
|
|
olmadığı için, şehirleri uçaklarla bombalamaya girişti.
|
|
31 Aralık akşamı Batista, kendisine yakın olan yüksek rütbeli
|
|
subayları ve tanınmış kişileri Colombia askeri kampında düzenlediği, yeni
|
|
yıl kutlama gecesine davet etmişti. Oradan bir uçakla 40'a yakın adamı
|
|
ve 300-400 milyon dolar ile Saint Dominque'e kaçtı. Kaçmadan önce Yüksek
|
|
Mahkeme Başkanı'nı Geçici Başkan ve general Cantillo'yu da Genel Kurmay
|
|
Başkanı olarak atadı. Cantillo da ayaklanma planından vazgeçti.
|
|
31 Aralık akşamı ve ertesi günün sabahı, rejimin esas destekleyici-
|
|
leri de gizli bir şekilde ülkeyi terk ettiler.
|
|
Kastro'nun iktidarı ele geçirmesi
|
|
Ertesi gün (1 Ocak 1959) Havana sokaklarında bir bayram havası ve
|
|
ayaklanma yaşandı. kumarhaneler ve Shell şirketinin genel merkezi tamamen
|
|
tahrip edildi. Soygun aracı olan paralı park makineleri ve telefon
|
|
kabinleri kırıldı. Silahlı gruplar polis merkezlerini, önemli noktaları,
|
|
radyo istasyonlarını ve sendika merkezlerini işgal ettiler. 26 Temmuz
|
|
Hareketi, Devrimci Önderlik ve Komünist Parti arasında bir iktidar yarışı
|
|
başladı.
|
|
Fidel Kastro general Cantillo'nun iktidarını tanımadığını duyurdu
|
|
ve silahlı birliklerine saldırılarını sürdürüp Havana'yı ele geçirmeleri
|
|
için emir verdi. Diğer yandan halka 2 Ocak'tan itibaren genel greve
|
|
çıkarak silahlı birlikleri desteklemeleri çağrısında bulundu. Özellikle
|
|
grevi sıkı bir denetim altına alıp, amacını aşmaması için gayret
|
|
gösterdi. Tüm 26 Temmuz Hareketi yöneticilerine her yerde belediye
|
|
görevlerini üstlenip en sıkı düzeni sağlamaları için emir verdi.
|
|
1 Ocak akşamı Santiago şehri askeri komutanı askeri güçleriyle
|
|
birlikte Kastro'nun saflarına geçti.
|
|
Böylece 1 Ocak 1959'da Kastro mücadeleye gerek kalmadan Santiago
|
|
şehrini ele geçirdi. Aynı günün gecesi halka seslenen Kastro, şunları
|
|
söyledi: "Hükümetin, ordunun ve deniz kuvvetlerinin merkezi Santiago
|
|
olacaktır. Verilecek emirler cumhuriyetin sınırları içinde uygulan-
|
|
malıdır. (...) Tüm sendikal haklar; köylülerimizin ve halkımızın
|
|
beklediği haklar verilecektir... Halkımızın hiç bir parçasını unutmaya-
|
|
cağız. Tüm ülkedeki şeker kamışı hasılatı yapılacaktır ve iyi ücret
|
|
ödenecektir".
|
|
Böylece Santiago, Küba'nın geçici başşehri oldu. 2 Ocak günü savcı
|
|
Urrtia Cumhurbaşkanı ilan edildi.
|
|
1 Ocak gecesi serbest bırakılan albay Barquin, Colombia askeri
|
|
kampına geldi. Cantillo, yönetimi ona devretti. Fakat Barquin 26 Temmuz
|
|
Hareketi'ne karşı gelmeyeceğıni ve Cantillo'yu tutuklayıp Kastro'ya
|
|
teslim edeceğini açıkladı söyledi. 2 Ocak günü ise, Barquin, kampın
|
|
yönetimini Kastrocu komutan Cienfuegos'a devretti.
|
|
Yine 1 Ocak gecesi, Che Guevera önderliğindeki ve Devrimci Önderlik
|
|
komutasındaki silahlı birlikler Havana'ya vardılar. Her iki taraf kendi
|
|
hesabına şehirdeki önemli noktaları ve daha fazlasını işgal etmeye
|
|
başladı. Devrimci Önderlik özel olarak üniversiteye ve Başkanlık
|
|
Sarayı'na yerleşti.
|
|
2 Ocak günü genel grev neredeyse her tarafa yayılmıştı. Tanınmış
|
|
sendika yöneticileri kaçtılar. Komünist Parti ile 26 Temmuz Hareketi
|
|
arasında sendika yönetimlerini ele geçirme yarışı başladı. Sonuçta
|
|
kazanan Kastro yanlıları oldu.
|
|
2 Ocak'tan itibaren Kastro Havana'ya doğru yola çıktı. Yolu
|
|
üzerindeki önemli şehirlerden geçerken halk tarafından çoşkuyla
|
|
karşılandı. Yolculuk bir hafta sürdü. Bu sürede her yeni şehre girmeden
|
|
önce halk tarafından onaylanmasını sağlayan toplantılar düzenlendi.
|
|
Gittiği şehirlerde yaptığı atamalarla sivil ve askeri yönetimi yeniden
|
|
düzenledi.
|
|
Havana şehrinde Devrimci Önderlik taraftarları Başkanlık Sarayı'nı
|
|
boşaltmak için bir kaç gün beklediler. Sonunda sarayı Urrtia'ya
|
|
bıraktılar. Kurulacak yeni hükümetten pay istediler. Onlara hiç bir söz
|
|
verilmediği için yeniden silah yığınağı yapmaya başladılar.
|
|
Kastro, Havana'ya 8 Ocak günü vardı. İlk ziyaret ettiği kişi eski
|
|
savcı yeni başkan Urrtia oldu. Sonra da Colambia askeri kampına gitti.
|
|
Daha sonra televizyondan tüm ülkeye seslenerek herşeyin düzene girmesini
|
|
istedi.
|
|
Bir de şunları açıkladı: "Bugün halk bayram yaparken, eğlenirken
|
|
bizler çok meşgulduk. Bizi karşılamaya gelen halk ne kadar çok kalabalık
|
|
ve çoşkuluysa, bizlerin sıkıntıları o oranda fazlaydı. Çünkü tarih ve
|
|
Küba halkına karşı olan müthiş sorumluluklarımızı idrak ediyorduk...
|
|
Bugün zafer kazanmış olan halkın, bugünkü ve yarınki düşmanları
|
|
kimlerdir? Bugünden itibaren Küba Devrimi'nin en kötü düşmanı devrimci-
|
|
lerdir. (Kastro özel olarak Devrimci önderlik'e atıf yaparak, onlardan
|
|
silah bırakmalarını ister).
|
|
"... Silahlar alındıkları kışlalara iade edilmelidir. Eğer halk
|
|
düşmanları karşımıza yeniden çıkarsa, o zaman silahlar yeniden çıkabilir.
|
|
Şimdi kimsenin özel silah bulundurmaya hakkı yoktur..."
|
|
Kastro'nun söylevi greve son verme çağırsıyla bitecektir: "Bugünden
|
|
itibaren devrim şenlikleri bitmiştir; yarın herhangi bir iş günü gibi
|
|
işbaşı yapılmalıdır."
|
|
Yeni rejimin kuruluşu
|
|
Artık diktatörlük yıkılmıştı. Geçici Hükümet başkent Havana'ya yerleş-
|
|
mişti. Kastro halktan işbaşı yapmasını istedi.
|
|
Kurulan ilk hükümet, yaklaşık 15 ay sonra yapılacak olan seçimlere
|
|
kadar geçici görevleri yerine getirmekle ve 1940 Küba Anayasası'na göre
|
|
parlamenter bir sistem hazırlamakla yükümlüydü. Bu hükümeti ne Küba
|
|
burjuvazisini ne de ABD burjuvazisini korkutacak nitelikte değildi.
|
|
Hükümette yer alan kişilerin çoğunluğu eski partilerin ileri
|
|
gelenleriydi ve hatta kilit noktalarda bulunan kişilerdi. Örneğin geçici
|
|
Başkan (savcı) Urrutia ılımlı bir liberaldi. Başbakan Miro Cardona meşhur
|
|
bir avukattı. İş çevrelerinin en büyük avukatlarından biri olarak ve ABD
|
|
yanlısı bir siyasetçiydi.
|
|
Dışişleri Bakanı Agramonte ise, 1952 cumhurbaşkanı seçimlerinde
|
|
Ortodoks Parti adayı idi.
|
|
Maliye Bakanı Rufo Lopes Fresquet Batista rejimi öncesi hükümetlerde
|
|
bankaları geliştirmek için görev almıştı. Adalet Bakanı iş çevrelerine
|
|
bağlıydı ve Ortodoks Partisi üyesiydi.
|
|
Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı, Sosyal
|
|
Hizmetler Bakanlığı ve bunun gibi bir çok önemli görevlerde yer alan
|
|
kişilerdi. Agramonte (1952 seçimlerinin Ortodoks Parti başkan adayı),
|
|
eğer seçimler yapılsaydı Batista ile bir hükümet kurabilirlerdi.
|
|
Bazı önemli görevler ise genç oldukları için daha önceleri diğer
|
|
hükümetlere katılma olanağı olmayan kişilere verilmişti. Bu gençler
|
|
tutucu burjuvaziyi endişelendirmeyecek gençlerden seçilmiştir.
|
|
Bakanlık görevi alan kişilerin hemen hemen hepsi MNR'e- Batista'ya
|
|
muhalif olan askerlerin oluşturduğu ve 1955'te Kastro'ya katılan bir
|
|
hareket- üye idi. İçlerinden bazıları gerilla hareketini son aylarda
|
|
destek vermişti. Büyük çoğunluğu müthiş komünist düşmanıydı.
|
|
Esas silahlı mücadeleyi yöneten Fidel ve Raul Kastro, Che Guevara
|
|
bakanlıklarda görev almadılar. Yine de belirleyici olan onlardı.
|
|
Ayaklanmayı yöneten ve silahlı güçlerin komutanı olan Fidel Kastro,
|
|
ülkeyi fiilen yöneten kişiydi. Halka göre, zaferi sağlayan kişiydi. Bu
|
|
yeni hükümete katılan muhalif çeşitli siyasi güçleri birarada tutabileck
|
|
tek kişi de Fidel Kastro idi.
|
|
Diktatörlüğün yıkılmasıyla birlikte yeni Küba yöneticilerinin görevi
|
|
bozulmuş ve sarsılmış devlet aygıtlarını yeniden rayına oturtmaktı. Hedef
|
|
bu aygıtların sürekliliğini sağlamaktı. Devlet yönetiminde mümkün
|
|
olduğunca az değişiklik yapılma yoluna gidildi. Örneğin Maliye Ba-
|
|
kanlığı'nda eski görevlilerin üçte ikisi görevlerini sürdürmeye devam
|
|
ettiler.
|
|
Merkez Bankası ve Kalkınma Bankası Genel Müdürlükleri Başkan Prio
|
|
döneminde Genel Müdür olan kişilere verilmişti. Yolsuzluklara karışan
|
|
kişiler firar ettiklerinde onların yerine mümkün mertebe liberaller
|
|
atanıyordu. Mümkün olmadığında 26 Temmuz Hareketi üyelerinden biri
|
|
atanıyordu.
|
|
Adalet mekanizmasında pek bir değişiklik olmadı. Batista'nın
|
|
savcıları Kastro yönetiminde de savcılık görevlerini sürdürdüler.
|
|
Tabii buna ek olarak Batista rejiminde cinayet işleyen ve işkence
|
|
yapan kişilerden hesap sormak için Kastro ordusunun üyelerinden oluşan
|
|
devrimci mahkemeler kurulmuştu.
|
|
Bir çok diplomat görev başındaydı; sadece bazıları yer değiştirdi.
|
|
Aslında en hassas iki politik sorun polisin ve ordunun yeniden
|
|
düzenlenmesiydi.
|
|
Polis sorunu oldukça basit halledildi. Diktatörlüğün yıkılmasıyla
|
|
polis aygıtı dağılmamıştı. Batista dönemindeki tutuklama ve işkencelerden
|
|
sorumlu bazı üst görevliler intikam alınmasından korktukları için
|
|
kaçtılar veya saklandılar. Bazıları ise Kastro'nun ordusu tarafından
|
|
tutuklanmıştı. Genellikle bu kişilerin yerine 26 Temmuz Hareketi üyeleri
|
|
getirildi. Polisin denetimi görevi Kastro'nun eski şöförü getirildi.
|
|
Fakat bir çok eski rejimin polisi görevine devam etti. Sadece bazılarının
|
|
yerleri değiştirildi.
|
|
Orduya gelince; durum biraz daha zordu. Batista ordusy genelde
|
|
militanlara, gerillaya ve köylülere karşı baskı için kullanmaktaydı. Ordu
|
|
diktatörlüğün sembolüydü. Ordu bölünüp çökmüştü. Fakat tüm askeri
|
|
yetkililer Batista ile birlikte kaçmamıştı. Bir de Kastro'nun bin kişiye
|
|
yakın silahlı güçten oluşan bir ordusu vardı. Bu güçle, eski ordudan
|
|
askerleri biraraya getirerek yeni bir ordu kuruldu. Gerek ülke çapında
|
|
gerek yerel seviyede askeri sorumluluklar Kastro'ya yakın kişilere
|
|
verilmişti. Buna rağmen Kastro Batista rejimindeki bir çok askeri kadroyu
|
|
yeni rejime katmak için çaba gösterdi.
|
|
Donanma gücüne hiç dokunulmadı. Çünkü son anda donanma ayaklanmaya
|
|
katılmıştı. Batista dönemine karşı çıkan ve ordudan atılan kadrolar
|
|
yeniden göreve alındı. Albay Barquin Harp Akademisinin başına getirildi.
|
|
Onun yaveri ise, Tankçı Birliklerin başına getirildi.
|
|
Bu yeni ordu dünyadaki diğer burjuva orduları gibi bir düzene ve
|
|
yönetime sahipti. Ordu ne askerlerin ne de halkın bir denetimi olmadan
|
|
yani emir-komuta zinciri dahilinde yönetiliyordu.
|
|
Bu yeni devlet aygıtlarının oluşumu çok çabuk oldu. Aynı çabuklukla
|
|
ekonomi de eskisi gibi işlemeye devam etti.
|
|
Batista ve adamları hazineyi talan edip ülkeyi terk ettiler. Ülkenin
|
|
dış borcu bir milyar 200 milyon doları geçiyordu. Bütçe açığı 800 milyon
|
|
doları buluyordu. Hazine ve sosyal sigorta, emekli sandığı kasaları
|
|
tamamen boştu. 1958 yılının son aylarında sermaye müthiş bir şekilde
|
|
yurtdışına kaçtı. Hatta Batista hükümeti şeker rekoltesinin önemli bir
|
|
kısmını hasattan önce satmıştı. Tabii iç savaş yayılmadı ve uzun sürmedi;
|
|
fazla tahribat yapmadı. Üstelik ilk başlarda Küba hakim sınıfları, büyük
|
|
toprak sahipleri, sanayiciler ve hatta Küba'daki ABD'li sermaye çevreleri
|
|
Kastro ile işbirliğini kabul etmişti.
|
|
Kastro ise onlara istedikleri garantileri veriyordu. İşçi sınıfını
|
|
ve köylüleri çalışmaya davet ediyordu. Taleplerinin hemen yerine
|
|
getirilmesini isteyenlere ise, hükümetin kararlarını beklemeleri gerek-
|
|
tiği söyleniyordu.
|
|
İlk bunalımlar ve Mayıs 1959 Toprak Reformu
|
|
Fakat olaylar o kadar basit değildi. Çünkü bir yandan hakim sınıflar
|
|
Kastro'nun sözleriyle yetinmeyip güvence istiyorlardı. Diğer yandan
|
|
halkın isteklerine cevap verme zorunluluğu vardı. Dikatatörlük çok feci
|
|
yaşanmıştı. Bu nedenle halk adaletin yerine getirilmesini istiyordu.
|
|
Halkın harakete geçip, hesap sormasını engellemek için ordu ve Kastro
|
|
olağanüstü mahkemeler kurmaya başladılar. Böylece yeni rejim ilk
|
|
buhranını yaşamış oldu.
|
|
13 Şubat 1959 günü başbakan Miro Cardona istifa etti. Başbakanlığa
|
|
Kastro geldi ve hemen toplumsal kararları duyurdu. Fakat kitleden gelen
|
|
baskılar devam etti. 3 Mart günü Batista'nın askeri hava gücüne ait, bazı
|
|
pilotlar yargılandı. Mahkeme, Kastro'ya meydan okumak için pilotları
|
|
serbest bıraktı. Kastro ise karşılık olarak yargı kararını bozdu.
|
|
Bu gerilim sadece Küba'da yaşanmıyordu. ABD yöneticileri Kastro'yu
|
|
devlet başkanı olarak tanımadılar. Amerikan gazetecileri tarafından
|
|
ABD'ye davet edilen Kastro, en önemli bakanlarıyla birlikte ABD'ye gitti.
|
|
Orada bir sürü antikomünist açıklamada bulundu. Önemli siyasi kişiler ve
|
|
hatta CIA başkanı ile görüştü. 23 Nisan günü bir basın toplantısı
|
|
sırasında şunu söyledi: "Küba'da ne faşizmin ne Peronizmin ne de
|
|
komünizmin izi olmayan gerçek bir demokrasi kurmak isteriyoruz". Fakat
|
|
yine de onu kimse ciddiye almıyordu.
|
|
Kastro ABD'den Kanada'ya Arjantin'e ve Brezilya'ya geçti. Fakat hem
|
|
ekonomik hem de siyasi yönden aldığı sonuçlar çok cılızdı. Kastro için
|
|
durum gerçekten kötüydü. Çünkü bunlara ek bir de şeker fiyatları 1944'den
|
|
bu yana en düşük seviyede bulunuyordu.
|
|
Fakat Kastro bu eleştiriler ve baskılara boyun eğmedi. Kastro,
|
|
kırlardaki toplumsal durumu pekiştirmek için, hiç olmazsa fakir
|
|
köylülüğün bir kısmını kendine kazanmak ve tarımı geliştirmek için tarım
|
|
reformunu gerçekleştirmek gerekliliğini duyuyordu. 17 Mayıs 1959'da
|
|
toprak reformu kararı açıklandı.
|
|
Aslında toprak reformu ılımlı bir reformdu. Fakat mülk sahipleri ve
|
|
ABD yöneticileri büyük yaygara kopartıp bunu bir provakasyon kabul
|
|
ettiler. Bu reform 1940 Anayasasına dayanarak genelde işlenen toprakların
|
|
402 hektarı; pirinç ve şeker ekim alanlarının da 1342 hektarı geçmemesini
|
|
öngörüyordu. Bu reformu kararlaştıranlara göre reform, ekonomik
|
|
canlanmayı sağlayacaktı ve tarımdaki kapitalist çıkarlara yararlıydı.
|
|
Aslında reformun hedefi ekilmeyen tarım alanlarıydı.
|
|
Üstelik bu reforma göre hükümet gerekli gördüğünde kârlı bir şekilde
|
|
işlenen daha büyük tarım alanlarını da koruyabilirdi. Bir de toprakları
|
|
ellerinden alınan kişilere, yirmi yıllık yüzde 4.5 faizle bonolarla
|
|
tazminat öngörülüyordu.
|
|
Bu şekilde elde edilen topraklar farklı şekilde köylülere verile-
|
|
cekti. Yani topraklar ya topraksız köylülere 20 hektarlık büyüklükler
|
|
şeklinde; dağıtılacaktı; ya da 150 bin civarında tahmin edilen küçük
|
|
çiftçi ile toprağı işgal ederek işleyen kişilere dağıtılacaktı. bir de
|
|
toprağı kooperatifler şeklinde ortak işleyen köylülere verilecekti. Hatta
|
|
bazı topraklar devletin doğrudan denetimine geçecekti. Spekülasyonu
|
|
engellemek içinse dağıtılan toprakların devlet izni olmadan satılamaması
|
|
kararı alındı.
|
|
Tekrarlamak gerekirse böyle bir reform ABD emperyalizminin farklı
|
|
nedenlerle teşvik ettiği toprak reformlarına benziyor. Çünkü büyük
|
|
çiftliklere hiç dokunmuyordu. Hatta dünya uzmanları bonolara önerilen
|
|
faizin toprak sahipleri için daha kârlı olduğunu tespit ettiler.
|
|
Kastro'nun sistemi, general Mac Artur'un Japonya'da uygulattığı toprak
|
|
reformundan daha da kârlıydı.
|
|
Diğer yönden ise, Kübalı yöneticiler toprak reformunun radikalleş-
|
|
memesi için tedbirler aldılar. Reformu köylüler değil hükümet yetkilileri
|
|
gerçekleştirecekti. Topraklara el koyacak olan orduydu, dağıtımı yapacak;
|
|
üretimi kooparatifler şeklinde düzenleyecek olan ise, Ulusal Toprak
|
|
Reformu Enstitüsü (INRA) idi.
|
|
Reformun bütün ılımlılığına rağmen, Küba ve Amerikan gerici sınıf
|
|
çevreleri, Kastro karşıtı yaygara kopardılar. Reform ilan edilir edilmez
|
|
New York borsasındaki şeker şirketleri hisselerinde büyük bir düşüş oldu.
|
|
Tüm Küba'da reform karşıtı büyük bir kampanya başlatıldı. Büyük toprak
|
|
sahipleri, özel radyolar aracılığıyla ve para karşılığında yayın yaparak
|
|
hoşnutsuz olan kişileri kendi saflarına katmaya çalıştılar. En son darbe
|
|
ABD'den geldi: ABD Küba yöneticilerini istediği gibi toprak reformu
|
|
yapabileceğini hatta yabancı mülk sahiplerinin mülklerine el koyabilme
|
|
hakkı olduğunu belirtti. Fakat buna karşılık olarak Küba'nın vereceği
|
|
tazminatların yetersiz olduğunu ve tazminatların (hiç değilse büyük bir
|
|
kısmını) peşin ödemesi gerektiğini belirti.
|
|
ABD'nin bu tavrı "Aba altından sopa göstermekti". Buna rağmen Kastro
|
|
teslim olmadı.
|
|
Ordu, Camagüey bölgesinde 130 büyük çiftliğe el koydu. Bir de ABD
|
|
şirketlerine ait toprakların 1042 hektardan fazla olanlarını kamu-
|
|
laştırdı. Kastro bu tutumuyla hem Küba yöneticilerine hem de Amerikan
|
|
Hükümetine tehditler karşısında boyun eğmeyeceğini belirtmiş oldu.
|
|
Faka ABD'nin baskıları kötü sonuçlar doğuruyordu. Üstelik bu tavır,
|
|
ilk başta yeni rejimi destekleyen toplumsal ve siyasal güçlerin bundan
|
|
böyle tutum değiştirmesine ve rejime karşı çıkmalarına yol açtı. Sonuçta
|
|
bir çok siyasi bunalım yaşandı. Haziran sonunda ve Temmuz başında bazı
|
|
liberal görüşlü kişiler mevkilerinden istifa ettiler. Bunlardan biri de
|
|
Hava Kuvvetleri Komutanı idi. Kastro onların yerine kendi yakınlarını
|
|
atadı.
|
|
17 Temmuz 1959'ta büyük bir hükümet bunalımı yaşandı. Kastro, Başkan
|
|
Urrutia'nın engeller yarattığı gerekçesiyle görevinden istifa etti.
|
|
Başkan Urrutia istifa edene kadar görevine geri dönmeyi kabul etmeyeceği-
|
|
ni açıkladı. Kastro bunalıma karşı 26 Temmuz günü ülkenin her yanından
|
|
gelen büyük bir kitleyle, Havana'da dev bir yürüyüş düzenledi. Böylece
|
|
Kastro kendisini halka onaylatmış oldu. Fakat bunalım devam etti.
|
|
Camagüey bölgesi sorumlusu Hubert Matos 19 Ekim günü görevinden
|
|
istifa etti. Bir kaç gün sonra da Ulusal Banka Müdürü istifa etti. Üçüncü
|
|
bir hükümet değişikliğinden sonra Che Guevara, INRA ile Ulusal Banka'nın
|
|
başına getirildi. Bu ortamda ciddi bir şekilde ABD'nin silahlı müdahalesi
|
|
gündeme geldi. Kastro ordu önderliğinde silahlı milisler oluşturdu.
|
|
Sözünü ettiğimiz bu istifalar sanayi, büyük toprak sahibi, mühendis
|
|
ve aydın çevrelerine bağlı kişilerin yeni rejimden uzaklaşmasına yol
|
|
açtı.
|
|
Ardından bir çok küçük, orta ve büyük burjuva ABD'ye kaçmaya
|
|
başladı. ABD yöneticileri tehditlerini artırarak devam ettirdiler.
|
|
ABD yöneticileri, Küba'nın şekerini satabilmesi için kendisine
|
|
mahkum olduğunu, aksi halde Küba'nın batacağını umuyordular. Kastro ve
|
|
Che Guevara'nın Amerika, Asya ve Afrika ülkelerine yaptıkları ziyaret-
|
|
lerin çok cılız sonuçlar verdiğini biliyorlardı. Bu nedenle Kastro'ya diz
|
|
çöktürebileceklerini, hiç değilse hizaya getirebileceklerini umuyorlardı.
|
|
ABD tazminat konusunda uzlaşmaya yanaşmadı. Küba'ya her yıl yüksek
|
|
fiyatlarla aldığı şekeri artık almamakla tehdit etti.
|
|
ABD baskılarını ve tehditlerini artırıyor, Kastro direniyor
|
|
Kastro ABD'nin baskılarına ve ekonomiyi batırma tehditlerine karşı,
|
|
1960'ların başında SSCB ile ilişkiye geçti. 1960 yılında yapılan anlaş-
|
|
maya göre, SSCB Küba'dan o yıl 425 bin ton, gelecek her yıl ise, bir
|
|
milyon ton şeker alacaktı. Üstelik SSCB, Küba'ya yüzde ikibuçuk faizle
|
|
12 yıllığına 100 milyon Sterlin vermeyi kabul etmişti. Ek olarak Küba'nın
|
|
ihtiyacı olan petrol ve temel ürünleri sağlamayı kabul etti. Küba bunlara
|
|
karşı meyve, meyve suyu ve sanayide kullanılmak üzere tarımsal hammadde
|
|
vermeyi kabul etti. Küba'nın kısa bir sürede sanayileşmesi için Sovyet
|
|
malzemesinin ve teknisyenlerinin gönderilmesi kararlaştırıldı.
|
|
Bu anlaşmalarda karşılıklı siyasi tavizler verilmedi. Her iki taraf
|
|
da bu yönde bir istekte bulunmadı.
|
|
SSCB ile bu iktisadi yakınlaşmayı fırsat bilen ABD, büyük bir
|
|
skandal yarattı. Küba'daki ABD yöneticileri ve Kübalı komünizm karşıtı
|
|
yöneticiler saldırıya geçtiler.
|
|
Mart 1959'ta Maliye Bakanı istifa etti. Bu istifa bir çok bakan ve
|
|
bürokratın istifasına vesile oldu.
|
|
Bu arada Başkan Eisenhower CIA'nın talimatlarına uygun olarak Kübalı
|
|
göçmenlerin silahlandırılıp eğitilmesini onayladı.
|
|
ABD basını sıkça ve açık bir şekilde Kastro karşıtlarının yakında
|
|
Küba'ya çıkartma yapacaklarından sözediyordu. Eğer bu çıkarma başarılı
|
|
olursa ABD askerlerinin onlara yardım ederek yeni bir hükümet kurulabi-
|
|
leceğini açıklıyorlardı.
|
|
20 Nisan 1960 günü ilk Sovyet bandralı petrol tankeri Küba'ya geldi.
|
|
ABD ertesi gün Küba'ya tüm yardımı kesti. Bir kaç ABD'li şirket Sovyet
|
|
petrolünü rafine etmeyeceklerini duyurdu. Kastro da tepki olarak bu
|
|
rafinelere el koydu.
|
|
ABD Küba'nın bu rafinerileri çalıştıramayacağını ümit ediyordu.
|
|
Fakat Küba rafinerileri çalıştırmayı başardı. ABD de saldırılarını bir
|
|
üst aşamaya çıkardı. ABD Senatosu Başkan Eisenhower'in önerisine
|
|
dayanarak Küba'dan bundan böyle şeker alımı konusundaki ayrıcalıklı
|
|
anlaşmayı iptal ettiğini ve iki ülke arasındaki anlaşmalara uymayacağını
|
|
açıkladı. Ayrıca 700 bin ton daha az şeker alacağını bildirdi.
|
|
Kastro buna cevap olarak adadaki ABD şirketlerinden bir bölümünü
|
|
daha (telefon, elektrik ve şeker şirketini) kamulaştırdı; toprak
|
|
reformunu da hızlandırmaya karar verdi. Önceleri toprak reformu çok yavaş
|
|
gitmişti; ilk 10 ay böyle geçti. Birara (Ocak 1960) hızlanmıştı. Fakat
|
|
hükümet yetkilileri şeker rekoltesine balta vurmamak için reformu
|
|
frenlemişlerdi.
|
|
Aslında toprak reformunun genelleştirilmesi ancak Haziran ayında
|
|
mümkün oldu. Toprakların kamulaştırılmasına karşı büyük toprak sahipleri
|
|
ve ABD şirketleri büyük tepki gösterdiler.
|
|
Kastro'nun boyun eğmediğini gören ABD yöneticileri saldırıları bir
|
|
üst seviyeye daha çıkarttılar.
|
|
13 Ekim 1960 günü ABD ilaç ve belirli yiyecek ürünleri dışında
|
|
karşı tüm ürünlerde Küba'ya ambargo uygulaması kararı aldı.
|
|
Küba hükümeti cevap olarak yeni fabrikalara el koydu.
|
|
Bu aylar boyunca her geçen gün, sanayi alanından sermaye ve teknis-
|
|
yen kaçışı arttı. Hükümet de aynı oranda kamulaştırmayı artırdı. Sonuçta
|
|
şu ortaya çıktı: İşbirliğini kabul etmiş gibi görünen sanayiciler,
|
|
kapitalistler, Ocak 1959'dan itibaren ülkenin zenginliklerini giderek
|
|
daha çok talan edip yatırımlarda bulunmadılar; sermayelerini yabancı
|
|
ülkelere kaçırdılar.
|
|
Bir başarısız girişim: Domuzlar Körfezi çıkartması
|
|
Gittikçe yoğun şekilde bir askeri çıkartmadan sözediliyordu. Kennedy'nin
|
|
yeni iktidarı sebebiyle Kastro ABD'ye karşı bir iyi niyet tavrı
|
|
göstererek silahlı milisleri dağıttı. Fakat ABD baskılarını sürdürdü.
|
|
Ekonomik ambargo ülkedeki temel ihtiyaç maddelerinin kıt olmasına
|
|
yolaçtı.
|
|
CIA Kastro rejiminin yıprandığını tahmin ediyordu. Buna dayanarak
|
|
Kübalı mültecilerin Domuzlar Körfezi'ne çıkması harekatını düzenledi.
|
|
Çıkarmanın amacı önce "kurtarılmış bölge" oluşturmak, sonra da tüm halkı
|
|
ayaklandırmaktı.
|
|
Çıkarma 16 Nisan 1961 günü başladı. Fakat bu girişime karşı ani
|
|
cevap verildi. Kastro tüm ülkeye çağrıda bulunup düşmana karşı "ölümüne"
|
|
bir mücadele çağrısında bulundu. Ordu ve polisi kullanarak muhaliflere
|
|
savaş açarak iki günde 100 bin kişiyi tutuklattı. Aynı zamanda Domuzlar
|
|
Körfezine ülkenin her yanından gelen silahlı milisler göndererek çıkarma
|
|
yapanları püskürttü. Çıkarma çabası bir süre devam etti.
|
|
Bu çıkarma girişimi, ABD yöneticilerinin beklentilerine zıt sonuçlar
|
|
verdi. ABD yöneticileri CIA'nın başarılı bir çıkarma yapacağını ve sonra
|
|
da askeri bir müdahalede bulunacaklarını ümit ediyorlardı.
|
|
Fakat bu başarısız girişim bütün dünyaya şunu gösterdi: Basit bir
|
|
silahlı müdahaleyle Kastro rejimi yıkılamaz; bunu gerçekleştirmek için
|
|
çok pahalıya mal olacak ve tüm halka karşı zorlu bir savaş vermek
|
|
gereklidir.
|
|
Bugün (1985'de) 25 yıl sonra Kastro rejimi Küba'nın bağımsızlığından
|
|
buyana gelen tüm diğer rejimlere göre en istikrarlı rejim özelliğini
|
|
ispatlamıştır.
|
|
Kastro iktidar mücadelesini demokrasi ve belirli bir toplumsal
|
|
eşitlik için başlatmıştı. Latin Amerika'da Kastro'dan önce bu amaca
|
|
ulaşmaya çalışan başkaları da olmuştu. Fakat iktidarı aldıklarında hem
|
|
yerli hakim sınıfların hem de Amerikan emperyalizminin çıkarlarını
|
|
savunmayı "gerekli" buldular.
|
|
Sonuç
|
|
Kastro'nun önemi kendi açısından halk kitlelerine sadık kalmasından
|
|
gelmektedir. Halka toprak reformu vaad etti ve ABD'nin tüm baskılarına
|
|
rağmen 1960'ta teslim olmadı. Ama herşeye rağmen ABD ile anlaşma
|
|
taraftarıydı. Bu nedenle ilk başlarda ABD'lilerin mülklerine dokun-
|
|
mamıştır. Fakat zaman içinde aksini yapmaya mecbur kaldı. Böyle dav-
|
|
randığı için de, kendi arkadaşları dahil 1959 hükümetinde yer alanların
|
|
hepsi Kastro'yu terk etti. ABD'nin Küba'ya uyguladığı ambargo nedeniyle
|
|
zor ve kötü şartlarda yaşanan bir ülkeye dönüştü. Fakat bütün bunlara
|
|
rağmen diğer bir çok Latin Amerika ülkesinde halkın büyük çoğunluğu zor
|
|
şartlarda yaşıyor ve feci bir sefalet içerisinde ölüyordu. Şehirlerdeki
|
|
küçük burjuvazi Batı ülkelerindeki gibi bir yaşam sürdürüyordu. Her ne
|
|
kadar burjuvazi az sayıdaki insandan oluşsa da, sefalet okyanusunda
|
|
iğrenç bir zenginlik görüntüsü oluşturuyordu.
|
|
Hayır! Kübalı kitleler; köylüler ve vasıfsız işçiler Arjantin,
|
|
Brezilya, Peru ve hatta tüm Latin Amerika ülkelerindeki fakirlerden daha
|
|
iyi yaşıyorlar; en azından yoksulluğu paylaşıyorlar.
|
|
Tabii ki, Küba'da da eşitsizlikler vardır. Her ne kadar da sonradan
|
|
görme bir tabaka oluşmuşsa da, eşitsizlikler o kadar iğrenç değildir.
|
|
Sonuçta daha az çarpıcı ve diğer Latin Amerika ülkelerinden daha az
|
|
iğrençtir.
|
|
Yani genelde Küba toplumu çok fakirdir; bir çok doktor, avukat,
|
|
mühendis, teknisyen ve vasıflı işçi, ülkelerinden 180 kilometre uzakta
|
|
olan kapitalist cennete (ABD'ye) gitmeyi tercih ettiler. Kastro'nun önemi
|
|
bütün baskılara rağmen teslim olmamasıdır. Her ne kadar bu siyaseti
|
|
Küba'yı daha da fakirleştirmiş olsa bile.
|
|
Bu açıdan Fidel Kastro'ya ve rejimine yapacak bir eleştirimiz
|
|
yoktur. Kastro, halkının daha iyi yaşaması için çalışmıştır. Devrimi
|
|
ihraç etme iddiasında bulunmamıştır. Devrimi diğer Latin Amerika
|
|
ülkelerine yaymaya çalışmamıştır. Hatta ABD'ye karşı ciddi olarak meydan
|
|
okumaya kalkmamıştır.
|
|
Kastro, 1967 yılında Latin Amerika ülkelerindeki gerilla mücadele-
|
|
sini övmüştür. Fakat bundaki amacı Latin Amerika ülkelerindeki Sovyet
|
|
yanlısı Komünist Partilerini eleştirmektir. Çünkü o sıralar Küba ile SSCB
|
|
arasındaki ilişkiler iyi değildi. nitekim bu destek Küba'nın gerilla
|
|
hareketine maddi yardım yapacak kadar ileri gitmedi. Üstelik bu tavrı
|
|
uzun sürmemiştir. Kısa bir süre sonra SSCB ve Doğu Avrupa ülkeleriyle
|
|
yeniden iyi ilişkiler kurmuştur. Hatta 1968'de, Küba'yı tanıyan Latin
|
|
Amerika ülkelerinin yönetimleriyle dostluklar kurmuştur. Bu gibi iyi
|
|
ilişkileri gençlerini Üç Kültür Meydanı'nda kurşuna dizen Meksika ile
|
|
sınırlamayıp, ABD karşıtı askerlerin darbesiyle iktidara gelen Peru
|
|
hükümetiyle de kurmuştur.
|
|
Kastro enternasyonalist olduğuna dair iddalarda bulunmadı. Kastro
|
|
ne enternasyonal ne de işçi sınıfı adına konuşuyordu. Eğer belirli bir
|
|
süreden buyana kendisine komünist diyorsa, bunun nedeni Stalinist tek
|
|
ülkede sosyalizm anlayışını kendisine ve rejimine uygun bulduğundan
|
|
dolayıdır. Kastro'yu Kastro olduğu için eleştiremeyiz. Fakat şunu
|
|
kesinlikle söyleyebiliriz: Kastro dünya proletaryasının ve komünizmin
|
|
saflarında değildir.
|
|
Kuşkusuz, 1917 devrimcileri de başarısız olmuşlardır. Çünkü devrim-
|
|
den sonra ortaya çıkan toplum sosyalizmden çok uzaktır. Fakat buna rağmen
|
|
1917 kışında Petrograd ve Moskova'da iktidarı ele geçirenlerle 1959'da
|
|
Küba'da iktidara gelen Kastro ve çevresindekiler arasında temelden
|
|
farklılıklar vardır.
|
|
Kastro ve etrafındakiler kendilerini Kübalı, yurtsever ve komünizm
|
|
karşıtı olarak ifade ediyorlardı. Kapitalizmi devam ettirip sömürüyü daha
|
|
insancıl bir şekilde sürdürmeyi amaçlıyorlardı. Fakat kesinlikle ne Küba
|
|
toplumunu ne de dünyayı temelden değiştirmek istiyorlardı. Eğer ülkenin
|
|
ekonomisini tamamen devletleştirdilerse, bunun sebebi olayların onları
|
|
mecbur etmesidir, kendi tercihleri değildir.
|
|
Rus devrimcileri, Rus milliyetçileri değillerdi. Onların mücadelesi
|
|
sadece Rusya ile sınırlı değildi. Aksine, onlar Rusya'yı cahil, geri
|
|
kalmış bir ülke olarak görüyorlardı. Bu geri kalmışlığın onları geriye
|
|
doğru götüreceğini çok iyi bildikleri için iktidarı bir kaç aydan fazla
|
|
ellerinde tutamayacaklarını tahmin ediyorlardı. Rus devriminin kaderini
|
|
Avrupa'da; özellikle en çok sanayileşmiş ve işçi sınıfına sahip Alma-
|
|
nya'da meydana gelecek bir devrime bel bağlamışlardı. Kendilerini Rus
|
|
devrimiyle sınırlamıyorlardı. Öyle ki, kendilerini dünya devriminin önde
|
|
giden basit bir öncü olarak görüyorlardı. İktidara gelir gelmez ilk
|
|
yaptıkları çağrı tümdünya proletaryasına, özel olarak savaş halinde
|
|
oldukları komşu ülke Almanya'nın proletaryasına seslenmek oldu. Onlara
|
|
göre tek bir gerçek vardır: "Proletaryanın vatanı yoktur". Onların tek
|
|
bir parolası vardı "Bütün ülkelerin işçileri, birleşin". İşte bu çok
|
|
basit bir kaç kelime ve deyim, Avrupa'da ve tüm dünyada yüzyılın en büyük
|
|
devrimci hareketini doğurdu.
|
|
İşte, -hatta- halkın desteğine sahip olan milliyetçi devrimci bir
|
|
hareketle, proleter devrimci hareket arasındaki fark budur: Liberal ve
|
|
milliyetçi siyasetler burjuva ideolojisini aşamaz ve proleter devrimcile-
|
|
rin ideolojisi olamaz.
|
|
Eğer 1959 Küba devrimi bir proleter devrim olsaydı, hakim sınıfların
|
|
ve emperyalizmin Kastro'ya beslediği kin daha fazla olmayacaktı. Eğer ABD
|
|
Küba'ya ciddi olarak müdahale etmediyse, bu Kastro'nun komünist olmaması
|
|
sebebiyle değildir (ABD komünist olmayan bir çok rejime müdahale
|
|
etmiştir). Müdahale etmemelerinin sebebi şudur: Domuzlar Körfezi
|
|
harekâtından sonra Kastro'nun diğer bir çok önder gibi halkını terk
|
|
etmeyip sonuna kadar mücadale etmeye kararlı olduğunu görmüş olmalarıdır.
|
|
Fakat, Küba'da bir proleter devrim gerçekleşseydi ve bu devrim tüm
|
|
Latin Amerika proleterlerine, tüm Kuzey ve Güney Amerika siyah halka -
|
|
ABD'deki siyah hareketin ülkeyi sarsmasından bir kaç yıl önce- seslenmiş
|
|
olsaydı; hem tüm Amerika kıtasında hem de dünyada bir çok şey değişebi-
|
|
lirdi. Küçük bir halk bile büyük devrimlerin başlangıcı olabilir: çünkü
|
|
devrim her zaman bir yerden başlamak zorundadır.
|
|
Malesef kitleler, çoğu zaman devrimi bölgeleriyle sınırlı tutan ve
|
|
devrimi ileriye götürmek istemeyen önderliklere güvenmektedir.
|
|
EK - 1952'ye kadar Küba işçi hareketi: Küba işçi sınıfının 50 yıllık mücadelesi
|
|
Kastro'nun zaferi Küba işçi sınıfının rolünü, tarihini ve mücadelesini
|
|
ikinci plana itti. Hatta onları tahrip etti. Öyle ki, bir çok kişiye göre
|
|
Küba halkının mücadele tarihi milliyetçi önderlerin ABD'nin boyunduruğun-
|
|
dan kurtulmak için verdikleri mücadeleyle eş anlamdadır.
|
|
Halbuki Küba işçi sınıfı, 19'uncu yüzyılın sonundan itibaren
|
|
toplumsal ve siyasi mücadelelerde ön planda yer almıştır. İşçi sınıfı
|
|
binlerce işçi ve militanın katıldığı etkili örgütler yaratmıştır.
|
|
Fakat bu örgütlerin önderleri, özel olarak Küba Komünist Partisi'nin
|
|
önderleri, işçi sınıfına yerine getirebileceği görevleri gerçekleştirme
|
|
imkânı tanımadılar.
|
|
Köleliğin resmen kaldırıldığı tarih olan 1880'e kadar Küba'da fazla
|
|
sayıda ücretli işçi yoktu. 1860'lı yıllarda, 500 civarındaki tütün
|
|
işletmelerinde yaklaşık 13 bin işçi çalışıyordu. Bu işçiler, Avrupa'dan
|
|
gelen işçilerin katkısıyla yardımlaşma dernekleri kurarak örgütlendiler.
|
|
Hatta bazı grevler gerçekleştirdiler. Köleliğin kalkması, büyük şeker
|
|
kamışı çiftliklerinde çalışan yüzbinlerce köleyi proleter yaptı. Şekerden
|
|
başka bir kaç daha az önemli diyebileceğimiz sanayinin gelişmesiyle,
|
|
kalabalık bir işçi sınıfı doğdu. Bu ise, örgütlenme faaliyetlerine
|
|
girişen militanların ortaya çıkmasına yol açtı.
|
|
Havana şehrinde marksist fikirler 1886 yılına doğru Enrique Roig'in
|
|
yayınladığı Üreten isimli gazete ile duyulmaya başladı. Cienfuegos
|
|
şehrinde İşçi isimli bir gazete vardı.
|
|
İlk işçi kurultayı 1887 yılında; ikincisi 1892 yılında ve tüm
|
|
ülkeden gelen binden fazla temsilcinin katılımıyla yapılmıştır.
|
|
Bu dönemde yaşanan ve iz bırakan en önemli grev 1901 yılında
|
|
düzenlenen "çıraklar grevi" olmuştur. Bu grev çıraklara uygulanan
|
|
cezalara ve patronların İspanyol kökenli işçilere karşı uyguladığı
|
|
ayrıcalıkları protesto etmek için yapılmıştı. Grev geniş bir çevreye
|
|
yayılmıştır. Sonunda barikatların kurulduğu bir mücadele yaşanmış, altı
|
|
ölü ve yüzlerce yaralı verilmiştir.
|
|
İşçi sınıfına karşı uygulanan baskılara rağmen 1904'te Küba da bir
|
|
işçi partisi kuruldu. 1905 yılında Sosyalist İşçi Partisi adını aldı ve
|
|
1906 yılında II.Enternasyonal'e üye oldu. Fakat ilk başlarda Küba işçi
|
|
sınıfını etkileyen II.Enternasyonal'in fikirlerinden çok, İspanya'dan
|
|
gelen anarko-sendikalist fikirler olmuştur.
|
|
Birinci Dünya Savaşı yıllarında ve onu takip eden yıllarda Küba
|
|
ekonomisi önemli değişiklikler yaşamıştır. ABD yatırımları, özel olarak
|
|
şeker ve maden işkolunda artmıştır. Bu durum Küba'da burjuvazinin
|
|
zenginleşmesine, küçük burjuvazinin çoğalmasına olanak sağlamıştır. Buna
|
|
paralel olarak işçi sınıfı da, hem sayı hem de örgütlenme açısından
|
|
ilerleme kaydetmiştir. 1915 yılında devrimci sendika militanları
|
|
önderliğinde ülke çapında işçi kurultayı düzenlenmiştir. 1920 yılında bir
|
|
anarko sendikacı olan Arturo Lopez önderliğinde Havana İşçi Federasyonu
|
|
kurulmuştur. 1925 Şubat'ında Arturo Lopez Küba Ulusal İşçi Konfedarasyo-
|
|
nu'nu kurmuştur.
|
|
Aynı tarihlerde (Mayıs 1925), Kübalı ve ABD'li kapitalistler, işçi
|
|
ve öğrenci eylemlerine son vermek için, "güçlü bir kişi" dedikleri
|
|
general Machado'ya baş vurdular. Bu general Kübalı büyük şirketle de
|
|
ortaklığı olan bir işadamı idi.
|
|
General Machado şunu açıklamıştır: "Seçilirsem", "Ben başta olduğum
|
|
süre içinde hiç bir grev 15 dakikadan fazla sürmeyecektir". Bu açıklama
|
|
işçi sınıfına karşı açık bir savaş ilanıydı. Bu meydan okuma hiç işe
|
|
yaramadı. Çünkü onun diktatörlüğü sırasında bir çok grev oldu ve genelde
|
|
bir çeyrekten daha fazla sürdü. Fakat her grev korkunç baskılara hedef
|
|
oldu.
|
|
Machado iktidara yerleştikten bir kaç hafta sonra, 16 ve 17 Temmuz
|
|
1925'te Küba Komünist Partisi (KKP) kuruldu. Kısa zamanda Küba'nın en
|
|
güçlü işçi partisi oldu. Hatta tüm Latin Amerika Komünist Partileri
|
|
arasında en güçlü parti haline geldi.
|
|
KP'nin en tanınmış önderlerinden Mella, öğrenci hareketinden
|
|
geliyordu. Yine öğrenci hareketinden gelen ve çok tanınmış bir şair olan
|
|
Ruben Martinez Viella, tanınmış bir KP lideriydi.
|
|
Bu en önemli iki önder, Küba KP'nin kurucularının sosyal kökenini
|
|
yansıtıyordu. Çünkü KP'nin çoğunluğu burjuva ve küçük burjuva aydınlardan
|
|
oluşuyordu.
|
|
Küba KP'si, III.Enternasyonal'in ısrarları üzerine işçi sınıfını
|
|
kazanmak için çalışmalara girişti.
|
|
1926-1927 yıllarında liman, demiryolu, şeker işkollarında grevler
|
|
düzenlendi. Fakat hepsi şiddetle bastırıldı. Anarşist önder Arturo Lopez
|
|
dahil olmak üzere bir kısım işçi önderi katledildi. Yüzlerce işçi sürgün
|
|
edildi. Küba KP'si bu şartlar altında bile varlığını sürdürdü.
|
|
KP şeker işkolunda örgütlenmek için faaliyet başlattı. Bu görevi
|
|
üstlenen militanların işi oldukça zordu. Çünkü şeker fabrikaları ve
|
|
çiftlikleri işçiler için birer toplama kampıydı.
|
|
KP aydınlar arasındaki etkinliğini geliştirmek için gayretlerine
|
|
devam etti. Bir de büyük çiftliklerin çevresindeki yoksul köylüler
|
|
arasında faaliyet düzenledi. Genelde büyük çiftlik sahipleri çevrelerin-
|
|
deki küçük toprak sahibi köylülerin de topraklarına el koymaya çalışıyor-
|
|
lardı.
|
|
1929 yılında Küba işçi sınıfı toplumda azınlıkta ise de (nüfusun
|
|
yüzde 16.4'ü), sayıca önemliydi. Yarısı tarım işçisi olmak üzere 600 bin
|
|
işçi vardı. 1929-1933 dünya bunalımı yıllarında, şekerin ortalama fiyatı
|
|
yarı yarıya düşmüştü. İşçi sınıfı bu düşüşten etkilendi. Yüzde 57 düşüş
|
|
halkı da çok kötü şekilde etkiledi.
|
|
Dünyadaki tüm ülkelerde işçi sınıfının karşılaştığı bela aynı idi.
|
|
Bu nedenle Latin Amerika Sendikaları Konfedarasyonu 30 Mart 1930'da bir
|
|
günlük "işsizlik eylemi" düzenledi. Bu vesileyle Küba'da en önemli
|
|
sendika olan ve KP'li militanlar tarafından yönetilen Ulusal İşçi
|
|
Konfedarasyonu bu eyleme hazırlıklı olarak katıldı. General Machado'nun
|
|
ilk tepkisi sendikayı yasaklamak oldu. Buna karşı sendika genel grev
|
|
kararı aldı. 20 Mart grevine 200 bin kişi katıldı. Bu eylem Machado
|
|
diktatörlüğünü sarsan siyasi bir grev oldu.
|
|
Grev işçi sınıfı için bir başlangıç oldu. İşçi sınıfı diğer sosyal
|
|
sınıfları da peşinden sürükleyerek Machado'ya karşı mücadeleyi başlattı.
|
|
19 Nisan 1930 günü Havana'daki Merkez Park'ta 50 bin kişi diktatörlüğe
|
|
karşı yürüyüş düzenledi. 30 Eylül'de öğrenciler de sokağa döküldü.
|
|
Diktatör Machado tepki olarak üniversiteleri kapattı.
|
|
İşçi hareketine ve işçi örgütlerine karşı uygulanan baskılara
|
|
rağmen, bu kara yıllarda, 1931-1932'de grevler tramvay işletmesi, tütün
|
|
fabrikaları ve şeker sanayinde devam etti. Hem işçi sınıfı hem de KP
|
|
diktatörlüge rağmen ayakta kalabildi. KP açlığa karşı uzun yürüyüşler
|
|
düzenledi. 1932 yılında ise, ülke çapında şeker işçileri sendikası
|
|
kuruldu.
|
|
1933 yılı grev dalgasıyla başladı ve Ağustos ayında genel bir
|
|
hareket olarak doruk noktasına ulaştı.
|
|
2 Ağustos günü Havana'da bir otobüs garajına bağlı işçiler greve
|
|
çıktılar. İki gün sonra tüm başşehirdeki taşımacılık hizmetleri durmuştu.
|
|
6 Ağustos günü grev tüm ülkeye yayıldı. 7 Ağustos günü Machado'nun istifa
|
|
ettiğine inanan halk sevinç çığlıklarıyla sokağa döküldü ve hükümet
|
|
binasına doğru yürüyüşü geçti. Polis ateş açarak halkın önünü kesti.
|
|
Onlarca ölü ve yaralı oldu.
|
|
Komünist militanlar bir merkezi grev komitesi oluşturdular. Halkın
|
|
kurşunlanmasından bir gün sonra general Machado görüşme önerisinde
|
|
bulundu. Merkezi grev komitesi öneriyi kabul etti ve isteklerini sadece
|
|
ulaşım işçilerinin talepleriyle sınırlı tuttu. KP yönetimi, hem merkezi
|
|
grev komitesi hem de sendika adına Machado ile anlaşma imzalayarak 11
|
|
Ağustos günü öğleden sonra işbaşı yapılmasını kabul etti. Bu anlaşma bir
|
|
işe yaramadı. Çünkü grev her yerde devam ediyordu. Machado orduya
|
|
başvurdu. Fakat subaylar generallerini desteklemedi. Machado ülkeyi terk
|
|
etmek zorunda kaldı. Halk tekrar sokağa döküldü ve bir kaç gün boyunca
|
|
diktatörün adamlarına karşı eylemler gerçekleştirdi. Bazı polisler ve
|
|
iğrenç polikacılar halk tarafından linç edildiler.
|
|
KP Ağustos 1933'te Machado ile anlaşarak grevin olanaklarını sonuna
|
|
kadar kullanmaya karşı çıktığı için, hem siyasi yönden hem de moral
|
|
yönünden işçi sınıfının elini ayağını bağlamış oldu. Böylece Machado'ya
|
|
muhalif olan burjuva politikacıların iktidara gelmesine fırsat verdi.
|
|
İhanete uğrayan işçi sınıfı, meydanı ikinci derecedeki ordu
|
|
yöneticilerine ve öğrencilere terk etti. 3 Eylül gecesi, subaylar tek
|
|
kurşun bile atmadan kışlaları ele geçirdiler. Bu subayların başında
|
|
Batista adında bir çavuş bulunuyordu... Sonuç olarak ABD emperyalizmine
|
|
karşıtlığıyla tanınan radikal görünümlü bir profesör olan Grau San Martin
|
|
başkanlığında bir hükümet kuruldu.
|
|
Grau San Martin hükümeti sosyal barışı yeniden sağlayabilmek için
|
|
belirli tavizler verdi. Sekiz saatlik iş günü, şeker kamışı kesen işçiler
|
|
için günlük asgari ücret verilmesi, sendikal hakların tanınması, sanayi
|
|
ve ticaret işkollarında çalışanların en az yüzde 50'sinin o yöre
|
|
halkından oluşması; Platt Kararnamesi'nin (1) kaldırılması gibi kararlar
|
|
alındı. Grau San Martin toprak reformu yapacağına da söz verdi.
|
|
Fakat hükümet hemen gerçek yüzünü gösterdi. 29 Eylül günü Meksika'da
|
|
öldürülen KP lideri Mella'nın cesedinin külleri geldiği gün cinayeti
|
|
protesto etmek için yürüyüş düzenleyen kitlelerin üzerine otomatik
|
|
silahlarla ateş açıldı.
|
|
Grau San Martin hükümetinin ilk ayında devrimci harekette bir
|
|
gerileme yaşanırken, KP, maceracı bir şekilde grevler düzenleyip, bu
|
|
grevlere "sovyetler" ismini verdi. Her ne kadar işçi sınıfı mücadeleci
|
|
konumunu terk etmemiş olsa da, artık çok geçti. Çünkü hareket gerileme
|
|
sürecine girmişti.
|
|
Bu sözde "sovyetler" den 36 tane oluşturuldu. En tanınmışı Mabay
|
|
"Sovyeti" idi. KP militanları Mabay'da silahlı milisler olarak örgütlen-
|
|
diler ve hükümetin onlara karşı gönderdiği topçu birliğini geri
|
|
püskürttüler. Ayrıca silahlı sivil kişilerin ve patron adamlarının
|
|
çiftliklerdeki hayvanları geri alma çabalarını engellediler.
|
|
Fakat KP, III.Enternasyonal yöneticilerinin emirlerine uyarak 1934
|
|
baharından itibaren siyaset değiştirdi. Bu sefer de birleşik cephe
|
|
iddiasıyla milliyetçi burjuvalarla -bazıları kendilerine radikal diyordu-, teslimiyet siyaseti uyguladılar.
|
|
Mart 1935'te Batista'ya karşı tüm muhalefetin düzenlediği grev
|
|
başarısızlıkla sonuçlandı. O zamanlar Batista sadece ordunun başında idi
|
|
(resmen Başkan olma tarihi 1940 yılıdır). Ama gerçekte, görevlendirdiği
|
|
bir Başkan'ın arkasına saklanarak iktidarı yönetiyordu. Komünist Parti
|
|
Batista'ya şu sözlerle karşı çıkıyordu: "Batista emperyalizme hizmet eden
|
|
bir vatan hainidir... Mart ayındaki genel grevi ateş ve kanla boğmuştur.
|
|
Üniversiteleri kışlaya çevirmiştir. İşçi sendikalarını ve bürolarını
|
|
dağıtmıştır. Doktorlar Federasyonunu ezmiştir. Özgürlük ve demokrasi için
|
|
mücadele eden üç binden fazla erkek, kadın ve çocuk hapishanelere
|
|
konulmuştur".
|
|
Fakat Komünist Parti kısa sürede Batista hakkında fikir değiştirdi.
|
|
1938 yılında Batista'nın -Roosevelt gibi- işçi örgütlerine yakınlaşarak
|
|
yeni bir anayasa ve demokratik hakların yeniden tanınması yönünde görüş
|
|
açıklaması, hain ve katil Batista'nın demokrat ilan edilmesine yetmiştir.
|
|
böylece KP Havana da ilk defa resmen tanındı. Batista'nın girişimiyle
|
|
yeni işçi konfedarasyonu (Küba İşçilerinin Konfederasyonu) oluşturuldu.
|
|
Yönetimdeki sandalyeler KP tarafından işgal edildi. En azından ilk başta
|
|
durum buydu. O zamanlar KP'nin genel sekreteri Batista hakkında şunları
|
|
açıklamıştı: "Batista'nın aile kökenini göz önünde bulundurmalıyız...
|
|
Küba çıkarları için and içmiş eski bir askerdir, onbaşı ve çavuşlarla
|
|
görüşmeye devam ediyor. Ben şuna inanıyorum: Eylül 1933'te bu kişiyi
|
|
iktidara iten devrimci hareket idi. Hareket, onun ve olaylara katılan
|
|
diğerlerinin üzerindeki etkisini hiç yitirmemiştir".
|
|
Batista Kasım 1938 yılında Washington'da düzenlenen 1918 Barış
|
|
Anlaşması'nın yirminci yılını kutlama törenlerinden geri döndüğünde KP
|
|
Batista için muhteşem bir karşılama düzenledi. KP Genel Sekreteri ve
|
|
Batista Başkanlık Sarayı'nın balkonunda yan yana yer aldı. KP genel
|
|
sekreteri açıkca şunları söyledi: "(...) Hiç çekinmeden şunu söyleyebili-
|
|
riz: Devrimci hareketin şu andaki temel görevi demokratik bir program
|
|
etrafında milli birlik için mücadele etmektir. Nazizmin ve faşizmin
|
|
ilerlemesi; İspanya'da Alman-İtalyan zaferi; Roma-Berlin-Tokyo ekseni
|
|
Amerika'ya karşı bir tehlike oluşturuyor. Bu tehlikelere karşı, Küba bir
|
|
devlet olarak dünyadaki diğer demokratik hükümetlerle ve özel olarak ABD
|
|
ile sıkı işbirliği içinde olmalıdır".
|
|
Artık bundan böyle Küba KP'si faşizme karşı mücadele bahanesiyle
|
|
Batista ile işbirliği yapmaya başladı.
|
|
KP, 1939 yılında anayasa ile ilgili seçimlere katılabilmek için Juan
|
|
Marienello'nun yönettiği Devrimci Birlik Partisi ile birleşti. Bu parti
|
|
radikal aydınlar ve orta sınıflara ait kişiler tarafından oluşturuldu.
|
|
İki parti 1940 yılında Devrimci Küba Birliği adı altında birleşir. Yeni
|
|
bir parti oluşturdular. Bu yeni partinin başkanı Juan Marinello oldu.
|
|
Böylece yeni bir stalinist parti kuruldu.
|
|
Temmuz 1940'da Batista Başkan adayı oldu. ve adaylığı içinde KP'nin
|
|
de bulunduğu "Sosyalist Demokratik Koalisyon" tarafından desteklendi.
|
|
1940-1944 yılları arasında Küba KP'si ABD KP'sini taklit ederek
|
|
Batista'nın iktidarını destekledi. ABD KP'si Earl Browder önderliğinde
|
|
iğrenç Roosevelt hükümetini desteklemişti. Batista 1942'de Küba KP'sine
|
|
teşekkür olarak iki bakanlık verdi.
|
|
KP, 1944'te başkanlığı Grau San Martin'in seçilmesinden sonra da
|
|
siyasetini değiştirmedi. Örneğin Şubat 1945'te Havana'da verilen bir
|
|
yemeğe patron örgütleri ve CTC sendikasının en üst seviyedeki yöneticile-
|
|
ri davet edilmişti. Davetliler arasında KP yöneticilerinden Lazaro Pena
|
|
da vardı. Bu vesileyle sınıf işbirliği şerefine kadeh kaldılar. Yeni
|
|
Başkan KP yöneticisinin söylediklerinden o kadar çok gurur duyuyordu ki,
|
|
sonuç metni "Patronlar ile işçiler arasında işbirliği" adı altında
|
|
yayınlandı.
|
|
Fakat soğuk savaş döneminin başlamasıyla birlikte Küba KP'sinin
|
|
durumu da çabuk değişti. 1947 baharından itibaren Grau San Martin
|
|
Hükümeti sendikalardaki komünist militanlara saldırmaya başladı. Hükümet
|
|
zor kullanarak sendika merkezlerini işgal etti. Seçilmiş yöneticileri
|
|
görevden aldı ve yerlerine yeni yöneticiler atadı. İşçiler tepki olarak
|
|
aidat ödemediler. Hükümet aidat ödemeyi zorunlu kıldı. Buna paralel
|
|
olarak işçi militanlar öldürülmeye başlandı.
|
|
Öyle ki, 1947 yılı sonunda Küba KP'si Küba İşçi Konfedarasyonunda
|
|
azınlık durumuna düştü. 1942 yılında 87 bin üyesi olan KP, on yıl sonra
|
|
1952'de yani Batista'nın askeri darbesinin hemen öncesinde ancak 20 bin
|
|
üyeye sahipti. Bu rakam bile Kastro'nun Barbudoslarının (sakallılar)
|
|
oynadığı rolü oynayabilirdi. Fakat KP böyle bir siyaseti uygulayabilmek
|
|
için gerekli olan yeteneklere sahip değildi. Gerektiği gibi radikal
|
|
davranarak ayaklanma yoluna başvuranlar milliyetçi küçük burjuvalar oldu.
|
|
Küba KP'si böyle birşeye cesaret edemedi... Herneyse. KP'nin yöneticileri
|
|
Kastro'dan daha fazla bir proleter siyasete sahip değildi. Çünkü KP
|
|
tabanının proleter olmasına rağmen yönetim değildi. KP yönetimi
|
|
proletaryanın saflarında değildi.
|
|
(1) Platt Kararnamesi: 1901 Anayasasında yer alan ve "Küba, bağımsızlığı-
|
|
nı korumak, hükümetin güvenliğini, mal, mülk ve kişisel özgürlükleri
|
|
sağlamak için ABD'ye müdahale hakkı tanır" gibi bir maddeyi içeren
|
|
kararname.
|
|
|