Internationalist Communist Union
25 Ocak 1985
| Bu broşür, 25 Ocak 1985'te Leon Troçki Çevresi tarafından düzenlen "Küba: |
| Kastro ve Kasroculuk" başlıklı toplantıya sunulan metnin çevirisidir. |
| *** |
| Karayip adalarının en büyüğü olan Küba, ABD sahillerine 180 km. Uzak- |
| lıktadır. Fransa'nın beşte biri büyüklükte ve 10 milyon nüfusa sahip |
| Küba, 25 yıl önce (35'inci yıl, çev.) Latin Amerika'nın sömürülen |
| halklarına, hatta tüm dünyaya büyük bir süpriz yaptı. Çünkü bir yıl önce |
| gerilla ordusu sayesinde iktidara gelen Kastro ABD'nin yatırımlarının |
| büyük bir kısmını devletleştirerek bu dev komşusuna açıkca meydan |
| okumuştu. |
| Bugün (Ocak 1985) bu karardan 25 yıl, Kastro'nun iktidara gelmesin- |
| den 26 yıl sonra Küba rejimi ABD emperyalizmine karşı meydan okuyarak |
| ayakta kalabilmiştir. Fakat Latin Amerika halkları arasında uyandırdığı |
| umutlardan geriye ne kalmıştır? Geriye fazla birşey kalmamıştır. Çünkü |
| Fidel Kastro Küba'ya ne bir refah ne de bir özgürlük getirebilmiştir. |
| Kastro dış siyasetinde SSCB'nin bir müttefikidir ve şeker satıp Küba |
| ekonomisinin ayakta kalmasını sağlayan mamül ürünleri almaktadır. Fakat |
| artık Fidel Kastro, Latin Amerika halklarının kurtuluş ümidi olmaktan |
| çıkmıştır. |
| 1959 yılında Küba, Latin Amerika'da ABD çıkarları açısından Venez- |
| üella'dan sonra ikinci ülke konumundaydı. ABD sermayesi demiryolu |
| taşımacılığının, elektrik ve telefon şirketlerinin yüzde 50 ile yüzde |
| 90'ına sahipti. Tüm maden kaynakları ABD şirketlerinin denetimi altın- |
| daydı. Genellikle bu şirketler bu madenlerin çoğunu da çalıştırmıyordu. |
| Küba adasının en temel gelir kaynağı şeker kamışıydı. En iyi toprakların |
| yüzde 25'i ABD sermayesine aitti. 115 şeker rafinerisinden 41'i ABD |
| şirketlerinindi. İhracat ürünlerinin yüzde 80'ini oluşturan şekerin yüzde |
| 40'ını ABD sermayesi denetliyordu. |
| Bu durumda Küba ile ABD arasındaki 1934'ten beri yüyürlükte olan |
| şeker anlaşmasına göre ABD her yıl belirli bir miktar şekeri dünya |
| fiyatlarından daha pahalıya satın almayı kabul etmesi büyük ölçüde ABD |
| sermayesine yarıyordu. Çünkü söz konusu miktarın yarısı ABD sermayesi |
| tarafından üretiliyordu. Fakat bu anlaşmanın karşılığı ise, Küba'nın ABD |
| ürünlerine kapılarını sonuna kadar açması ve ayrıcalıklı düşük vergi |
| uygulamaları olmuştur. |
| 1959 yılında Kastro iktidara geldi. Fakat Küba tarihi önceleri de |
| çok çalkantılı olmuştur. Küba Kristof Kolomb'un adayı'yı keşfettiği 27 |
| Ekim 1492 yılı ile adanın bağımsızlığa kavuştuğu 25 Ekim 1898 yılı |
| arasındaki 406 yıl boyunca İspanyol sömürgesiydi. Bu süre içinde Küba da |
| diğer Latin Amerika ülkeleri gibi İspanyol işgalcilerinin (Konkistador) |
| yağmalarını ve yerli kızılderili halkın soy kırımlarını yaşamıştı. Daha |
| sonra şeker kamışı üretimi için Afrika'dan yüzbinlerce siyah köle |
| getirilmişti. Bu süre içinde Kübaya yerleşen İspanyol halkı da İspanyol |
| boyunduruğuna karşı defalarca isyan etmişlerdi. Bu isyanlar çok kan |
| akıtılarak bastırıldı. |
| 1898 yılında ise iki kurtuluş savaşı yaşandı. ABD'nin askeri |
| müdahalesi sonucu olarak Küba İspanyol sömürgesi olmaktan kurtuldu. Fakat |
| bu defa da 1960 yılına kadar ABD emperyalizminin yarı sömürgesi olmuştu. |
| ABD, 1920 yılına kadar bir kaç defa adaya askeri müdahalede bulunmuştur. |
| Bugün bile adanın Guantanamo bölgesinde bir ABD askeri üssü bulunmak- |
| tadır. |
| 1900 yılından sonra Küba'da genellikle demokratik olmayan bir kaç |
| seçim ve bir kaç da askeri darbe yaşanmıştır. Bu dönemde işçi mücadele- |
| leri ve bazı büyük grevler yaşanmıştır (EK'e bakınız). Latin Amerika'da |
| istisna bir olay Küba'da yaşanmıştır. 1942-1944 yılları arasında |
| hükümette komünist bakanların görev almıştır. ABD bu işte hiç bir |
| sakınca görmemiştir. |
| O zamanlar ülkeyi yöneten Batista isimli bir askerdi. Fidel Kastro |
| iktidarı bu kişinin elinden almıştır. Bu Batista isimli şahıs Küba'nın |
| siyasi hayatında yeni birisi değildi. 1933'de basit bir çavuştu. O yıl |
| "öğrencilerin ve alt rütbeli subayların yaptığı bir darbe sonucu ordu |
| başkanlığına yükseldi. Bu yeni görevi nedeniyle de işçi grevlerini |
| bastırdı ve 1940'a kadar perde arkasından iktidarı yönetti. 1940 yılında |
| başkan seçildi. 1940'ta hükümette komünist bakan atayan ve Küba'nın en |
| demokratik anayasası gerçekleştiren de o olmuştur (kadınlara oy hakkı |
| tanındı, halbuki Fransa'da kadınlara oy hakkı 1945 yılında tanınmıştı). |
| Fakat bu anayasa kısmen uygulandı. |
| Batista 1944'de seçimlerden sonra iktidarı terk etti, fakat yine de |
| ordu yöneticileriyle yakın ilişkilerini sürdürdü. 1952'de askeri darbe |
| sonucu iktidara yeniden geldi. |
| İşte Fidel Kastro'nun yıktığı rejim, bu Batista rejimi idi. O |
| zamanlar Batista bir diktatördü. Ve tüm diğer diktatörler gibi çok zengin |
| olmayı başarmıştı. Devlet, kamu sermayesi, yolsuzluklar, hatta fuhuş ve |
| kumar Batista'nın kişisel servet edinmesine yaradı. Tabii şunu da eklemek |
| gerekir ki, Batista'dan önceki yöneticiler de ondan farksız davranmadı- |
| lar. Batista'nın hakim sınıf üyeleri arasında bir çok siyasi düşmanı |
| vardı. Fakat bu düşmanlık demokrasi dürtüsüyle değil, kişisel rekabet |
| sebebiyle idi. |
| Diktatörlüğe karşı muhalefetin başlangıcı |
| 10 Mart 1952'de Batista öncülüğünde gerçekleştirilen askeri darbe, |
| darbeden beş yıl önce kurulan muhalefetteki Ortodoks Partisi'nin tüm |
| ümitlerini yıkmıştı. Ortodoks Parti rejimin ve devletin yolsuzluklarını |
| teşhir ettiği için çok sevilen bir parti durumuna gelmişti. |
| Ortodoks Parti kurucusu Eduardo Chibas çok ateşli konuşmaları ve |
| sonuçta televizyon önünde bir protesto şekli olarak intihar etmesi |
| gençliği alevlendirmişti. Eğer Batista öncülüğünde darbe olmasaydı 1952 |
| Haziran'ında yapılması kararlaştırılan seçimlerde Ortodoks Parti'nin |
| iktidara gelmesine kesin gözüyle bakılıyordu. |
| Ortodoks Parti'nin gençleri, parti yöneticilerinin eylemsizliğinden |
| bıkıp eylem kararı aldılar. Bu gençlerden biri de Fidel Kastro idi. Eğer |
| kararlaştırılan seçimler zamanında yapılsaydı, Kastro Ortodoks Parti |
| adayı olarak seçimlere katılacaktı. |
| 1952'de Kastro 26 yaşında bir avukattı ve mesleğinden kazandığı para |
| yetersiz olduğu için kötü şartlarda yaşıyordu. Kendi kuşağı muhalif |
| aydınlarının iyi bir temsilcisiydi. Zengin bir ailenin çocuğu idi. |
| Babası yolsuzluklarla zengin olmayı başarmış ve Oriente eyaletinde çoğunu |
| şekerden kazandığı gelirle satın aldığı bir çiftliğe sahipti. |
| Fidel Kastro ilk öğrenimini kiliseye ait bir kolejde yaptı. |
| Havana'da hukuk fakültesini okudu. Çok canlı ve heyecanlı olan Kastro, |
| bazı yönleriyle gangasterliği andıran üniversitedeki siyasi hayata aktif |
| olarak katılmıştı. |
| Ortodoks Parti önderleri Chibas'ın intikamını alma hevesiyle |
| büyümeye başladığında Fidel Kastro partiye üye olup, partinin gençlik |
| kollarında faaliyet sürdürdü. |
| Ocak 1953'te Ortodoks Parti'nin gençlik kollarından bir grup rejime |
| muhalif öğrenciyle eylemler başlattı. |
| Aynı yılın Pak tatilinde (hiristiyan dini bayramı) bir darbe |
| girişimi olmuştu. Kastro, Harp Okulu profesörü Dr. Rafael Garcia |
| Barcena'nın, kurucusu olduğu Milli Devrimci Hareket Partisi üyeleri, |
| liberal aydınlar ve ögrencilerle birlikte Batista'yı iktidardan indirmek |
| için Havana yakınlarındaki Kolombiya kışlasına doğru harekete geçtiler. |
| Profesörün planı orduyu ayaklandırmaktı. Fakat bu girişim başarısızlıkla |
| sonuçlandı. Darbe girişimine katılanların hepsi tutuklandı ve Milli |
| Devrimci Hareket dağıldı. |
| Klasik partilerin eylemsizliğine alternatif olmak amacıyla bir çok |
| örgüt ortaya çıktı. |
| Kastro ise, Havana'da küçük eylem gruplarından oluşan bir kaç yüz |
| genci bir araya getirdi. 26 Temmuz 1953'te bu gençlerden oluşan 160 |
| kişilik bir silahlı güçle adanın diğer ucunda yer alan Oriente eyaletinde |
| bulunan Büyük Santiago Kışlasının bine yakın asker barınan Moncada |
| bölümüne saldırıya geçti. |
| Amaçlanan beklenmedik bir şekilde kışlaya saldırıp mevcut silahlara |
| el koymaktı. Daha sonra radyo ile halkı ayaklanmaya çağırarak Oriente |
| eyaletini isyana teşvik etmekti. |
| Kışlaya yapılan baskın başarısız oldu. Kastro'nun saldırı planı daha |
| önce kışlaya ulaşmıştı. Yine de saldırıdan vazgeçilmedi. Çatışma |
| sonucunda 3 subay ve 16 asker öldürüldü. |
| Buna tepki olarak vahşice baskılar arttı. Santiago şehri kuşatıldı. |
| Havana'ya kaçmak isteyenler dahil bir çok militan tutuklandı; işkence |
| gördü; öldürüldü. Hatta esir alınan 68 kişi vahşice katledildi. |
| Batista bu vahşi cinayetler yoluyla intikam alıyordu. Çünkü Kastro |
| ordunun 160 üniformasını ele geçirmişti ve gizli servislerin haberi |
| olmadan 160 kişiyle Havana'dan silahlı olarak adanın en önemli kışlasına |
| saldırı gerçekleştirmişti. |
| Uygulanan baskıların vahşeti karşısında Santiago şehri ileri |
| gelenleri, başta arşevek (dini önder) ve baş savcı olmak üzere baskıları |
| protesto ettiler ve kimi tutsakların hayatlarını kurtardılar. 20 kadar |
| taraftarıyla Sierra bölgesine kaçan Kastro, bir kaç gün sonra ihbar |
| edilmesi sebebiyle tutuklandı. Moncada Kışlasına saldıranların yargılan- |
| ması Ekim ayında yapıldı. Kastro'nun kendini savunduğu bu davada, adeta |
| rejimi yargıladı: "Avukatların yaptığı gibi suçlunun serbest bırakıl- |
| masını talep etmeyeceğim. (...) Başkanın bir katil ve hırsız olduğu bir |
| ülkede onurlu insanların öldürülmesi ya da cezaevlerine konulması |
| normaldir. Beni mahkum edebilirsiniz, bunun önemi yoktur; çünkü tarih |
| beni beraat ettirecektir". Sonuç olarak Kastro 15 hapise mahkum oldu. |
| Fidel Kastro cezaevinde savunmasını yazı haline getirdi. Rejimi |
| teşhir ederek programını 5 temel maddede belirtti: |
| 1. 1940 Anayasasının yeniden yürürlüğe girmesi; geçici bir hükümetin |
| kurulması; adalet sisteminin temizlenmesi; |
| 2. Tüm çiftçiler, ortaklıkla toprağı ekenler ve toprak kiracılarına |
| işledikleri toprakların 70 hektarını ya da daha azsa tümü mülk olarak |
| verilecektir; toprak sahipleri devletten tazminat alacaklardır; |
| 3. Ticaret, sanayi ve maden işletmelerinde çalışan memur ve işçilere |
| kârların yüzde 30'u dağıtılacaktır; |
| 4. Çiftlik sahipleri elde edilen şekerin yüzde 55'i üzerinde hak |
| iddia edebilecklerdir; |
| 5. Yolsuzlukla elde edilen tüm zengilikler, işçi emekçi kasalarına, |
| hastanelere, sığınma evlerine ve fakirhanelere verilecektir. |
| Kastro bir de şunu ekliyordu: "Mücadele biter bitmez bu kanunlar |
| resmileşecektir ve (...) ardından bir çok temel kanun gelecektir. Örneğin |
| tarım reformu, eğitim sisteminin tamamen değiştirilmesi, elektrik ve |
| telefon tröstünün devletleştirilmesi. Bu şirketlerin halktan fazlasıyla |
| topladıkları paraların iade edilmesi, maliyeden kaçırılan vergilerin |
| toplanması..." |
| Aslında bu program 1940 Anayasasının bir özeti idi. Ne daha azı ne |
| de daha fazlası. Zaten Batista'ya karşı tüm muhalefetin programı da |
| buydu. |
| 1940 Anayasası'nın metni bazı yönleriyle esnek olduğu için farklı |
| yorumlara da yol açabiliyordu (özellikle toplumsal kararlarla ilgili |
| bölümü). Bu nedenle herkes kendi çıkarına göre yorum yapıyordu. |
| Kastro böyle bir programı somut ve bağlayıcı bir programa tercih |
| etti. Çünkü somut bir program farklı ittifakları sınırlayabilirdi. |
| Sonuçta Kastro'nun savunması en geniş programı oluşturmuş oldu. |
| 1954 ve 1955 yıllarında ekonomik iyileşme Batista rejimini |
| sağlamlaştırır gibi oldu. Ekim 1953'ten beri diktatörlük olağanüstü hali |
| ve sansürü kaldırdı. 1 Kasım 1954'te seçim yapmayı kararlaştırdı ve bu |
| seçimleri kazandı. Mayıs 1955'te iktidarını o kadar sağlam görüyordu ki, |
| tüm siyasi suçluları serbest bıraktı. |
| Serbest bırakılanlardan ve başarısız 1953 darbesi lideri Garcia |
| Barcena silahlı mücadeleden vazgeçti. Diğer bazı gruplar da kendiliğinden |
| silahlı mücadeleyi terk ettiler. Muhalefet dağılacak gibi gözüküyordu. |
| Fidel Kastro da serbest bırakılmıştı. 1955 Mayıs'ında cezaevinden |
| çıktığında, Barcena'nın eski taraftarlarından bazıları, örneğin Frank |
| Pais, Kastro'yu destekledi. Fakat genel siyasi hava legal imkânlara bel |
| bağlamak yönündeydi. Kastro yalnız kaldığı için ve Batista'nın katilleri |
| tarafından öldürülmekten korktuğu için Temmuz 1955'te ülke dışına çıkmayı |
| tercih etti.Fakat ayrılmadan önce eylem gruplarını oluşturan Hareketin |
| başına Frank Pais'i atadı. Bu Haraket, Kastro'nun Moncado kışlasını ele |
| geçirme girişim tarihi olan 26 Temmuz nedeniyle 26 Temmuz Hareketi olarak |
| adlandırıldı. |
| Küba'da Komünist Parti ve 26 Temmuz Hareketi dışındaki tüm |
| muhalefet, yeni bir seçim yapılmasını isteyip Batista ile diyalog kurmaya |
| çalıştı. |
| Kastro'nun dönüşü |
| Batista'dan hiçbir taviz elde edilemediği için Aralık 1955'ten itibaren |
| öğrenciler, şeker işkolunda çalışan işçiler ve askerler arasında yeniden |
| kıpırdamalar başladı. |
| Santiago ve Havana Üniversitelerinde yeniden yürüyüşler düzenledi |
| ve öğrenci hareketi lideri Echevarria, Batista'ya karşı Devrimci Önderlik |
| adıyla yeni bir silahlı örgüt kurdu. |
| Aynı zamanda 500 bin şeker işçisi hakları olan ikramiyelerini |
| alabilmek ve iktidar yanlısı sendikacıları sendika yönetimden uza- |
| klaştırmak için bir grev başlattılar. Sonuçta grev bastırılacaktır. |
| Orduda komplolar yeniden başladı. Nisan 1956'da Barcena taraftarı |
| liberal subaylar, Albay Roman Barquin önderliğinde Colombia askeri |
| kampını ayaklandırmaya çalıştılar. Fakat ihbar edilip tutuklandılar. |
| Mayıs 1956'da 100 civarında silahlı adamdan oluşan bir grup |
| Mantanzas kışlasını ele geçirmeye çalıştı. Bu girişim de başarısızlıkla |
| sonuçlandı. Sonuç olarak tüm anayasal özgürlükler yeniden askıya alındı. |
| Bu arada Fidel Kastro, sığındığı Meksika'da, tüm enerjisini birkaç |
| düzine militandan oluşacak bir grup oluşturmaya harcıyordu. |
| İmkânlarını kullanıp para ve silah biriktirmeye ve Batista'ya karşı |
| olan gruplarla ilişkilerini sürdürmeye çalışıyorlardu. |
| Kastro Eylül 1956'da Mexico şehrinde Devrimci Önderlik grubu lideri |
| Echevarria ile görüştü ve bir işbirliği anlaşması imzaladı. Eski Başkan |
| (1948'de seçilmişti) Prio Socarras ile görüştü ve ondan bir kaç onbin |
| dolar elde etti. |
| Kastro Küba'daki taraftarı Frank Pais önderliğindeki 26 Temmuz |
| Hareketi silahlı gruplarıyla ilişki kurdu. -bu sırada sayıları bir kaç |
| yüzü buluyordu, ve daha çok Santiago bölgesinde konumlanıyorlardı-, ve |
| Küba'ya bir çıkarma planı yaptı. |
| Bu çıkarma 30 Kasım 1956'da gerçekleştirilecekti. O gün Frank Pais |
| ve eylem grupları Santiago şehrini ele geçirip tüm Oriente eyaletini |
| ayaklandıracaklardı. Mexico'dan gelecek olan Kastro ve taraftarları da |
| bu ayaklanmayı destekleyeceklerdi. |
| 30 Kasım günü Frank Pais ve askeri üniforma giymiş silahlı 300 |
| taraftarı Santiago şehri genel polis merkezine ve cezaevine saldırıp |
| siyasi tutukluları serbest bıraktılar. Saldırılarını bir sonraki gün de |
| devam ettirdiler. Başka bazı resmi binaları, merkezleri ele geçirdiler. |
| Aynı gün 24 saatlik bir genel grev Santiago şehrinde hayatı durdurdu. |
| Batista olağanüstü hal ilan edip askeri takviye göndererek şehri yeniden |
| ele geçirdi. Kastro, Che Guevera ve 82 arkadaşı Granma isimli gemiyle |
| adaya olaylardan sonra ulaştılar. |
| Ordu ayaklanmaya katılanların çoğunu katletti. Kastro sağ kalan 15 |
| silahlı taraftarıyla Sierra Maestra bölgesine çekildi. |
| Gerilla hareketinin başlangıcı |
| Sierra Maestra bölgesi Küba'nın güneyinde ve en yüksek noktası 2 bin |
| metre olan sarp ve ıssız dağlarla çevrili bir bölgeydi. Bölge bir kaç |
| büyük toprak sahibine aitti. Topraklar verimsiz olduğu için tarım |
| yapılamıyordu. Arada bir yoksul köylüler gelerek izinsiz olarak |
| yerleşiyorlardı ve sonra da zorla bölge dışına çıkartılıyorlardı. Birde |
| bölgede dolaşan eşkiyalar vardı. Hatta bunlardan bazıları Kastro'ya |
| yardım etmiştir. |
| 1956 yılı sonunda ve 1957 yılı başında Batista rejimi daha da |
| canileşti. Polisin ve ordunun uyguladığı vahşet, özellikle şehirlerde |
| yaşayan orta tabakalarda diktatörlüğe karşı olan nefreti artırdı. Örneğin |
| Oriente bölgesinde farklı muhalif gruplara ait 22 genç Noel tatili içinde |
| polis tarafından katledildiler. |
| 26 Temmuz Hareketi Halk arasında rejimin cinayetlerine karşı |
| uyanan kin duygularını değerlendirip, Batista rejime karşı olan liberal |
| burjuva çevrelerini, onların hiç bir siyasetine bağlı olmadan, bir sivil |
| muhalefet hareketi etrafında toplamaya çalıştı. 26 Temmuz Hareketi işte |
| bu oluşum yoluyla para ve silah elde etti. |
| Sierra bölgesinde köylülere karşı uygulanan korkunç baskılar, |
| köylüleri yavaş yavaş gerilla hareketine doğru itmeye başladı. İlk |
| başlarda gerilla hareketi müthiş zorluklarla karşılaştı. İhbar edilme |
| korkusu, tek başına kalma, açlık, susuzluk bir de hiç tanımadıkları bir |
| bölgede bulunmanın getirdiği zor yaşam koşulları söz konusuydu. Bazı |
| gerillalar yeniden şehre geri dönmek istediler. Kastro, bu gibi |
| girişimleri itaatsizlik, firar ve bozgunculuk olarak değerlendirip, ölüm |
| cezası uyguladı. Küçük silahlı gruplarda bir gelişme olmuyordu. Bazen |
| gerillaya bir kaç yeni katılım oluyordu. Fakat diğer yandan grubu terk |
| edenler oluyordu. Kastro ve arkadaşlarının gerilla hareketini baş- |
| lattıklarından iki ay sonra bile sayıları 20'ye çıkmamıştı. |
| İlk aylarda ülkenin, Kastro'nun küçük silahlı grubundan haberi bile |
| yoktu. Hatta Batista, bu silahlı grubu tamamen yok edip, şefini bile |
| öldürdüğünü iddia ediyordu. |
| Kastro, sessizliği bozmak için değişik bir yönteme başvurdu. |
| Sierra'ya Herbert Mathius isimli Amerikan gazetecisini davet etti. 17 |
| Şubat 1957 günü kurnazca bir mizansenle gazeteciye çok büyük silahlı |
| güçlere sahip olduğu izlenimini verdi ve onunla bir söyleşi yaptı. |
| New York Times gazetesinde fotoğraflarla birlikte Mathius'un haberi |
| yayınlanınca büyük etki yarattı. Bu olay Fidel Kastro'yu hem dünyaya |
| tanıttı hem de Küba'da reklamını yapmış oldu. Bu ise, 26 Temmuz Hareke- |
| tinin şehirlerdeki gençler arasında taraftar bulmasına yardımcı oldu. |
| Böylece Kastro'ya ilk destekler gelmeye başladı. |
| Bundan böyle Kastro gazetecilerle olan ilişkilerini iyi kullandı. |
| Küba'dan bahsetmek isteyen gazeteciler Sierra Maestra bölgesine uğramaya |
| başladılar. |
| Gazetecilerin yaptığı bu tanıtma Kastro için çok önemliydi. Çünkü |
| Kastro'nun grubu Batista'ya karşı mücadele eden bir çok gruptan sadece |
| bir tanesiydi. Hatta en küçüklerinden biriydi. |
| Fidel Kastro Sierra Maestra bölgesine yakın kışlalara bir kaç |
| başarılı saldırı düzenledi. Fakat 1957 yılında en büyük ve başarılı |
| saldırıları gerçekleştiren hala, diğer silahlı gruplar idi. |
| Örneğin Echevarria Devrimci Önderlik grubu ve eski başkan Prio'ya |
| bağlı bir grup 13 Şubat 1957'de Başkanlık Sarayına karşı silahlı saldırı |
| düzenlemişlerdi. |
| 50'ye yakın silahlı adamdan oluşan silahlı grupu, beklenmedik bir |
| şekilde Saraya girdi, fakat diktatörü öldürmeyi başaramadı. Aynı anda |
| Echevarria önderliğinde bir komando grubu ise bir radyo istaysonunu ele |
| geçirip Batista'nın öldürüldüğü haberini duyurdu. Bu eylem Echevarria |
| dahil 50 silahlı militanın öldürülmesiyle sonuçlandı. Fakat yine de |
| Havana şehrdinde güçlü olan Devrimci Önderlik faaliyetlerine devam etti. |
| Bir kaç ay sonra, Eylül 1957'de Cienfuegos Deniz Üssündeki bir grup |
| subay ayaklandı. Aslında plan çok daha büyüktü ve Havana'daki bütün |
| kışlaları ele geçirmeyi amaçlıyordu. Havana'dakiler hazır olmadıkları |
| için son anda ayaklanmayı iptal ettiler. Fakat bundan haberdar olmayan |
| Cienfuegos'daki subaylar ayaklandılar. Sonuçta 300 kişi öldü. |
| Tüm bu anlatılanlar Kastro'nun Batista'ya karşı mücadele eden tek |
| önder ve tek güç olduğunu kabul ettirmenin ne kadar zor olduğunu |
| gösteriyor. Üstelik Kastro'ya bağlı 26 Temmuz Hareketi ses getiren |
| eylemleri Sierra'da değil "ovalarda" gerçekleştirilmiştir. |
| Bu durum 30 Temmuz 1957 tarihinde Santiago şehrinin sokak ortasında |
| Frank Pais'in öldürülmesiyle daha da gelişti. Bu cinayet şehirde müthiş |
| bir öfke yarattı. Cenaze törenine onbinlerce kişi katıldı. Bu vesileyle |
| yapılan greve Santiago şehrinde ki patronlar, işçiler ve esnaf yoğun bir |
| şekilde katıldı. |
| Grev tüm ülkeye yayıldı ve bir hafta devam etti. Bu ise rejime karşı |
| hoşnutsuzluğun ne kadar köklü olduğunu ortaya koyuyordu. |
| Bu durum 26 Temmuz Hareketinin önderlerini, şehirlerde yapılan |
| eylemlerin en az Sierra'da yapılan eylemler kadar etkili olduğuna ikna |
| etti. |
| Zor olan bir büyüme |
| Fidel Kastro şehirlerdeki 26 Temmuz Hareketini, ona yeteri kadar takviye |
| göndermediği için suçluyordu. O zamanlar Hareket üzerinde tartışmasız bir |
| otoritesi yoktu. |
| Öyleki, Ekim 1957'de Komünist Parti dışındaki Batista karşıtı tüm |
| güçler Miami şehrinde ortak bir anlaşma imzaladıklarında, 26 Temmuz |
| Hareketi bu anlaşmayı Kastro'ya danışmadan imzaladı. Hatta onu haberdar |
| bile etmedi. |
| Aralık 1957'de Kastro kendini yeterince güçlü hissettiği bir sırada, |
| bu anlaşmadan çekildi. |
| Çünkü Aralık 1957'de kendisine karşı gönderilen 300 Batista askerine |
| önemli kayıplar verdirmişti. Bunu takip eden haftalarda Barbudos |
| (ispanyolca sakallı anlamına geliyordu) grubunda önemli büyüme oldu. |
| Disiplinli, rütbelere sahip, iyi eğitilmiş, terfi düzeni olan 300 kişilik |
| küçük bir ordu oluşturulmuştu. Bu ordu, Sierra'da 5 bin kilometre karelik |
| bir alanı denetleyebiliyordu. Che Guevera sonraları şunu açıklamıştı: "Bu |
| kırsal alanlarda ileride oluşacak olan devlet aygıtının temelleri |
| atılmıştır. şimdiden gerillanın örgütlülüğü, yeni bir düzeni ... yani |
| minyatür bir hükümetin tüm özelliklerini yaşatıyordu. |
| Düzeni koruma ve disiplini sağlama çabaları oldukça arttı. Che |
| cezaevleri olmadığı için onlara ihanet eden köylüleri ve eşkiyaları nasıl |
| kurşuna dizmek zorunda kaldıklarını açıklamıştır. 1957 yılının sonuna |
| doğru Batista rejimi tamamen sallantıdaydı. 1 Haziran 1958 yılında yeni |
| seçimlerin yapılacağı kararı alınmıştı ve Batista seçimlere katılmaya- |
| cağını, yerini yakınlarına bırakacağını ve kendisinin sadece ordu |
| yönetimiyle ilgileneceğini açıklamıştı. |
| 1958 yılı rejime karşı bir çok eylemlerle başlamıştı. Sabotajlar, |
| şeker kamışı tarlalırının yakılması ve ihbarcıların infaz edilmesi |
| artmıştı. |
| 26 Temmuz Hareketi ve Devrimci Önderlik en aktif iki örgüttü. Şubat |
| 1958 başında Devrimci Önderlik üyesi 15'e yakın militan Miami'den gelerek |
| Orta Küba bölgesinde yeni bir gerilla hareketi başlattılar. |
| 1958 Şubat'ında Komünist Parti silahlı mücadeleye taraftar olduğunu |
| ve Kastro'yu desteklediğini açıkladı. Müthiş baskılara hedef olan küçük |
| militan gruplar gerilla hareketine katılmaya başladılar. |
| 12 Mart günü Batista yeniden sıkıyönetim ilan etti ve yeniden sansür |
| uygulamasına başladı. Ortaöğrenimde okuyan 75 bin öğrenci grevdeydi. |
| Öğrenciler ülkeye barış gelene kadar grev yapacaklarını açıkladılar. |
| 1 Haziran'da yapılması kararlaştırılan seçimler Kasım ayına erte- |
| lendi. Mart 1958'de durum o kadar kötüye gitmişti ki, Katolik kilisesi |
| yöneticileri şiddete son verilerek bir ulusal birlik hükümetinin |
| kurulması için çağrıda bulundular. Gelişmelerden rahatsız olan ABD, |
| Batista'ya karşı silah ambargosu uygulamaya başladı. |
| Fidel Kastro artık Batista'ya karşı öldürücü bir darbe vurma |
| zamanının geldiğine karar verdi. |
| 12 Mart günü Sierra'da bir manifesto yayınlayarak halkı genel greve |
| ve Batista'ya vergi vermemeye çağırdı. Tüm memurlara ve kamu hizmetle- |
| rinde çalışan kişilerden 5 Nisan'dan önce istifa etmelerini istedi. Görev |
| başında kalanların hain kabul edileceğini belirtti. Bu manifestonun fazla |
| bir etkisi olmadı. Fakat yine de 26 pilot ve 7 yüksek mahkeme savcısı |
| istifa etti. |
| 9 Nisan için genel grev kararı alındı fakat sonuç başarısız oldu. |
| Aslında 26 Temmuz Hareketi, genel grevi, tarihini gizli tuttukları |
| silahlı eylemlerini desteklemek amacıyla planladılar. Öyleki, 9 Nisan |
| genel grev kararı aynı gün sadece saat 11:00'de duyuruldu. Oysa aynı |
| saatlerde insanlar işlerinin başında çalışıyorlardı. Üstelik Kastrocu |
| yöneticiler Komünist Partisi'ni genel greve katmak istemediler. Çünkü 26 |
| Temmuz Hareketinin önderlerinin çoğu -özellikle Havana'dakiler- müthiş |
| komünizme karşıydı. |
| Şu açıktır ki, 26 Temmuz Hareketi hayatı durdurmak için işçi |
| sınıfından çok orta sınıflara bel bağlıyordu. Havana'da oluşturulan grev |
| komitesinin başında iki 26 Temmuz Hareketi önderinin dışında bir |
| mühendis, bir Sivil Mücadele Derneği şefi, bir Evangelik Kilisesi şefi, |
| bir Ortodoks hristiyan gazeteci ve bir de tanınmış doktor vardı. |
| 9 Nisan günü gerçekten bazı suikastlar gerçekleştirildi fakat grev |
| fazla ilgi görmedi. Günün bilancosu onlarca kişinin ölümü oldu. Üstelik |
| 26 Temmuz Hareketi itibar kaybetti. Fakat grevin başarısızlığı Kastro'nun |
| otoritesini artırdı. Kastro şehirdeki önderleri Sierra'ya çağırdı ve |
| onları şiddetli bir şekilde eleştirdi. Bu ortamdan yararlanarak hareketi |
| yeniden şekillendirdi. Fırsatını bulup kendisini Genel Sekreter ve |
| şehirler dahil tüm silahlı güçlerin kumandanı seçtirdi. |
| Batista'nın düşüşüne doğru |
| Batista Nisan grevinin başarısızlığını fırsat bilerek gerilla hareketini |
| ortadan kaldırmak için Sierra Maestra bölgesine büyük bir askeri harekât |
| düzenledi. |
| Mayıs ayı sonunda ordunun yarısıyla, yani 20 bin asker Hava Kuvve- |
| tleri ve Zırhlı Kuvvetler takviyesiyle Sierra bölgesini kuşatma altına |
| aldı. Kastro 200 kişiden az olan silahlı güçlerini geri çekti. Denetleye- |
| bildiği alan her geçen gün daralmaya başladı. Öyleki Haziran sonunda |
| sadece bir kaç kilometre karelik bölgeyi denetleyebiliyordu. Fakat, |
| Kastro'ya bağlı güçler 29 Haziran günü bin kişilik bir birliğin etrafını |
| çevirip, birliği tamamen yok ettiler. Bu şekilde ordunun ilerlemesini |
| durdurdular. Üstelik bir kaç karşı saldırı daha gerçekleştirerek ordunun |
| moralini tamamen bozdular. |
| Kastro radyo aracılığıyla askerlere ve subaylara seslendi. yolsuz- |
| lukları ve ordu genel kurmayının korkaklığını teşhir etti. Yolsuzluğa |
| bulaşmış subayların askeri darbesine karşı olduğunu açıkladı ve şunları |
| söyledi: "Eğer askeri darbe samimi olarak devrimci olan dürüst insanların |
| eseri olacaksa, adaletli ve yararlı bir barış yapmak mümkündür. Ordu ile |
| devrim arasında hiç bir çıkar çelişkisi olmamalıdır. Küba'nın sorunu |
| çözülebilir. Biz orduya değil, baskı rejimine karşıyız." |
| Ordu Sierra Maestra'da gerillayı yenemediği gibi Oriente eyaletinin |
| ucundaki Sierra Cristal bölgesinde de gerilla hareketi büyümeye başladı. |
| Mart ayından itibaren Fidel Kastro kardeşi Raul'u 50 silahlı adamıyla bu |
| bölgeye göndermişti. Raul bölgede kendinden önce varolan silahlı gruplara |
| karşı otoritesini kabul ettirdi. Bu bölgede komünist gruplardan |
| Batista'ya karşı ayaklanan askerlerden oluşan gruplara kadar 500 silahlı |
| kişi vardı. Böylece Raul Kastro önemli bir silahlı gücün önderliğini elde |
| ederek, bölgedeki kışlalara karşı saldırılar başlattı. |
| Öte yandan Fidel Kastro Haziran ayında Batista'nın saldırısıyla |
| önemli siyasi bir başarı da elde etti. Caracas şehrinde savcı Urrutia ile |
| bir anlaşma imzalayarak, savcıyı "silahlara sarılmış Küba'nın" Başkanı |
| olarak kabul etti. Bu savcı bir yıl önce Granma çıkarma hareketinden sağ |
| kalan tutsakların serbest bırakılmasını istedi ve Fidel Kastro'yu |
| devrimci güçlerin komutanı olarak kabul etmişti. Urrutia daha sonra da |
| bazı silahlı grupların Kastro önderliğini kabul etmesine katkıda bulundu. |
| 1958 yazında Fidel Kastro, 1954'te Moncada'da mahkeme önünde yaptığı |
| siyasi savunmayı metin haline getirip, geniş bir şekilde dağıttı. 1954'te |
| hiçbir yankı yapmayan bu savunma, bu defa çok geniş yankı uyandırdı. |
| Kastro'nun tanınmış bir devrimci önder olmasına katkıda bulundu. |
| Kastro Ağustos 1958'den itibaren, bu sefer 800 silahlı taraftarıyla |
| tüm ülkede Batista rejimine karşı saldırıya geçti. |
| 3 Kasım günü seçimler yapıldı. Batista'nın adayı kullanılan oyların |
| yüzde 30'uyla başkan seçildi. |
| Ordu içinde, Batista'nın yakında geri çekileceği bilindiği için, |
| moral bozukluğu daha çok artmıştı. Bazı subaylar kendiliklerinden |
| Kastro'ya sığındılar. Kasım 1958'de Batista'nın denetlediği bölgeler |
| arasında bağ yoktu. Orta Küba'da Escambray bölgesinde Guevara, Kastro'nun |
| Sierra'da belirlediği bir kanuna göre toprak reformunu başlatmıştı. Bölge |
| Valisinin toprakları köylüler arasında ve herkese 30 hektar olmak üzere |
| paylaştırılmıştı. |
| Oriente bölgesinin Santiago şehri dışında tümü ayaklananların |
| elindeydi. Vergileri toplayan, ticaret ve seyahat işlerini düzenleyen |
| onlardı. Bu konuyla ilgili olarak bir 26 Temmuz Hareketi yöneticisi olan |
| Karlos Franqui, mülk sahiplerinin tutumunu şöyle açıklıyordu: "Yerli ve |
| yabancı zenginlere yeni devrimci iktidarla ilişkiye geçmeleri halinde mal |
| ve can emniyeti, işlerine büyüme garantisi, huzurun sağlanması konusunda |
| güvence verildi". |
| Sözü edilen toplumsal ve siyasi gerginlik ortamında, tüm ülkedeki |
| ekonomik faaliyetlere darbe vurulmuştu. Şirket cirolarında müthiş bir |
| düşüş yaşanıyordu. Bu nedenle Havana'daki iş çevreleri bu durumun biran |
| önce son bulmasını istiyorlardı. İçlerinden bir tanesi duygularını şu |
| şekilde ifade etmiştir: "Batista'yı kimin devireceği önemli değildir; |
| yeterki birisi bunu yapsın". |
| ABD de biran önce Batista'nın gitmesinden yanaydı. CIA ise, hükümeti |
| devirebilecek bir askeri darbe düzenlemek peşindeydi. En sonunda CIA |
| albay Barquin'i desteklemeye karar verdi. (Barquin, 1956'da Colombia |
| askeri kampını ayaklandırma girişiminde bulunan ve orduda sevilen bir |
| subaydı). |
| Ordu içinde ve yüksek rütbeli subaylar arasında bir çok darbe |
| hazırlığı yapan kişi vardı. Öyle ki, bazen aynı generaller bir kaç |
| darbeci grup içinde bile yer alabiliyordu. Bazıları ise, Eylül ayından |
| itibaren Kastro ile ilişki halindeydiler. |
| Kastro, sonuna kadar ordunun parçalanmaması için çaba harcadı. 28 |
| Aralık günü general Cantillo ile bir görüşme yaptı. General ordunun 31 |
| Aralık günü ayaklanacağına ve Batista'nın kaçmasını engelleyeceğine dair |
| söz verdi. Kastro ise şu şartı ileri sürdü: Albay Barquin dahil olmak |
| üzere hiçbir askeri grup iktidara el koymamalıdır. |
| Bu arada gerilla hareketinin eylemleri devam ediyordu. Şehirler sıra |
| ile düşmeye başlamıştı. Batista, şehirlerdeki harekete karşı koyacak gücü |
| olmadığı için, şehirleri uçaklarla bombalamaya girişti. |
| 31 Aralık akşamı Batista, kendisine yakın olan yüksek rütbeli |
| subayları ve tanınmış kişileri Colombia askeri kampında düzenlediği, yeni |
| yıl kutlama gecesine davet etmişti. Oradan bir uçakla 40'a yakın adamı |
| ve 300-400 milyon dolar ile Saint Dominque'e kaçtı. Kaçmadan önce Yüksek |
| Mahkeme Başkanı'nı Geçici Başkan ve general Cantillo'yu da Genel Kurmay |
| Başkanı olarak atadı. Cantillo da ayaklanma planından vazgeçti. |
| 31 Aralık akşamı ve ertesi günün sabahı, rejimin esas destekleyici- |
| leri de gizli bir şekilde ülkeyi terk ettiler. |
| Kastro'nun iktidarı ele geçirmesi |
| Ertesi gün (1 Ocak 1959) Havana sokaklarında bir bayram havası ve |
| ayaklanma yaşandı. kumarhaneler ve Shell şirketinin genel merkezi tamamen |
| tahrip edildi. Soygun aracı olan paralı park makineleri ve telefon |
| kabinleri kırıldı. Silahlı gruplar polis merkezlerini, önemli noktaları, |
| radyo istasyonlarını ve sendika merkezlerini işgal ettiler. 26 Temmuz |
| Hareketi, Devrimci Önderlik ve Komünist Parti arasında bir iktidar yarışı |
| başladı. |
| Fidel Kastro general Cantillo'nun iktidarını tanımadığını duyurdu |
| ve silahlı birliklerine saldırılarını sürdürüp Havana'yı ele geçirmeleri |
| için emir verdi. Diğer yandan halka 2 Ocak'tan itibaren genel greve |
| çıkarak silahlı birlikleri desteklemeleri çağrısında bulundu. Özellikle |
| grevi sıkı bir denetim altına alıp, amacını aşmaması için gayret |
| gösterdi. Tüm 26 Temmuz Hareketi yöneticilerine her yerde belediye |
| görevlerini üstlenip en sıkı düzeni sağlamaları için emir verdi. |
| 1 Ocak akşamı Santiago şehri askeri komutanı askeri güçleriyle |
| birlikte Kastro'nun saflarına geçti. |
| Böylece 1 Ocak 1959'da Kastro mücadeleye gerek kalmadan Santiago |
| şehrini ele geçirdi. Aynı günün gecesi halka seslenen Kastro, şunları |
| söyledi: "Hükümetin, ordunun ve deniz kuvvetlerinin merkezi Santiago |
| olacaktır. Verilecek emirler cumhuriyetin sınırları içinde uygulan- |
| malıdır. (...) Tüm sendikal haklar; köylülerimizin ve halkımızın |
| beklediği haklar verilecektir... Halkımızın hiç bir parçasını unutmaya- |
| cağız. Tüm ülkedeki şeker kamışı hasılatı yapılacaktır ve iyi ücret |
| ödenecektir". |
| Böylece Santiago, Küba'nın geçici başşehri oldu. 2 Ocak günü savcı |
| Urrtia Cumhurbaşkanı ilan edildi. |
| 1 Ocak gecesi serbest bırakılan albay Barquin, Colombia askeri |
| kampına geldi. Cantillo, yönetimi ona devretti. Fakat Barquin 26 Temmuz |
| Hareketi'ne karşı gelmeyeceğıni ve Cantillo'yu tutuklayıp Kastro'ya |
| teslim edeceğini açıkladı söyledi. 2 Ocak günü ise, Barquin, kampın |
| yönetimini Kastrocu komutan Cienfuegos'a devretti. |
| Yine 1 Ocak gecesi, Che Guevera önderliğindeki ve Devrimci Önderlik |
| komutasındaki silahlı birlikler Havana'ya vardılar. Her iki taraf kendi |
| hesabına şehirdeki önemli noktaları ve daha fazlasını işgal etmeye |
| başladı. Devrimci Önderlik özel olarak üniversiteye ve Başkanlık |
| Sarayı'na yerleşti. |
| 2 Ocak günü genel grev neredeyse her tarafa yayılmıştı. Tanınmış |
| sendika yöneticileri kaçtılar. Komünist Parti ile 26 Temmuz Hareketi |
| arasında sendika yönetimlerini ele geçirme yarışı başladı. Sonuçta |
| kazanan Kastro yanlıları oldu. |
| 2 Ocak'tan itibaren Kastro Havana'ya doğru yola çıktı. Yolu |
| üzerindeki önemli şehirlerden geçerken halk tarafından çoşkuyla |
| karşılandı. Yolculuk bir hafta sürdü. Bu sürede her yeni şehre girmeden |
| önce halk tarafından onaylanmasını sağlayan toplantılar düzenlendi. |
| Gittiği şehirlerde yaptığı atamalarla sivil ve askeri yönetimi yeniden |
| düzenledi. |
| Havana şehrinde Devrimci Önderlik taraftarları Başkanlık Sarayı'nı |
| boşaltmak için bir kaç gün beklediler. Sonunda sarayı Urrtia'ya |
| bıraktılar. Kurulacak yeni hükümetten pay istediler. Onlara hiç bir söz |
| verilmediği için yeniden silah yığınağı yapmaya başladılar. |
| Kastro, Havana'ya 8 Ocak günü vardı. İlk ziyaret ettiği kişi eski |
| savcı yeni başkan Urrtia oldu. Sonra da Colambia askeri kampına gitti. |
| Daha sonra televizyondan tüm ülkeye seslenerek herşeyin düzene girmesini |
| istedi. |
| Bir de şunları açıkladı: "Bugün halk bayram yaparken, eğlenirken |
| bizler çok meşgulduk. Bizi karşılamaya gelen halk ne kadar çok kalabalık |
| ve çoşkuluysa, bizlerin sıkıntıları o oranda fazlaydı. Çünkü tarih ve |
| Küba halkına karşı olan müthiş sorumluluklarımızı idrak ediyorduk... |
| Bugün zafer kazanmış olan halkın, bugünkü ve yarınki düşmanları |
| kimlerdir? Bugünden itibaren Küba Devrimi'nin en kötü düşmanı devrimci- |
| lerdir. (Kastro özel olarak Devrimci önderlik'e atıf yaparak, onlardan |
| silah bırakmalarını ister). |
| "... Silahlar alındıkları kışlalara iade edilmelidir. Eğer halk |
| düşmanları karşımıza yeniden çıkarsa, o zaman silahlar yeniden çıkabilir. |
| Şimdi kimsenin özel silah bulundurmaya hakkı yoktur..." |
| Kastro'nun söylevi greve son verme çağırsıyla bitecektir: "Bugünden |
| itibaren devrim şenlikleri bitmiştir; yarın herhangi bir iş günü gibi |
| işbaşı yapılmalıdır." |
| Yeni rejimin kuruluşu |
| Artık diktatörlük yıkılmıştı. Geçici Hükümet başkent Havana'ya yerleş- |
| mişti. Kastro halktan işbaşı yapmasını istedi. |
| Kurulan ilk hükümet, yaklaşık 15 ay sonra yapılacak olan seçimlere |
| kadar geçici görevleri yerine getirmekle ve 1940 Küba Anayasası'na göre |
| parlamenter bir sistem hazırlamakla yükümlüydü. Bu hükümeti ne Küba |
| burjuvazisini ne de ABD burjuvazisini korkutacak nitelikte değildi. |
| Hükümette yer alan kişilerin çoğunluğu eski partilerin ileri |
| gelenleriydi ve hatta kilit noktalarda bulunan kişilerdi. Örneğin geçici |
| Başkan (savcı) Urrutia ılımlı bir liberaldi. Başbakan Miro Cardona meşhur |
| bir avukattı. İş çevrelerinin en büyük avukatlarından biri olarak ve ABD |
| yanlısı bir siyasetçiydi. |
| Dışişleri Bakanı Agramonte ise, 1952 cumhurbaşkanı seçimlerinde |
| Ortodoks Parti adayı idi. |
| Maliye Bakanı Rufo Lopes Fresquet Batista rejimi öncesi hükümetlerde |
| bankaları geliştirmek için görev almıştı. Adalet Bakanı iş çevrelerine |
| bağlıydı ve Ortodoks Partisi üyesiydi. |
| Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı, Sosyal |
| Hizmetler Bakanlığı ve bunun gibi bir çok önemli görevlerde yer alan |
| kişilerdi. Agramonte (1952 seçimlerinin Ortodoks Parti başkan adayı), |
| eğer seçimler yapılsaydı Batista ile bir hükümet kurabilirlerdi. |
| Bazı önemli görevler ise genç oldukları için daha önceleri diğer |
| hükümetlere katılma olanağı olmayan kişilere verilmişti. Bu gençler |
| tutucu burjuvaziyi endişelendirmeyecek gençlerden seçilmiştir. |
| Bakanlık görevi alan kişilerin hemen hemen hepsi MNR'e- Batista'ya |
| muhalif olan askerlerin oluşturduğu ve 1955'te Kastro'ya katılan bir |
| hareket- üye idi. İçlerinden bazıları gerilla hareketini son aylarda |
| destek vermişti. Büyük çoğunluğu müthiş komünist düşmanıydı. |
| Esas silahlı mücadeleyi yöneten Fidel ve Raul Kastro, Che Guevara |
| bakanlıklarda görev almadılar. Yine de belirleyici olan onlardı. |
| Ayaklanmayı yöneten ve silahlı güçlerin komutanı olan Fidel Kastro, |
| ülkeyi fiilen yöneten kişiydi. Halka göre, zaferi sağlayan kişiydi. Bu |
| yeni hükümete katılan muhalif çeşitli siyasi güçleri birarada tutabileck |
| tek kişi de Fidel Kastro idi. |
| Diktatörlüğün yıkılmasıyla birlikte yeni Küba yöneticilerinin görevi |
| bozulmuş ve sarsılmış devlet aygıtlarını yeniden rayına oturtmaktı. Hedef |
| bu aygıtların sürekliliğini sağlamaktı. Devlet yönetiminde mümkün |
| olduğunca az değişiklik yapılma yoluna gidildi. Örneğin Maliye Ba- |
| kanlığı'nda eski görevlilerin üçte ikisi görevlerini sürdürmeye devam |
| ettiler. |
| Merkez Bankası ve Kalkınma Bankası Genel Müdürlükleri Başkan Prio |
| döneminde Genel Müdür olan kişilere verilmişti. Yolsuzluklara karışan |
| kişiler firar ettiklerinde onların yerine mümkün mertebe liberaller |
| atanıyordu. Mümkün olmadığında 26 Temmuz Hareketi üyelerinden biri |
| atanıyordu. |
| Adalet mekanizmasında pek bir değişiklik olmadı. Batista'nın |
| savcıları Kastro yönetiminde de savcılık görevlerini sürdürdüler. |
| Tabii buna ek olarak Batista rejiminde cinayet işleyen ve işkence |
| yapan kişilerden hesap sormak için Kastro ordusunun üyelerinden oluşan |
| devrimci mahkemeler kurulmuştu. |
| Bir çok diplomat görev başındaydı; sadece bazıları yer değiştirdi. |
| Aslında en hassas iki politik sorun polisin ve ordunun yeniden |
| düzenlenmesiydi. |
| Polis sorunu oldukça basit halledildi. Diktatörlüğün yıkılmasıyla |
| polis aygıtı dağılmamıştı. Batista dönemindeki tutuklama ve işkencelerden |
| sorumlu bazı üst görevliler intikam alınmasından korktukları için |
| kaçtılar veya saklandılar. Bazıları ise Kastro'nun ordusu tarafından |
| tutuklanmıştı. Genellikle bu kişilerin yerine 26 Temmuz Hareketi üyeleri |
| getirildi. Polisin denetimi görevi Kastro'nun eski şöförü getirildi. |
| Fakat bir çok eski rejimin polisi görevine devam etti. Sadece bazılarının |
| yerleri değiştirildi. |
| Orduya gelince; durum biraz daha zordu. Batista ordusy genelde |
| militanlara, gerillaya ve köylülere karşı baskı için kullanmaktaydı. Ordu |
| diktatörlüğün sembolüydü. Ordu bölünüp çökmüştü. Fakat tüm askeri |
| yetkililer Batista ile birlikte kaçmamıştı. Bir de Kastro'nun bin kişiye |
| yakın silahlı güçten oluşan bir ordusu vardı. Bu güçle, eski ordudan |
| askerleri biraraya getirerek yeni bir ordu kuruldu. Gerek ülke çapında |
| gerek yerel seviyede askeri sorumluluklar Kastro'ya yakın kişilere |
| verilmişti. Buna rağmen Kastro Batista rejimindeki bir çok askeri kadroyu |
| yeni rejime katmak için çaba gösterdi. |
| Donanma gücüne hiç dokunulmadı. Çünkü son anda donanma ayaklanmaya |
| katılmıştı. Batista dönemine karşı çıkan ve ordudan atılan kadrolar |
| yeniden göreve alındı. Albay Barquin Harp Akademisinin başına getirildi. |
| Onun yaveri ise, Tankçı Birliklerin başına getirildi. |
| Bu yeni ordu dünyadaki diğer burjuva orduları gibi bir düzene ve |
| yönetime sahipti. Ordu ne askerlerin ne de halkın bir denetimi olmadan |
| yani emir-komuta zinciri dahilinde yönetiliyordu. |
| Bu yeni devlet aygıtlarının oluşumu çok çabuk oldu. Aynı çabuklukla |
| ekonomi de eskisi gibi işlemeye devam etti. |
| Batista ve adamları hazineyi talan edip ülkeyi terk ettiler. Ülkenin |
| dış borcu bir milyar 200 milyon doları geçiyordu. Bütçe açığı 800 milyon |
| doları buluyordu. Hazine ve sosyal sigorta, emekli sandığı kasaları |
| tamamen boştu. 1958 yılının son aylarında sermaye müthiş bir şekilde |
| yurtdışına kaçtı. Hatta Batista hükümeti şeker rekoltesinin önemli bir |
| kısmını hasattan önce satmıştı. Tabii iç savaş yayılmadı ve uzun sürmedi; |
| fazla tahribat yapmadı. Üstelik ilk başlarda Küba hakim sınıfları, büyük |
| toprak sahipleri, sanayiciler ve hatta Küba'daki ABD'li sermaye çevreleri |
| Kastro ile işbirliğini kabul etmişti. |
| Kastro ise onlara istedikleri garantileri veriyordu. İşçi sınıfını |
| ve köylüleri çalışmaya davet ediyordu. Taleplerinin hemen yerine |
| getirilmesini isteyenlere ise, hükümetin kararlarını beklemeleri gerek- |
| tiği söyleniyordu. |
| İlk bunalımlar ve Mayıs 1959 Toprak Reformu |
| Fakat olaylar o kadar basit değildi. Çünkü bir yandan hakim sınıflar |
| Kastro'nun sözleriyle yetinmeyip güvence istiyorlardı. Diğer yandan |
| halkın isteklerine cevap verme zorunluluğu vardı. Dikatatörlük çok feci |
| yaşanmıştı. Bu nedenle halk adaletin yerine getirilmesini istiyordu. |
| Halkın harakete geçip, hesap sormasını engellemek için ordu ve Kastro |
| olağanüstü mahkemeler kurmaya başladılar. Böylece yeni rejim ilk |
| buhranını yaşamış oldu. |
| 13 Şubat 1959 günü başbakan Miro Cardona istifa etti. Başbakanlığa |
| Kastro geldi ve hemen toplumsal kararları duyurdu. Fakat kitleden gelen |
| baskılar devam etti. 3 Mart günü Batista'nın askeri hava gücüne ait, bazı |
| pilotlar yargılandı. Mahkeme, Kastro'ya meydan okumak için pilotları |
| serbest bıraktı. Kastro ise karşılık olarak yargı kararını bozdu. |
| Bu gerilim sadece Küba'da yaşanmıyordu. ABD yöneticileri Kastro'yu |
| devlet başkanı olarak tanımadılar. Amerikan gazetecileri tarafından |
| ABD'ye davet edilen Kastro, en önemli bakanlarıyla birlikte ABD'ye gitti. |
| Orada bir sürü antikomünist açıklamada bulundu. Önemli siyasi kişiler ve |
| hatta CIA başkanı ile görüştü. 23 Nisan günü bir basın toplantısı |
| sırasında şunu söyledi: "Küba'da ne faşizmin ne Peronizmin ne de |
| komünizmin izi olmayan gerçek bir demokrasi kurmak isteriyoruz". Fakat |
| yine de onu kimse ciddiye almıyordu. |
| Kastro ABD'den Kanada'ya Arjantin'e ve Brezilya'ya geçti. Fakat hem |
| ekonomik hem de siyasi yönden aldığı sonuçlar çok cılızdı. Kastro için |
| durum gerçekten kötüydü. Çünkü bunlara ek bir de şeker fiyatları 1944'den |
| bu yana en düşük seviyede bulunuyordu. |
| Fakat Kastro bu eleştiriler ve baskılara boyun eğmedi. Kastro, |
| kırlardaki toplumsal durumu pekiştirmek için, hiç olmazsa fakir |
| köylülüğün bir kısmını kendine kazanmak ve tarımı geliştirmek için tarım |
| reformunu gerçekleştirmek gerekliliğini duyuyordu. 17 Mayıs 1959'da |
| toprak reformu kararı açıklandı. |
| Aslında toprak reformu ılımlı bir reformdu. Fakat mülk sahipleri ve |
| ABD yöneticileri büyük yaygara kopartıp bunu bir provakasyon kabul |
| ettiler. Bu reform 1940 Anayasasına dayanarak genelde işlenen toprakların |
| 402 hektarı; pirinç ve şeker ekim alanlarının da 1342 hektarı geçmemesini |
| öngörüyordu. Bu reformu kararlaştıranlara göre reform, ekonomik |
| canlanmayı sağlayacaktı ve tarımdaki kapitalist çıkarlara yararlıydı. |
| Aslında reformun hedefi ekilmeyen tarım alanlarıydı. |
| Üstelik bu reforma göre hükümet gerekli gördüğünde kârlı bir şekilde |
| işlenen daha büyük tarım alanlarını da koruyabilirdi. Bir de toprakları |
| ellerinden alınan kişilere, yirmi yıllık yüzde 4.5 faizle bonolarla |
| tazminat öngörülüyordu. |
| Bu şekilde elde edilen topraklar farklı şekilde köylülere verile- |
| cekti. Yani topraklar ya topraksız köylülere 20 hektarlık büyüklükler |
| şeklinde; dağıtılacaktı; ya da 150 bin civarında tahmin edilen küçük |
| çiftçi ile toprağı işgal ederek işleyen kişilere dağıtılacaktı. bir de |
| toprağı kooperatifler şeklinde ortak işleyen köylülere verilecekti. Hatta |
| bazı topraklar devletin doğrudan denetimine geçecekti. Spekülasyonu |
| engellemek içinse dağıtılan toprakların devlet izni olmadan satılamaması |
| kararı alındı. |
| Tekrarlamak gerekirse böyle bir reform ABD emperyalizminin farklı |
| nedenlerle teşvik ettiği toprak reformlarına benziyor. Çünkü büyük |
| çiftliklere hiç dokunmuyordu. Hatta dünya uzmanları bonolara önerilen |
| faizin toprak sahipleri için daha kârlı olduğunu tespit ettiler. |
| Kastro'nun sistemi, general Mac Artur'un Japonya'da uygulattığı toprak |
| reformundan daha da kârlıydı. |
| Diğer yönden ise, Kübalı yöneticiler toprak reformunun radikalleş- |
| memesi için tedbirler aldılar. Reformu köylüler değil hükümet yetkilileri |
| gerçekleştirecekti. Topraklara el koyacak olan orduydu, dağıtımı yapacak; |
| üretimi kooparatifler şeklinde düzenleyecek olan ise, Ulusal Toprak |
| Reformu Enstitüsü (INRA) idi. |
| Reformun bütün ılımlılığına rağmen, Küba ve Amerikan gerici sınıf |
| çevreleri, Kastro karşıtı yaygara kopardılar. Reform ilan edilir edilmez |
| New York borsasındaki şeker şirketleri hisselerinde büyük bir düşüş oldu. |
| Tüm Küba'da reform karşıtı büyük bir kampanya başlatıldı. Büyük toprak |
| sahipleri, özel radyolar aracılığıyla ve para karşılığında yayın yaparak |
| hoşnutsuz olan kişileri kendi saflarına katmaya çalıştılar. En son darbe |
| ABD'den geldi: ABD Küba yöneticilerini istediği gibi toprak reformu |
| yapabileceğini hatta yabancı mülk sahiplerinin mülklerine el koyabilme |
| hakkı olduğunu belirtti. Fakat buna karşılık olarak Küba'nın vereceği |
| tazminatların yetersiz olduğunu ve tazminatların (hiç değilse büyük bir |
| kısmını) peşin ödemesi gerektiğini belirti. |
| ABD'nin bu tavrı "Aba altından sopa göstermekti". Buna rağmen Kastro |
| teslim olmadı. |
| Ordu, Camagüey bölgesinde 130 büyük çiftliğe el koydu. Bir de ABD |
| şirketlerine ait toprakların 1042 hektardan fazla olanlarını kamu- |
| laştırdı. Kastro bu tutumuyla hem Küba yöneticilerine hem de Amerikan |
| Hükümetine tehditler karşısında boyun eğmeyeceğini belirtmiş oldu. |
| Faka ABD'nin baskıları kötü sonuçlar doğuruyordu. Üstelik bu tavır, |
| ilk başta yeni rejimi destekleyen toplumsal ve siyasal güçlerin bundan |
| böyle tutum değiştirmesine ve rejime karşı çıkmalarına yol açtı. Sonuçta |
| bir çok siyasi bunalım yaşandı. Haziran sonunda ve Temmuz başında bazı |
| liberal görüşlü kişiler mevkilerinden istifa ettiler. Bunlardan biri de |
| Hava Kuvvetleri Komutanı idi. Kastro onların yerine kendi yakınlarını |
| atadı. |
| 17 Temmuz 1959'ta büyük bir hükümet bunalımı yaşandı. Kastro, Başkan |
| Urrutia'nın engeller yarattığı gerekçesiyle görevinden istifa etti. |
| Başkan Urrutia istifa edene kadar görevine geri dönmeyi kabul etmeyeceği- |
| ni açıkladı. Kastro bunalıma karşı 26 Temmuz günü ülkenin her yanından |
| gelen büyük bir kitleyle, Havana'da dev bir yürüyüş düzenledi. Böylece |
| Kastro kendisini halka onaylatmış oldu. Fakat bunalım devam etti. |
| Camagüey bölgesi sorumlusu Hubert Matos 19 Ekim günü görevinden |
| istifa etti. Bir kaç gün sonra da Ulusal Banka Müdürü istifa etti. Üçüncü |
| bir hükümet değişikliğinden sonra Che Guevara, INRA ile Ulusal Banka'nın |
| başına getirildi. Bu ortamda ciddi bir şekilde ABD'nin silahlı müdahalesi |
| gündeme geldi. Kastro ordu önderliğinde silahlı milisler oluşturdu. |
| Sözünü ettiğimiz bu istifalar sanayi, büyük toprak sahibi, mühendis |
| ve aydın çevrelerine bağlı kişilerin yeni rejimden uzaklaşmasına yol |
| açtı. |
| Ardından bir çok küçük, orta ve büyük burjuva ABD'ye kaçmaya |
| başladı. ABD yöneticileri tehditlerini artırarak devam ettirdiler. |
| ABD yöneticileri, Küba'nın şekerini satabilmesi için kendisine |
| mahkum olduğunu, aksi halde Küba'nın batacağını umuyordular. Kastro ve |
| Che Guevara'nın Amerika, Asya ve Afrika ülkelerine yaptıkları ziyaret- |
| lerin çok cılız sonuçlar verdiğini biliyorlardı. Bu nedenle Kastro'ya diz |
| çöktürebileceklerini, hiç değilse hizaya getirebileceklerini umuyorlardı. |
| ABD tazminat konusunda uzlaşmaya yanaşmadı. Küba'ya her yıl yüksek |
| fiyatlarla aldığı şekeri artık almamakla tehdit etti. |
| ABD baskılarını ve tehditlerini artırıyor, Kastro direniyor |
| Kastro ABD'nin baskılarına ve ekonomiyi batırma tehditlerine karşı, |
| 1960'ların başında SSCB ile ilişkiye geçti. 1960 yılında yapılan anlaş- |
| maya göre, SSCB Küba'dan o yıl 425 bin ton, gelecek her yıl ise, bir |
| milyon ton şeker alacaktı. Üstelik SSCB, Küba'ya yüzde ikibuçuk faizle |
| 12 yıllığına 100 milyon Sterlin vermeyi kabul etmişti. Ek olarak Küba'nın |
| ihtiyacı olan petrol ve temel ürünleri sağlamayı kabul etti. Küba bunlara |
| karşı meyve, meyve suyu ve sanayide kullanılmak üzere tarımsal hammadde |
| vermeyi kabul etti. Küba'nın kısa bir sürede sanayileşmesi için Sovyet |
| malzemesinin ve teknisyenlerinin gönderilmesi kararlaştırıldı. |
| Bu anlaşmalarda karşılıklı siyasi tavizler verilmedi. Her iki taraf |
| da bu yönde bir istekte bulunmadı. |
| SSCB ile bu iktisadi yakınlaşmayı fırsat bilen ABD, büyük bir |
| skandal yarattı. Küba'daki ABD yöneticileri ve Kübalı komünizm karşıtı |
| yöneticiler saldırıya geçtiler. |
| Mart 1959'ta Maliye Bakanı istifa etti. Bu istifa bir çok bakan ve |
| bürokratın istifasına vesile oldu. |
| Bu arada Başkan Eisenhower CIA'nın talimatlarına uygun olarak Kübalı |
| göçmenlerin silahlandırılıp eğitilmesini onayladı. |
| ABD basını sıkça ve açık bir şekilde Kastro karşıtlarının yakında |
| Küba'ya çıkartma yapacaklarından sözediyordu. Eğer bu çıkarma başarılı |
| olursa ABD askerlerinin onlara yardım ederek yeni bir hükümet kurulabi- |
| leceğini açıklıyorlardı. |
| 20 Nisan 1960 günü ilk Sovyet bandralı petrol tankeri Küba'ya geldi. |
| ABD ertesi gün Küba'ya tüm yardımı kesti. Bir kaç ABD'li şirket Sovyet |
| petrolünü rafine etmeyeceklerini duyurdu. Kastro da tepki olarak bu |
| rafinelere el koydu. |
| ABD Küba'nın bu rafinerileri çalıştıramayacağını ümit ediyordu. |
| Fakat Küba rafinerileri çalıştırmayı başardı. ABD de saldırılarını bir |
| üst aşamaya çıkardı. ABD Senatosu Başkan Eisenhower'in önerisine |
| dayanarak Küba'dan bundan böyle şeker alımı konusundaki ayrıcalıklı |
| anlaşmayı iptal ettiğini ve iki ülke arasındaki anlaşmalara uymayacağını |
| açıkladı. Ayrıca 700 bin ton daha az şeker alacağını bildirdi. |
| Kastro buna cevap olarak adadaki ABD şirketlerinden bir bölümünü |
| daha (telefon, elektrik ve şeker şirketini) kamulaştırdı; toprak |
| reformunu da hızlandırmaya karar verdi. Önceleri toprak reformu çok yavaş |
| gitmişti; ilk 10 ay böyle geçti. Birara (Ocak 1960) hızlanmıştı. Fakat |
| hükümet yetkilileri şeker rekoltesine balta vurmamak için reformu |
| frenlemişlerdi. |
| Aslında toprak reformunun genelleştirilmesi ancak Haziran ayında |
| mümkün oldu. Toprakların kamulaştırılmasına karşı büyük toprak sahipleri |
| ve ABD şirketleri büyük tepki gösterdiler. |
| Kastro'nun boyun eğmediğini gören ABD yöneticileri saldırıları bir |
| üst seviyeye daha çıkarttılar. |
| 13 Ekim 1960 günü ABD ilaç ve belirli yiyecek ürünleri dışında |
| karşı tüm ürünlerde Küba'ya ambargo uygulaması kararı aldı. |
| Küba hükümeti cevap olarak yeni fabrikalara el koydu. |
| Bu aylar boyunca her geçen gün, sanayi alanından sermaye ve teknis- |
| yen kaçışı arttı. Hükümet de aynı oranda kamulaştırmayı artırdı. Sonuçta |
| şu ortaya çıktı: İşbirliğini kabul etmiş gibi görünen sanayiciler, |
| kapitalistler, Ocak 1959'dan itibaren ülkenin zenginliklerini giderek |
| daha çok talan edip yatırımlarda bulunmadılar; sermayelerini yabancı |
| ülkelere kaçırdılar. |
| Bir başarısız girişim: Domuzlar Körfezi çıkartması |
| Gittikçe yoğun şekilde bir askeri çıkartmadan sözediliyordu. Kennedy'nin |
| yeni iktidarı sebebiyle Kastro ABD'ye karşı bir iyi niyet tavrı |
| göstererek silahlı milisleri dağıttı. Fakat ABD baskılarını sürdürdü. |
| Ekonomik ambargo ülkedeki temel ihtiyaç maddelerinin kıt olmasına |
| yolaçtı. |
| CIA Kastro rejiminin yıprandığını tahmin ediyordu. Buna dayanarak |
| Kübalı mültecilerin Domuzlar Körfezi'ne çıkması harekatını düzenledi. |
| Çıkarmanın amacı önce "kurtarılmış bölge" oluşturmak, sonra da tüm halkı |
| ayaklandırmaktı. |
| Çıkarma 16 Nisan 1961 günü başladı. Fakat bu girişime karşı ani |
| cevap verildi. Kastro tüm ülkeye çağrıda bulunup düşmana karşı "ölümüne" |
| bir mücadele çağrısında bulundu. Ordu ve polisi kullanarak muhaliflere |
| savaş açarak iki günde 100 bin kişiyi tutuklattı. Aynı zamanda Domuzlar |
| Körfezine ülkenin her yanından gelen silahlı milisler göndererek çıkarma |
| yapanları püskürttü. Çıkarma çabası bir süre devam etti. |
| Bu çıkarma girişimi, ABD yöneticilerinin beklentilerine zıt sonuçlar |
| verdi. ABD yöneticileri CIA'nın başarılı bir çıkarma yapacağını ve sonra |
| da askeri bir müdahalede bulunacaklarını ümit ediyorlardı. |
| Fakat bu başarısız girişim bütün dünyaya şunu gösterdi: Basit bir |
| silahlı müdahaleyle Kastro rejimi yıkılamaz; bunu gerçekleştirmek için |
| çok pahalıya mal olacak ve tüm halka karşı zorlu bir savaş vermek |
| gereklidir. |
| Bugün (1985'de) 25 yıl sonra Kastro rejimi Küba'nın bağımsızlığından |
| buyana gelen tüm diğer rejimlere göre en istikrarlı rejim özelliğini |
| ispatlamıştır. |
| Kastro iktidar mücadelesini demokrasi ve belirli bir toplumsal |
| eşitlik için başlatmıştı. Latin Amerika'da Kastro'dan önce bu amaca |
| ulaşmaya çalışan başkaları da olmuştu. Fakat iktidarı aldıklarında hem |
| yerli hakim sınıfların hem de Amerikan emperyalizminin çıkarlarını |
| savunmayı "gerekli" buldular. |
| Sonuç |
| Kastro'nun önemi kendi açısından halk kitlelerine sadık kalmasından |
| gelmektedir. Halka toprak reformu vaad etti ve ABD'nin tüm baskılarına |
| rağmen 1960'ta teslim olmadı. Ama herşeye rağmen ABD ile anlaşma |
| taraftarıydı. Bu nedenle ilk başlarda ABD'lilerin mülklerine dokun- |
| mamıştır. Fakat zaman içinde aksini yapmaya mecbur kaldı. Böyle dav- |
| randığı için de, kendi arkadaşları dahil 1959 hükümetinde yer alanların |
| hepsi Kastro'yu terk etti. ABD'nin Küba'ya uyguladığı ambargo nedeniyle |
| zor ve kötü şartlarda yaşanan bir ülkeye dönüştü. Fakat bütün bunlara |
| rağmen diğer bir çok Latin Amerika ülkesinde halkın büyük çoğunluğu zor |
| şartlarda yaşıyor ve feci bir sefalet içerisinde ölüyordu. Şehirlerdeki |
| küçük burjuvazi Batı ülkelerindeki gibi bir yaşam sürdürüyordu. Her ne |
| kadar burjuvazi az sayıdaki insandan oluşsa da, sefalet okyanusunda |
| iğrenç bir zenginlik görüntüsü oluşturuyordu. |
| Hayır! Kübalı kitleler; köylüler ve vasıfsız işçiler Arjantin, |
| Brezilya, Peru ve hatta tüm Latin Amerika ülkelerindeki fakirlerden daha |
| iyi yaşıyorlar; en azından yoksulluğu paylaşıyorlar. |
| Tabii ki, Küba'da da eşitsizlikler vardır. Her ne kadar da sonradan |
| görme bir tabaka oluşmuşsa da, eşitsizlikler o kadar iğrenç değildir. |
| Sonuçta daha az çarpıcı ve diğer Latin Amerika ülkelerinden daha az |
| iğrençtir. |
| Yani genelde Küba toplumu çok fakirdir; bir çok doktor, avukat, |
| mühendis, teknisyen ve vasıflı işçi, ülkelerinden 180 kilometre uzakta |
| olan kapitalist cennete (ABD'ye) gitmeyi tercih ettiler. Kastro'nun önemi |
| bütün baskılara rağmen teslim olmamasıdır. Her ne kadar bu siyaseti |
| Küba'yı daha da fakirleştirmiş olsa bile. |
| Bu açıdan Fidel Kastro'ya ve rejimine yapacak bir eleştirimiz |
| yoktur. Kastro, halkının daha iyi yaşaması için çalışmıştır. Devrimi |
| ihraç etme iddiasında bulunmamıştır. Devrimi diğer Latin Amerika |
| ülkelerine yaymaya çalışmamıştır. Hatta ABD'ye karşı ciddi olarak meydan |
| okumaya kalkmamıştır. |
| Kastro, 1967 yılında Latin Amerika ülkelerindeki gerilla mücadele- |
| sini övmüştür. Fakat bundaki amacı Latin Amerika ülkelerindeki Sovyet |
| yanlısı Komünist Partilerini eleştirmektir. Çünkü o sıralar Küba ile SSCB |
| arasındaki ilişkiler iyi değildi. nitekim bu destek Küba'nın gerilla |
| hareketine maddi yardım yapacak kadar ileri gitmedi. Üstelik bu tavrı |
| uzun sürmemiştir. Kısa bir süre sonra SSCB ve Doğu Avrupa ülkeleriyle |
| yeniden iyi ilişkiler kurmuştur. Hatta 1968'de, Küba'yı tanıyan Latin |
| Amerika ülkelerinin yönetimleriyle dostluklar kurmuştur. Bu gibi iyi |
| ilişkileri gençlerini Üç Kültür Meydanı'nda kurşuna dizen Meksika ile |
| sınırlamayıp, ABD karşıtı askerlerin darbesiyle iktidara gelen Peru |
| hükümetiyle de kurmuştur. |
| Kastro enternasyonalist olduğuna dair iddalarda bulunmadı. Kastro |
| ne enternasyonal ne de işçi sınıfı adına konuşuyordu. Eğer belirli bir |
| süreden buyana kendisine komünist diyorsa, bunun nedeni Stalinist tek |
| ülkede sosyalizm anlayışını kendisine ve rejimine uygun bulduğundan |
| dolayıdır. Kastro'yu Kastro olduğu için eleştiremeyiz. Fakat şunu |
| kesinlikle söyleyebiliriz: Kastro dünya proletaryasının ve komünizmin |
| saflarında değildir. |
| Kuşkusuz, 1917 devrimcileri de başarısız olmuşlardır. Çünkü devrim- |
| den sonra ortaya çıkan toplum sosyalizmden çok uzaktır. Fakat buna rağmen |
| 1917 kışında Petrograd ve Moskova'da iktidarı ele geçirenlerle 1959'da |
| Küba'da iktidara gelen Kastro ve çevresindekiler arasında temelden |
| farklılıklar vardır. |
| Kastro ve etrafındakiler kendilerini Kübalı, yurtsever ve komünizm |
| karşıtı olarak ifade ediyorlardı. Kapitalizmi devam ettirip sömürüyü daha |
| insancıl bir şekilde sürdürmeyi amaçlıyorlardı. Fakat kesinlikle ne Küba |
| toplumunu ne de dünyayı temelden değiştirmek istiyorlardı. Eğer ülkenin |
| ekonomisini tamamen devletleştirdilerse, bunun sebebi olayların onları |
| mecbur etmesidir, kendi tercihleri değildir. |
| Rus devrimcileri, Rus milliyetçileri değillerdi. Onların mücadelesi |
| sadece Rusya ile sınırlı değildi. Aksine, onlar Rusya'yı cahil, geri |
| kalmış bir ülke olarak görüyorlardı. Bu geri kalmışlığın onları geriye |
| doğru götüreceğini çok iyi bildikleri için iktidarı bir kaç aydan fazla |
| ellerinde tutamayacaklarını tahmin ediyorlardı. Rus devriminin kaderini |
| Avrupa'da; özellikle en çok sanayileşmiş ve işçi sınıfına sahip Alma- |
| nya'da meydana gelecek bir devrime bel bağlamışlardı. Kendilerini Rus |
| devrimiyle sınırlamıyorlardı. Öyle ki, kendilerini dünya devriminin önde |
| giden basit bir öncü olarak görüyorlardı. İktidara gelir gelmez ilk |
| yaptıkları çağrı tümdünya proletaryasına, özel olarak savaş halinde |
| oldukları komşu ülke Almanya'nın proletaryasına seslenmek oldu. Onlara |
| göre tek bir gerçek vardır: "Proletaryanın vatanı yoktur". Onların tek |
| bir parolası vardı "Bütün ülkelerin işçileri, birleşin". İşte bu çok |
| basit bir kaç kelime ve deyim, Avrupa'da ve tüm dünyada yüzyılın en büyük |
| devrimci hareketini doğurdu. |
| İşte, -hatta- halkın desteğine sahip olan milliyetçi devrimci bir |
| hareketle, proleter devrimci hareket arasındaki fark budur: Liberal ve |
| milliyetçi siyasetler burjuva ideolojisini aşamaz ve proleter devrimcile- |
| rin ideolojisi olamaz. |
| Eğer 1959 Küba devrimi bir proleter devrim olsaydı, hakim sınıfların |
| ve emperyalizmin Kastro'ya beslediği kin daha fazla olmayacaktı. Eğer ABD |
| Küba'ya ciddi olarak müdahale etmediyse, bu Kastro'nun komünist olmaması |
| sebebiyle değildir (ABD komünist olmayan bir çok rejime müdahale |
| etmiştir). Müdahale etmemelerinin sebebi şudur: Domuzlar Körfezi |
| harekâtından sonra Kastro'nun diğer bir çok önder gibi halkını terk |
| etmeyip sonuna kadar mücadale etmeye kararlı olduğunu görmüş olmalarıdır. |
| Fakat, Küba'da bir proleter devrim gerçekleşseydi ve bu devrim tüm |
| Latin Amerika proleterlerine, tüm Kuzey ve Güney Amerika siyah halka - |
| ABD'deki siyah hareketin ülkeyi sarsmasından bir kaç yıl önce- seslenmiş |
| olsaydı; hem tüm Amerika kıtasında hem de dünyada bir çok şey değişebi- |
| lirdi. Küçük bir halk bile büyük devrimlerin başlangıcı olabilir: çünkü |
| devrim her zaman bir yerden başlamak zorundadır. |
| Malesef kitleler, çoğu zaman devrimi bölgeleriyle sınırlı tutan ve |
| devrimi ileriye götürmek istemeyen önderliklere güvenmektedir. |
| EK - 1952'ye kadar Küba işçi hareketi: Küba işçi sınıfının 50 yıllık mücadelesi |
| Kastro'nun zaferi Küba işçi sınıfının rolünü, tarihini ve mücadelesini |
| ikinci plana itti. Hatta onları tahrip etti. Öyle ki, bir çok kişiye göre |
| Küba halkının mücadele tarihi milliyetçi önderlerin ABD'nin boyunduruğun- |
| dan kurtulmak için verdikleri mücadeleyle eş anlamdadır. |
| Halbuki Küba işçi sınıfı, 19'uncu yüzyılın sonundan itibaren |
| toplumsal ve siyasi mücadelelerde ön planda yer almıştır. İşçi sınıfı |
| binlerce işçi ve militanın katıldığı etkili örgütler yaratmıştır. |
| Fakat bu örgütlerin önderleri, özel olarak Küba Komünist Partisi'nin |
| önderleri, işçi sınıfına yerine getirebileceği görevleri gerçekleştirme |
| imkânı tanımadılar. |
| Köleliğin resmen kaldırıldığı tarih olan 1880'e kadar Küba'da fazla |
| sayıda ücretli işçi yoktu. 1860'lı yıllarda, 500 civarındaki tütün |
| işletmelerinde yaklaşık 13 bin işçi çalışıyordu. Bu işçiler, Avrupa'dan |
| gelen işçilerin katkısıyla yardımlaşma dernekleri kurarak örgütlendiler. |
| Hatta bazı grevler gerçekleştirdiler. Köleliğin kalkması, büyük şeker |
| kamışı çiftliklerinde çalışan yüzbinlerce köleyi proleter yaptı. Şekerden |
| başka bir kaç daha az önemli diyebileceğimiz sanayinin gelişmesiyle, |
| kalabalık bir işçi sınıfı doğdu. Bu ise, örgütlenme faaliyetlerine |
| girişen militanların ortaya çıkmasına yol açtı. |
| Havana şehrinde marksist fikirler 1886 yılına doğru Enrique Roig'in |
| yayınladığı Üreten isimli gazete ile duyulmaya başladı. Cienfuegos |
| şehrinde İşçi isimli bir gazete vardı. |
| İlk işçi kurultayı 1887 yılında; ikincisi 1892 yılında ve tüm |
| ülkeden gelen binden fazla temsilcinin katılımıyla yapılmıştır. |
| Bu dönemde yaşanan ve iz bırakan en önemli grev 1901 yılında |
| düzenlenen "çıraklar grevi" olmuştur. Bu grev çıraklara uygulanan |
| cezalara ve patronların İspanyol kökenli işçilere karşı uyguladığı |
| ayrıcalıkları protesto etmek için yapılmıştı. Grev geniş bir çevreye |
| yayılmıştır. Sonunda barikatların kurulduğu bir mücadele yaşanmış, altı |
| ölü ve yüzlerce yaralı verilmiştir. |
| İşçi sınıfına karşı uygulanan baskılara rağmen 1904'te Küba da bir |
| işçi partisi kuruldu. 1905 yılında Sosyalist İşçi Partisi adını aldı ve |
| 1906 yılında II.Enternasyonal'e üye oldu. Fakat ilk başlarda Küba işçi |
| sınıfını etkileyen II.Enternasyonal'in fikirlerinden çok, İspanya'dan |
| gelen anarko-sendikalist fikirler olmuştur. |
| Birinci Dünya Savaşı yıllarında ve onu takip eden yıllarda Küba |
| ekonomisi önemli değişiklikler yaşamıştır. ABD yatırımları, özel olarak |
| şeker ve maden işkolunda artmıştır. Bu durum Küba'da burjuvazinin |
| zenginleşmesine, küçük burjuvazinin çoğalmasına olanak sağlamıştır. Buna |
| paralel olarak işçi sınıfı da, hem sayı hem de örgütlenme açısından |
| ilerleme kaydetmiştir. 1915 yılında devrimci sendika militanları |
| önderliğinde ülke çapında işçi kurultayı düzenlenmiştir. 1920 yılında bir |
| anarko sendikacı olan Arturo Lopez önderliğinde Havana İşçi Federasyonu |
| kurulmuştur. 1925 Şubat'ında Arturo Lopez Küba Ulusal İşçi Konfedarasyo- |
| nu'nu kurmuştur. |
| Aynı tarihlerde (Mayıs 1925), Kübalı ve ABD'li kapitalistler, işçi |
| ve öğrenci eylemlerine son vermek için, "güçlü bir kişi" dedikleri |
| general Machado'ya baş vurdular. Bu general Kübalı büyük şirketle de |
| ortaklığı olan bir işadamı idi. |
| General Machado şunu açıklamıştır: "Seçilirsem", "Ben başta olduğum |
| süre içinde hiç bir grev 15 dakikadan fazla sürmeyecektir". Bu açıklama |
| işçi sınıfına karşı açık bir savaş ilanıydı. Bu meydan okuma hiç işe |
| yaramadı. Çünkü onun diktatörlüğü sırasında bir çok grev oldu ve genelde |
| bir çeyrekten daha fazla sürdü. Fakat her grev korkunç baskılara hedef |
| oldu. |
| Machado iktidara yerleştikten bir kaç hafta sonra, 16 ve 17 Temmuz |
| 1925'te Küba Komünist Partisi (KKP) kuruldu. Kısa zamanda Küba'nın en |
| güçlü işçi partisi oldu. Hatta tüm Latin Amerika Komünist Partileri |
| arasında en güçlü parti haline geldi. |
| KP'nin en tanınmış önderlerinden Mella, öğrenci hareketinden |
| geliyordu. Yine öğrenci hareketinden gelen ve çok tanınmış bir şair olan |
| Ruben Martinez Viella, tanınmış bir KP lideriydi. |
| Bu en önemli iki önder, Küba KP'nin kurucularının sosyal kökenini |
| yansıtıyordu. Çünkü KP'nin çoğunluğu burjuva ve küçük burjuva aydınlardan |
| oluşuyordu. |
| Küba KP'si, III.Enternasyonal'in ısrarları üzerine işçi sınıfını |
| kazanmak için çalışmalara girişti. |
| 1926-1927 yıllarında liman, demiryolu, şeker işkollarında grevler |
| düzenlendi. Fakat hepsi şiddetle bastırıldı. Anarşist önder Arturo Lopez |
| dahil olmak üzere bir kısım işçi önderi katledildi. Yüzlerce işçi sürgün |
| edildi. Küba KP'si bu şartlar altında bile varlığını sürdürdü. |
| KP şeker işkolunda örgütlenmek için faaliyet başlattı. Bu görevi |
| üstlenen militanların işi oldukça zordu. Çünkü şeker fabrikaları ve |
| çiftlikleri işçiler için birer toplama kampıydı. |
| KP aydınlar arasındaki etkinliğini geliştirmek için gayretlerine |
| devam etti. Bir de büyük çiftliklerin çevresindeki yoksul köylüler |
| arasında faaliyet düzenledi. Genelde büyük çiftlik sahipleri çevrelerin- |
| deki küçük toprak sahibi köylülerin de topraklarına el koymaya çalışıyor- |
| lardı. |
| 1929 yılında Küba işçi sınıfı toplumda azınlıkta ise de (nüfusun |
| yüzde 16.4'ü), sayıca önemliydi. Yarısı tarım işçisi olmak üzere 600 bin |
| işçi vardı. 1929-1933 dünya bunalımı yıllarında, şekerin ortalama fiyatı |
| yarı yarıya düşmüştü. İşçi sınıfı bu düşüşten etkilendi. Yüzde 57 düşüş |
| halkı da çok kötü şekilde etkiledi. |
| Dünyadaki tüm ülkelerde işçi sınıfının karşılaştığı bela aynı idi. |
| Bu nedenle Latin Amerika Sendikaları Konfedarasyonu 30 Mart 1930'da bir |
| günlük "işsizlik eylemi" düzenledi. Bu vesileyle Küba'da en önemli |
| sendika olan ve KP'li militanlar tarafından yönetilen Ulusal İşçi |
| Konfedarasyonu bu eyleme hazırlıklı olarak katıldı. General Machado'nun |
| ilk tepkisi sendikayı yasaklamak oldu. Buna karşı sendika genel grev |
| kararı aldı. 20 Mart grevine 200 bin kişi katıldı. Bu eylem Machado |
| diktatörlüğünü sarsan siyasi bir grev oldu. |
| Grev işçi sınıfı için bir başlangıç oldu. İşçi sınıfı diğer sosyal |
| sınıfları da peşinden sürükleyerek Machado'ya karşı mücadeleyi başlattı. |
| 19 Nisan 1930 günü Havana'daki Merkez Park'ta 50 bin kişi diktatörlüğe |
| karşı yürüyüş düzenledi. 30 Eylül'de öğrenciler de sokağa döküldü. |
| Diktatör Machado tepki olarak üniversiteleri kapattı. |
| İşçi hareketine ve işçi örgütlerine karşı uygulanan baskılara |
| rağmen, bu kara yıllarda, 1931-1932'de grevler tramvay işletmesi, tütün |
| fabrikaları ve şeker sanayinde devam etti. Hem işçi sınıfı hem de KP |
| diktatörlüge rağmen ayakta kalabildi. KP açlığa karşı uzun yürüyüşler |
| düzenledi. 1932 yılında ise, ülke çapında şeker işçileri sendikası |
| kuruldu. |
| 1933 yılı grev dalgasıyla başladı ve Ağustos ayında genel bir |
| hareket olarak doruk noktasına ulaştı. |
| 2 Ağustos günü Havana'da bir otobüs garajına bağlı işçiler greve |
| çıktılar. İki gün sonra tüm başşehirdeki taşımacılık hizmetleri durmuştu. |
| 6 Ağustos günü grev tüm ülkeye yayıldı. 7 Ağustos günü Machado'nun istifa |
| ettiğine inanan halk sevinç çığlıklarıyla sokağa döküldü ve hükümet |
| binasına doğru yürüyüşü geçti. Polis ateş açarak halkın önünü kesti. |
| Onlarca ölü ve yaralı oldu. |
| Komünist militanlar bir merkezi grev komitesi oluşturdular. Halkın |
| kurşunlanmasından bir gün sonra general Machado görüşme önerisinde |
| bulundu. Merkezi grev komitesi öneriyi kabul etti ve isteklerini sadece |
| ulaşım işçilerinin talepleriyle sınırlı tuttu. KP yönetimi, hem merkezi |
| grev komitesi hem de sendika adına Machado ile anlaşma imzalayarak 11 |
| Ağustos günü öğleden sonra işbaşı yapılmasını kabul etti. Bu anlaşma bir |
| işe yaramadı. Çünkü grev her yerde devam ediyordu. Machado orduya |
| başvurdu. Fakat subaylar generallerini desteklemedi. Machado ülkeyi terk |
| etmek zorunda kaldı. Halk tekrar sokağa döküldü ve bir kaç gün boyunca |
| diktatörün adamlarına karşı eylemler gerçekleştirdi. Bazı polisler ve |
| iğrenç polikacılar halk tarafından linç edildiler. |
| KP Ağustos 1933'te Machado ile anlaşarak grevin olanaklarını sonuna |
| kadar kullanmaya karşı çıktığı için, hem siyasi yönden hem de moral |
| yönünden işçi sınıfının elini ayağını bağlamış oldu. Böylece Machado'ya |
| muhalif olan burjuva politikacıların iktidara gelmesine fırsat verdi. |
| İhanete uğrayan işçi sınıfı, meydanı ikinci derecedeki ordu |
| yöneticilerine ve öğrencilere terk etti. 3 Eylül gecesi, subaylar tek |
| kurşun bile atmadan kışlaları ele geçirdiler. Bu subayların başında |
| Batista adında bir çavuş bulunuyordu... Sonuç olarak ABD emperyalizmine |
| karşıtlığıyla tanınan radikal görünümlü bir profesör olan Grau San Martin |
| başkanlığında bir hükümet kuruldu. |
| Grau San Martin hükümeti sosyal barışı yeniden sağlayabilmek için |
| belirli tavizler verdi. Sekiz saatlik iş günü, şeker kamışı kesen işçiler |
| için günlük asgari ücret verilmesi, sendikal hakların tanınması, sanayi |
| ve ticaret işkollarında çalışanların en az yüzde 50'sinin o yöre |
| halkından oluşması; Platt Kararnamesi'nin (1) kaldırılması gibi kararlar |
| alındı. Grau San Martin toprak reformu yapacağına da söz verdi. |
| Fakat hükümet hemen gerçek yüzünü gösterdi. 29 Eylül günü Meksika'da |
| öldürülen KP lideri Mella'nın cesedinin külleri geldiği gün cinayeti |
| protesto etmek için yürüyüş düzenleyen kitlelerin üzerine otomatik |
| silahlarla ateş açıldı. |
| Grau San Martin hükümetinin ilk ayında devrimci harekette bir |
| gerileme yaşanırken, KP, maceracı bir şekilde grevler düzenleyip, bu |
| grevlere "sovyetler" ismini verdi. Her ne kadar işçi sınıfı mücadeleci |
| konumunu terk etmemiş olsa da, artık çok geçti. Çünkü hareket gerileme |
| sürecine girmişti. |
| Bu sözde "sovyetler" den 36 tane oluşturuldu. En tanınmışı Mabay |
| "Sovyeti" idi. KP militanları Mabay'da silahlı milisler olarak örgütlen- |
| diler ve hükümetin onlara karşı gönderdiği topçu birliğini geri |
| püskürttüler. Ayrıca silahlı sivil kişilerin ve patron adamlarının |
| çiftliklerdeki hayvanları geri alma çabalarını engellediler. |
| Fakat KP, III.Enternasyonal yöneticilerinin emirlerine uyarak 1934 |
| baharından itibaren siyaset değiştirdi. Bu sefer de birleşik cephe |
| iddiasıyla milliyetçi burjuvalarla -bazıları kendilerine radikal diyordu-, teslimiyet siyaseti uyguladılar. |
| Mart 1935'te Batista'ya karşı tüm muhalefetin düzenlediği grev |
| başarısızlıkla sonuçlandı. O zamanlar Batista sadece ordunun başında idi |
| (resmen Başkan olma tarihi 1940 yılıdır). Ama gerçekte, görevlendirdiği |
| bir Başkan'ın arkasına saklanarak iktidarı yönetiyordu. Komünist Parti |
| Batista'ya şu sözlerle karşı çıkıyordu: "Batista emperyalizme hizmet eden |
| bir vatan hainidir... Mart ayındaki genel grevi ateş ve kanla boğmuştur. |
| Üniversiteleri kışlaya çevirmiştir. İşçi sendikalarını ve bürolarını |
| dağıtmıştır. Doktorlar Federasyonunu ezmiştir. Özgürlük ve demokrasi için |
| mücadele eden üç binden fazla erkek, kadın ve çocuk hapishanelere |
| konulmuştur". |
| Fakat Komünist Parti kısa sürede Batista hakkında fikir değiştirdi. |
| 1938 yılında Batista'nın -Roosevelt gibi- işçi örgütlerine yakınlaşarak |
| yeni bir anayasa ve demokratik hakların yeniden tanınması yönünde görüş |
| açıklaması, hain ve katil Batista'nın demokrat ilan edilmesine yetmiştir. |
| böylece KP Havana da ilk defa resmen tanındı. Batista'nın girişimiyle |
| yeni işçi konfedarasyonu (Küba İşçilerinin Konfederasyonu) oluşturuldu. |
| Yönetimdeki sandalyeler KP tarafından işgal edildi. En azından ilk başta |
| durum buydu. O zamanlar KP'nin genel sekreteri Batista hakkında şunları |
| açıklamıştı: "Batista'nın aile kökenini göz önünde bulundurmalıyız... |
| Küba çıkarları için and içmiş eski bir askerdir, onbaşı ve çavuşlarla |
| görüşmeye devam ediyor. Ben şuna inanıyorum: Eylül 1933'te bu kişiyi |
| iktidara iten devrimci hareket idi. Hareket, onun ve olaylara katılan |
| diğerlerinin üzerindeki etkisini hiç yitirmemiştir". |
| Batista Kasım 1938 yılında Washington'da düzenlenen 1918 Barış |
| Anlaşması'nın yirminci yılını kutlama törenlerinden geri döndüğünde KP |
| Batista için muhteşem bir karşılama düzenledi. KP Genel Sekreteri ve |
| Batista Başkanlık Sarayı'nın balkonunda yan yana yer aldı. KP genel |
| sekreteri açıkca şunları söyledi: "(...) Hiç çekinmeden şunu söyleyebili- |
| riz: Devrimci hareketin şu andaki temel görevi demokratik bir program |
| etrafında milli birlik için mücadele etmektir. Nazizmin ve faşizmin |
| ilerlemesi; İspanya'da Alman-İtalyan zaferi; Roma-Berlin-Tokyo ekseni |
| Amerika'ya karşı bir tehlike oluşturuyor. Bu tehlikelere karşı, Küba bir |
| devlet olarak dünyadaki diğer demokratik hükümetlerle ve özel olarak ABD |
| ile sıkı işbirliği içinde olmalıdır". |
| Artık bundan böyle Küba KP'si faşizme karşı mücadele bahanesiyle |
| Batista ile işbirliği yapmaya başladı. |
| KP, 1939 yılında anayasa ile ilgili seçimlere katılabilmek için Juan |
| Marienello'nun yönettiği Devrimci Birlik Partisi ile birleşti. Bu parti |
| radikal aydınlar ve orta sınıflara ait kişiler tarafından oluşturuldu. |
| İki parti 1940 yılında Devrimci Küba Birliği adı altında birleşir. Yeni |
| bir parti oluşturdular. Bu yeni partinin başkanı Juan Marinello oldu. |
| Böylece yeni bir stalinist parti kuruldu. |
| Temmuz 1940'da Batista Başkan adayı oldu. ve adaylığı içinde KP'nin |
| de bulunduğu "Sosyalist Demokratik Koalisyon" tarafından desteklendi. |
| 1940-1944 yılları arasında Küba KP'si ABD KP'sini taklit ederek |
| Batista'nın iktidarını destekledi. ABD KP'si Earl Browder önderliğinde |
| iğrenç Roosevelt hükümetini desteklemişti. Batista 1942'de Küba KP'sine |
| teşekkür olarak iki bakanlık verdi. |
| KP, 1944'te başkanlığı Grau San Martin'in seçilmesinden sonra da |
| siyasetini değiştirmedi. Örneğin Şubat 1945'te Havana'da verilen bir |
| yemeğe patron örgütleri ve CTC sendikasının en üst seviyedeki yöneticile- |
| ri davet edilmişti. Davetliler arasında KP yöneticilerinden Lazaro Pena |
| da vardı. Bu vesileyle sınıf işbirliği şerefine kadeh kaldılar. Yeni |
| Başkan KP yöneticisinin söylediklerinden o kadar çok gurur duyuyordu ki, |
| sonuç metni "Patronlar ile işçiler arasında işbirliği" adı altında |
| yayınlandı. |
| Fakat soğuk savaş döneminin başlamasıyla birlikte Küba KP'sinin |
| durumu da çabuk değişti. 1947 baharından itibaren Grau San Martin |
| Hükümeti sendikalardaki komünist militanlara saldırmaya başladı. Hükümet |
| zor kullanarak sendika merkezlerini işgal etti. Seçilmiş yöneticileri |
| görevden aldı ve yerlerine yeni yöneticiler atadı. İşçiler tepki olarak |
| aidat ödemediler. Hükümet aidat ödemeyi zorunlu kıldı. Buna paralel |
| olarak işçi militanlar öldürülmeye başlandı. |
| Öyle ki, 1947 yılı sonunda Küba KP'si Küba İşçi Konfedarasyonunda |
| azınlık durumuna düştü. 1942 yılında 87 bin üyesi olan KP, on yıl sonra |
| 1952'de yani Batista'nın askeri darbesinin hemen öncesinde ancak 20 bin |
| üyeye sahipti. Bu rakam bile Kastro'nun Barbudoslarının (sakallılar) |
| oynadığı rolü oynayabilirdi. Fakat KP böyle bir siyaseti uygulayabilmek |
| için gerekli olan yeteneklere sahip değildi. Gerektiği gibi radikal |
| davranarak ayaklanma yoluna başvuranlar milliyetçi küçük burjuvalar oldu. |
| Küba KP'si böyle birşeye cesaret edemedi... Herneyse. KP'nin yöneticileri |
| Kastro'dan daha fazla bir proleter siyasete sahip değildi. Çünkü KP |
| tabanının proleter olmasına rağmen yönetim değildi. KP yönetimi |
| proletaryanın saflarında değildi. |
| (1) Platt Kararnamesi: 1901 Anayasasında yer alan ve "Küba, bağımsızlığı- |
| nı korumak, hükümetin güvenliğini, mal, mülk ve kişisel özgürlükleri |
| sağlamak için ABD'ye müdahale hakkı tanır" gibi bir maddeyi içeren |
| kararname. |